IRCKaynak  

Geri Git   IRCKaynak > Kadınca > Sağlıklı Yaşam > Sağlıklı Beslenme

Sağlıklı Beslenme Sağlıklı beslenmek için öneriler...

Şifalı Bitkiler Sözlüğü

Sağlıklı Yaşam kategorisinde > Sağlıklı Beslenme bölümüne açılan > Şifalı Bitkiler Sözlüğü başlığından; Hüsnüyusuf (Guguçiçeği) Karanfilgiller familyasından bir çeşit süs bitkisidir. Faydası: Mide üşütmesinden doğan şikayetleri giderir. İktidarsızlıkta da faydalıdır. Hüdaverdiotu Hüdaverdiotu, Gottesgnadenkraut, ...


User Tag List

Yeni Başlık Ekle Yanıtla  
LinkBack Başlık Araçları Görünüm Modları
Okunmamış 08 Mart 2011, 16:24   #11 (permalink)
Admin

Aşk, her şeye değer
 
Damla Kullanıcısının Avatarı
 
Giriş Tarihi: 29 Ağustos 2010
Yer: Regex'in ♥`∂єη
İletiler: 908
IRC: ~
Web: www.IRCKaynak.Com
Teşekkürler: 266
108 iletisine, 139 kez teşekkür edildi.
Mentioned: 0 Post(s)
Tagged: 0 Thread(s)
Rep Gücü: 93
Rep Puanı: 1780
Rep Düzeyi: Damla geleceği parlak!Damla geleceği parlak!Damla geleceği parlak!Damla geleceği parlak!Damla geleceği parlak!Damla geleceği parlak!Damla geleceği parlak!Damla geleceği parlak!Damla geleceği parlak!Damla geleceği parlak!Damla geleceği parlak!
Varsayılan Yanıt: Şifalı Bitkiler Sözlüğü



Hüsnüyusuf (Guguçiçeği)


Karanfilgiller familyasından bir çeşit süs bitkisidir.

Faydası: Mide üşütmesinden doğan şikayetleri giderir. İktidarsızlıkta da faydalıdır.







Hüdaverdiotu


Hüdaverdiotu, Gottesgnadenkraut, Gratiola officinalis
Fukaraotu

Familyası: Sıracaotugillerden, Braunwurzgewaechse, Scrophulariaceae
Drugları: Hüdaverdiotu. Gratiolae herba
Hüdaverdiotunun kökleri hariç geri kalan kısmı tentür ve natürel ilaç yapımında kulanılır.
Botanik: Asya, Avrupa ve kuzey Amarikanın ılıman bölgelerinde ırmak, göl ve göletkenarları ile nemli ormanlarıda yetişir. Kökleri fazla derine gitmez ve hemen toprak altında yataz olarak çevresine yayılır. Bu nedenle eklildiği yerde hemen çoğalır ve oldukca sıktır. Gövdeleri dört köşeli içi boş, yukarılara doğru çok az çatallaşır. Yaprakları sapsız, yani gövdeye oturmuş, mızrak şeklinde, kenarları kertikli, karşılıklı bir sonraki ile çapraz ve koyu yeşil renklidir.
Çiçekleri yaprak koltuğundan çıkan ipliğimsi uzun bir sap üzerinde, yapı ihtibarı ile zurnaya benzer, uc kısmında alt ve üst dudaklar olmak üzere iki dudaklıdır ve genelikle üst dudak bütün veya hafif ortadan yırtık iken, alt dudakları ise üç lopludur. Çiçeklerin üzeri esmer, sarımtırak veya kırmızımsı renkli, uc kısımdaki loplar beyaz, borunun içi çizğili sarımsı esmer renklerden oluşur ve kupa yaprakları beş adet küçük mızrak şeklinde vede yeşilrenklidir.
Yetiştirilmesi: Ilıman iklimde yetişmesi problem değildir ve Türkiyenin hemen yöresinde rahatlıkla yetiştirilebilir.
Hasat zamanı: Haziran’dan Eylüle kadar, topraktan hemen biraz yukarıdan kesilerek, toplanır, güneşli ve havadar yerlerde kurutulur. Şayet bitki topraklı, toplu, böcekli veya çamurlu ise yıkanır sonrada kurutulur. Şayet tentür yapımında kulanılacak ise kurutulmadan taze işlenir. Malesef şifalı bitkileri toplama, kurutma, paketleme ver depolama işlemleri sırasında çok yanlışlar yapılmaktadır. Bitkinin şifalı kısmı yaparak veya çiçekleri ise asla Güneş altında kurutulmaz ve mutlaka gölgede kurutulmalıdır. Ayrıca öreneğin bitki 5 günde kurudu ise 2 gün daha kurumada bırakmak mahzurludur, çünkü birleşimindeki eterik yağları kaybettiğinden kalitesi düşer. Sadece bitki kökleri Güneş'te kurutulur ve kurur kurumaz hemen paketlenip diploması gerekir. Şifalı bitkilerin Aktarlar'da açıkta satılması kalitesini kısa sürede sıfırlar.
Kulanılması: a-) Üniversite kliniklerinde tedavi denemeleri ve araştırmalar yapılmamıştır. Bu nedenle bugünkü bilgilere göre 2. sınıf bir şifalı bitkidir. Hüdaverdiotu yerine göre daha etkili olan başka bitkiler kulanılmalıdır örneğin: Karaciğer ve safra rahatsızlıklarına karşı Şahtere-, Zerdecal-, Civanpercemi-, Kırlanğıçotu-, veya Gökçek İksiri daha etkildir.
b-) Halkarasında: Eskiden karaciğer-safra, mide ve bağırsak rahatsızlıklarına karşı kulanılmıştır. Fakat zehirli olması nedeniyle günümüzde bu tür rahatsızlıklara karşı daha etkili ve zararsız olan başka şifalı birkilern kulanılması uygundur.
Çay: Çayın içilmesi zehirli olması nedeniyle mahzurludur, ancak az miktarda (dozajda) ve kısa süre ile içilebilir.
Yantesiri: Hüdaverdiotu ancak doktor veya hekim (alternatif tedavi uzmanı) konturollunda kulanılabilir, zira zehirlidir. Zehirlenme halinde hemen doktora gidilmeli veya doktor çağrılmalıdır. Zehirlendikten sonra tuzlu su içilirse kusma ile zehir dışarı atılır veya aktif kömür (tıbbi kömür) yutulur ise kömür zehiri emerek tehlikeyi azaltır.




I







Ihlamur



Ihlamur, Linde, Tilia cordata Miller, Tilia platyphyllos SCOPOLI
Familyası: Ihlamurgillerden, Lindengeâchse, Tiliaceae
Drugları: Ihlamur çiçeği; Tiliae flos
Ihlamur yaprakları; Tiliae folium
Ihlamurun genellikle çiçekleri ve nadiren de yaprakları çay ve natürel ilaç yapımında kullanılır.
Giriş: Ihlamurun bilinen 25 alt türü mevcuttur ve bunlardan en çok kullanılanları Küçük yapraklı Ihlamur (Kış Ihlamuru); Tilia cordata MILLER, Büyük yapraklı Ihlamur (Yaz Ihlamuru); Tilia platyphyllos SCOPOLI en çok kullanılan ve ikisi arasında kullanım bakımından pek ayırım yapılmaz. Gümüş Ihlamuru; Tilia tomentosa MOENCH bu tür genellikle Türkiye ve Kuzey Akdeniz ülkelerinde kullanılır. Ayrıca Kafkaslarda Kafkas Ihlamuru; Tilia rubra, Amerika Ihlamuru; Tilia americana L., Çin Ihlamuru; T.chinensis MAXIM ve Hollanda Ihlamuru; Tilia vulgaris gibi bölgesel olarak da kullanılan Ihlamur çeşitleri mevcuttur. Fakat en hoş kokulu ve en çok kullanılan türler Yaz ve Kış Ihlamuru olup diğerleri henüz yeterince incelenmemiştir. Yaz Ihlamuru Mayıs ortalarına doğru çiçek açmaya başlar ve bunu 14 gün sonra Kış Ihlamuru takip eder.
Botanik: Yaz Ihlamurunun (Büyük yapraklı Ihlamur) yaprakları Kış Ihlamuruna göre büyükçe, alt yüzeyinin damarlı olan kısımlarında beyaz tüyler mevcuttur. Kış Ihlamurunun yaprakları biraz daha küçük ve alt yüzeyindeki damarların üzerinde kahverengimsi tüyler mevcuttur. Her iki türünde yaprakları kalp şeklinde, alt yüzeyi koyu yeşil ve kenarları kertiklidir. Çiçeklerle yapraklar arasında bir tane kanat yaprak bulunur ve bu yaprak oval şekilde olup açık yeşil renktedir. Kanat yaprak hafif olması nedeniyle rüzgârlı havada olgunlaşan tohumları uzak yerlere taşınır ve bu yapraklarda genellikle çiçeklerle toplanarak kurutulur ve kullanılır. Yaz Ihlamurunun çiçek salkımında 3-5çiçek ve Kış Ihlamurunun salkımında 5-13çiçek bulunur yani Kış Ihlamuru daha verimlidir. Çiçekleri sarımsı beyaz 5 adet küçük oval taç yapraklar ortada bir göbek ve onun etrafında ucu esmerimsi döllenme tozlukları bulunur.
Yetiştirilmesi: Türkiye’nin hemen her bölgesinde Ihlamur problemsiz yetişir. Şayet park, bahçe, cadde, sokak ve bulvarlara Ihlamur ağacı ekilirse hem çevre kirliliğine karşı çevremizi güzel kokulu Ihlamur ile korumuş olur hem de başta arılar olmak üzere diğer böceklere yaşama şansı vermiş oluruz.
Hasat zamanı: Mayıs ayından Ağustos’a kadar Ihlamur çiçekleri toplanır. Çiçeklerin hemen açtıktan sonra toplanması ile kaliteli Drug (ilaç) elde edilir. Fakat asla yol kenarları, otoban kenarları ve kimya fabrikalarının civarında yetişen Ihlamurların çiçekleri toplanmamalıdır. Çünkü kirli çevreden toplanan çiçeklerle sağlığımız tehlikeye atarız. Çiçeklerle birlikte kanat yapraklarda toplanır, kurutulur ve kuruturken ısının 40˚’den fazla olmaması gerekir.
Malesef şifalı bitkiler toplama, kurutma, paketleme ve depolama işlemleri sırasında çok yanlışlar yapılmaktadır. Bitkinin şifalı kısmı yaprak veya çiçekleri ise asla Güneş altında kurutulmaz ve mutlaka gölgede kurutulmalıdır. Ayrıca örneğin bitki 5 günde kurudu ise, 2 gün daha kurumada bırakmak mahzurludur, çünkü birleşimindeki eterik yağları kaybettiğinden kalitesi düşer. Sadece bitki kökleri Güneş’te kurutulur ve kurur kurumaz hemen paketlenip depolanması gerekir. Şifalı bitkilerin Aktarlar’da açıkta satılması kalitesini kısa sürede düşürür ve etkisini oldukca azaltır.
Kullanılması:
a) Araştırmalara göre grip’in daha kısa sürede iyileşmesini sağlar.
b) Komisyon E’nin 01/09/1990 tarih ve 164nolu Monografi bildirisine göre başta; üşütme hastalıkları ve öksürüğe karşı kullanılır.
c) Halk arasında; Ihlamur çayı başta üşütme hastalıklarından; öksürme, grip, boğazı üşütme, bronşit, böbrekler ve mesane nezlesi, mide ve bağırsakların nezlesi gibi rahatsızlıklara karşı kullanılır.
Açıklama: Ihlamurun en belirgin özelliğinin terletici olmasıdır. Bazı yazarlar bu özelliğinin birleşimindeki 70 çeşit Eter yağı türevlerinden dolayı olduğunu, bazıları da Musilajın ve diğer bir grup ise Flavonitlerin bu etkiyi yaptığını ileri sürmektedirler. Hatta Ihlamurun terletici özelliğe sahip olmadığını bunun sıcak suyun bir etkisi olduğunu ileri sürenler bile vardır. Fakat şurası bir gerçektir ki Ihlamur, Mürver, Papatya ve Jaborandi gibi çok iyi bir terletici olduğu binlerce yıllık tecrübe ve yeni yeni yapılan klinik araştırmalar bunu ispatlamaktadır. Ihlamur aynı zamanda sinirleri teskin edici ve iyi bir uyutucu bitkisel ilaçtır. Şayet kişi uyuyamıyor ise akşamları içeceği 1-2bardak Ihlamur çayı rahat ve iyi bir uyku kazandırır. Uyumayan küçük çocukları ve bebekler Ihlamur çayının demiyle banyo yapılır ise güzel bir uyku alırlar. Almanya’da satılan kaliteli bir çocuk şampuanı Ihlamur ve Papatya çiçeklerinin ekstresinden yapılır. Bu şampuanı yıllardır bende kullanmaktayım. Zira büyüklerin kullandığı şampuanlar insan sağlığına oldukça zararlıdır. Ihlamur çiçeklerinin bir diğer özelliği de Göz nezlesi ve iltihaplarına karşı iyi biri ilaç olmasıdır. Ayrıca insanın direncini artırır, immün sistemini (bağışıklık sistemi) kuvvetlendirerek başta virüs ve bakterilerin neden olduğu bulaşıcı hastalılar, üşütme hastalıkları ve gribin kısa zamanda yenilmesini ve kişinin yeniden sağlığına kavuşmasına yardımcı olur.
Çayı: İki kahve kaşığı ıhlamur çiçeği demliğe konur ve üzerine 300-500ml kaynar su ilave edilerek 5-10dk bekletildikten sonra süzülerek içilir.
Çay Harmanları;
Banyosu: Terleme banyosu; üşüten ve gripli kişi için Mürver çiçeği, Ihlamur çiçeği, Papatya çiçeği ve Kuşburnu karışımından 20-40gr bir demliğe konur. Üzerine 1-2lt kaynar su ilave edildikten sonra 5-10dk demlenmeye bırakılır ve demi içi sıcak su (37˚-42˚) ile dolu olan küvete ilave edilir ve bu suyla banyo yapıldıktan sonra en az 20-30dk yatılır. Bu banyo kişiyi terletir ve hastalığını bir an önce atlatmasını sağlar. El ve ayak banyoları; ayakların şişmesi halinde Mürver çiçeği, Ihlamur çiçeği ve Papatya çiçeklerinin karışımından 20-30gr demliğe konulduktan sonra 1-2lt kaynar su ile haşlanır ve 5-10dk demlenmeye bırakıldıktan sonra süzülür. Demle 2-3lt sıcak su ılıştırıldıktan sonra ayaklar 20-30dk bu suyla banyo yapılır. Başka bir metot ise deme iki havlu emdirilerek bu havlular şişen ayaklara sarılır ve bu sargı 20-30dk ayaklarda kalır ve sonra çıkarılır.
Yan tesirleri: Yaz ve Kış Ihlamurlarının çiçek, kanat yaprak ve yapraklarından elde edilen çay veya natürel ilaçların bir yan tesiri yoktur. Fakat aşırı dozda ve aylarca içilmesinin kalbe zarar verebileceği ve bu nedenle sürekli içilmesinin sakıncalı olduğu bazı uzmanlarca iddia edilmektedir.
Gümüş Ihlamur, Tilia tomentosa
Türk Ihlamuru
Birleşimindeki Mannozlardan dolayı başta; bal arsı, yabani arı ve üzüm arısı için çok tehlikeli bir zehir teşkil eder ve de öldürür. Çünkü Mannozların arılarda bir sonraki basamağa dönüşmesini sağlayacak olan Fosformannozlar-Izomeraze enzimi olmadığından zehirlenme hastalığı hasıl olur. Şayet Gümüş Ihlamurunun çiçekli zamanında altına bakacak olursanız bu arıların ölülerini görürsünüz. Bu nedenle Gümüş ıhlamurun yerine Yaz veya Kış Ihlamuru yetiştirilmelidir. İnsanlara bir zararı dokunmaz.





ISIRGAN


Isırgan otu, Brennessel, Urtica dioica L.
Dızlagan
Isırgan
Prostat kökü
Romatizma kökü
Büyük Isırgan otu
Familyası: Isırganotugillerden, Brennesselgewâchse, Urticaceae
Drugları: Isırgan otu; Urticae herba
Isırgan yaprağı; Urticae folium
Isırgan kökü; Urticae radix
Isırgan tohumu; Urticae fructus (semen)
Isırgan otu ve kökü çay, tentür ve natürel ilaç yapımında, tohumları ise nadiren çay yapımında kullanılmaktadır.
Giriş: Isırgan otunun bilinen 3 önemli türü vardır ve bunlardan Büyük Isırgan otu; Urtica dioica, Küçük Isırgan otu; Urtica urens ve Kara Isırgan otu; Urtica pilulifera’yı sayabiliriz. Büyük ısırgan en yaygın olarak yetişen ve kullanılan bir türdür, Küçük Isırgan otu ise tentür ve Kara ısırgan otunun tohumları kullanılır. Urtica “urere” kelimesinden türemiş olup yakıcı anlamında, Dioica ise “çift evli” anlamına gelir. Türkçe Isırgan diye anılması ısırması nedeni iledir. Isırgan otu takriben 2000 yıldır halk arasında romatizma ve idrar yolları rahatsızlıklarına karşı kullanılır. Günümüzde yapılan son araştırmalarla bitkinin önemi oldukça artmıştır.
Botanik: Isırgan otu çok yıllık, dikine yükselen, üzeri yakıcı tüylü bir bitkidir. Kökleri ana ve yan köklerden oluşur. Yan kökleri sayesinde bitki kısa zamanda bulunduğu yerde kümeler oluşturur. Gövdesi 4 köşeli, üzeri tüylü, içi boş ve nadiren çatallaşır. Alt yapraklarının geri kısmı kalp şeklinde ve uca doğru sivricedir ve de yukarıdaki yaprakları ise mızrak şeklinde, kenarları kertikli veya dişli, üzerinde tüyler ve de arada bir iğne gibi sert içi Histamine benzeyen yakıcı bir madde ile doludur. Çiçekleri ayrı ayrı bitkide yani iki evli yukarıdaki sap diplerinden çıkan uzun saplar üzerinde oldukça küçük ve çok miktarda hafif sarımsı yeşil çiçeklerden oluşur.
Yetiştirilmesi: Bazıları Isırgan otunun sebze ve meyvelere zarar ver¬diğini düşünerek onu yok etmeye çalışırlar oysa Isırgan otu toprağın minerallerini artırarak onu zenginleştirir. Bahçe veya tarlanın bir köşe¬sine ekilecek bir kökün kısa zamanda geniş bir alanı kapladığını görür¬sünüz. Genellikle yol kenarları, ırmak kenarları, nemli topraklar, hayvan gübresinin bulunduğu yerler ve ormanların ışık gören seyrek yörelerinde oldukça sık görülür.
Hasat zamanı: Nisan’dan Ağustos’a kadar yaprakları veya bitkinin yerden 5-10cm yukarıdan gövdesi kesilerek tamamı toplanır, havalı ve gölgelik bir yerde kurutulur. Kökleri de söküldükten sonra iyice yıkanır ve kurutulduktan sonra ince kıyılarak kaldırılır. Malesef şifalı bitkiler toplama, kurutma, paketleme ve depolama işlemleri sırasında çok yan¬lışlar yapılmaktadır. Bitkinin şifalı kısmı yaprak veya çiçekleri ise asla Güneş altında kurutulmaz ve mutlaka gölgede kurutulmalıdır. Ayrıca örneğin bitki 5 günde kurudu ise, 2 gün daha kurumada bırakmak mah¬zurludur, çünkü birleşimindeki eterik yağları kaybettiğinden kalitesi dü¬şer. Sadece bitki kökleri Güneş’te kurutulur ve kurur kurumaz hemen paketlenip depolanması gerekir. Şifalı bitkilerin Aktarlar’da açıkta satıl¬ması kalitesini kısa sürede düşürür ve etkisini oldukca azaltır..
Kullanılması:
1) Araştırmalara göre; Köklerinden elde edilen çay, damla ve draje gibi preparatlar başta I.ve II. dereceden Prostat büyümesi, idrar yolları iltihaplanması, geceleri sık sık tuvalete idrar yapmak için gitmeye (noktüri) karşı kullanılır.
2) Isırgan otunun çay, damla ve hapları başta; artrit (eklem iltihap¬lanması) ve artroz (eklemin deforme olması) gibi romatizma hastalıklarına karşı kullanılır.
3) Komisyon E’nin 17/01/1991 tarih ve 11nolu Monografi bildirisine göre Isıragn kökü ve preparatları (ilaçları) başta I.ve II. dereceden Prostat büyümesine karşı kullanılır.
4) Komisyon E’nin 23/04/1987 tarih ve 76nolu Monografi bildirisine göre Isırgan otu ve preparatları dahilen idrar yolları iltihaplanması ve kumlarına karşı kullanılır. Ayrıca haricen romatizma rahatsızlıklarına karşı kullanılır.
5) Homeopati’de Isırgan tentürü genellikle Ürtiker (kurdeşen=deri üzerinde şiddetli kaşıntı ve yanma hissinin eşlik ettiği pembemsi kırmızı kabarcıklar oluşması ile belirgin alerjik durum), Nikris (gut hastalığı), romatizma, emzikli annelerde süt yetmezliği, Myralji (kas ağrısı)’na karşı kullanılır.
6) Halk arasında Isırgan otu Artrit, Artroz ve kas ağrısı gibi romatizma hastalıkları, böbrek ve mesane iltihap, kum ve taşları, kandaki Üre, Ürik asit, Kansızlık, Akciğerleri üşütme, üşütme, grip gibi rahatsız¬lıklara karşı kullanılır.
7) Tohumları dövüldükten sonra bal ile karıştırılıp macunu yapılır ve bu macundan günde 3 defa bir kahve kaşığı alındığında cinsel gücü artırdığı ve nefes darlığına karşı iyi geldiği iddia edilmektedir. Isırgan tohumu ezilip süt ile içilirse decinsel gücü artırdığı söylenmektedir.
Açıklama:
1) Et, et mamulleri, peynir, peynir mamulleri ve yumurta ile yumurta mamulleri gibi yüksek dereceli proteinli besinler kandaki Üre ve Ürik asit’i artırır.
2) Interferon, Interleulin, Tumornekrosefaktör gibi Proteinler, Makro¬fajlar ve Manozitler tarafından vücudu savunmak için salgılanır, fakat çok aşırı salgılandıklarından kendileri iltihaplanmaya sebep olurlar. Böylece Artroz (eklemlerin deforme olmadı) ve Artrit (eklemlerin iltihaplanması) ortaya çıkar. Isırgan otu tohumu ekstresi Interleukin-1β ve Tumornekrosefaktör-α’nın (TNF-α) salgılanmasını (oluşmasını) frenleyerek iltihaplanmayı önler. (Nhp,7,98,1137, ZP.5.99.284)
3) Erkeklerde görülen seksüel hormon anormallikleri, prostat büyüme¬sine neden olur. Isırgan kökü ekstresinden elde edilen ilaçlar bu düzensizliği düzenler ve prostat büyümesi de normale döner. Bunun muhtemelen Isırgan kökündeki Steroitler (β-Sitosterin..) tarafından yapıldığı görüşü yaygındır. (ZP.4.95.199 ve ZP.3.95.175 ve Zp.4.00.214)
Çayı: Isırgan yaprağı veya kökünden 2 kahve kaşığı demliğe konur ve üzerine 300-400ml kaynar su ilave edilerek haşlanır (Infus). Sonra 5-10dk demlenmeye bırakılır ve sonra süzülerek içilir. Nadiren Dekoktu da (kaynatma) yapılır. Isırgan otu veya kökünden 2 kahve kaşığı demliğe konur ve üzerine 300-400ml soğuk su ilave edildikten sonra kaynatılır, 5-10dk demlenmeye bırakıldıktan sonra süzülerek içilir.
Çay Harmanları;
Homeopati’de: Isırgan otunun yaprak, çiçek ve taze sürgünlerinden 20gr ince kıyılarak bir şişeye konur ve üzerine %70’lik 100ml alkol (etanol) ilave edilerek, iki günde bir çalkalamak suretiyle güneş ışın¬larından uzakta 4-6hafta bekletildikten sonra süzülerek Homeopati’de <<Urtica>>ismi ile anılan tentür elde edilir. Bu tentürden günde 3-5defa 10-15damla 4-6hafta süreyle alınır.
Hatsallığın belirtileri (semptom);
1) Kurdeşen (Ürtiker) gibi kabarcıklar, yoğun kaşıntı ve yanma
2) İdrar az ve yoğun
3) İdrarda kum ve taş, böbrekte taş ve sancılı durumlar
4) Yetersiz süt üretme (emzikli annelerde)
5) Kronik ve zor ishal ve kabızlık
6) Ağrılar aynı anda tekrar ediyorsa
7) Omurilik rahatsızlıkları
8) Gaitanın sümüksü ve kanlı olması
9) Uzuvlarda romatizmalı ağrılar
Bu gibi hallerde Isırgan otu tentürü kullanılır.

Yan tesirleri: Bilinen bir yan tesiri yoktur
__________________
Hayatım, bir yıldır anlamlı!

Damla çevrimdışı   Alıntıyla Yanıtla
Okunmamış 08 Mart 2011, 16:24   #12 (permalink)
Admin

Aşk, her şeye değer
 
Damla Kullanıcısının Avatarı
 
Giriş Tarihi: 29 Ağustos 2010
Yer: Regex'in ♥`∂єη
İletiler: 908
IRC: ~
Web: www.IRCKaynak.Com
Teşekkürler: 266
108 iletisine, 139 kez teşekkür edildi.
Mentioned: 0 Post(s)
Tagged: 0 Thread(s)
Rep Gücü: 93
Rep Puanı: 1780
Rep Düzeyi: Damla geleceği parlak!Damla geleceği parlak!Damla geleceği parlak!Damla geleceği parlak!Damla geleceği parlak!Damla geleceği parlak!Damla geleceği parlak!Damla geleceği parlak!Damla geleceği parlak!Damla geleceği parlak!Damla geleceği parlak!
Varsayılan Yanıt: Şifalı Bitkiler Sözlüğü



IŞILDAK


Işıldak, Nachtterze, Oenothera biennis L., Syn: Oenothera communis levrille, Oenothera graveolens GILIB, Onagra biennis SCOP., “ vulgaris SPACH
Işıldak çiçeği
Işıl otu
Akşam çiçeği
Eşek otu
Gece feneri
Familyası: Eşekotugillerden, Nachtkerzengewâchse, Oenotheraceae
Drugları: Işıldak yağı; Oenotherae biennis oleum
Işıldak tohumunun yağı natürel ilaç yapımında kullanılır.
Botanik: Asıl vatanı Kuzey Amerika olan Eşek otu 16.yy.’da Avrupa’ya getirilmiş ve buradan dünyanın birçok ülkesine yayılmıştır. Oeno kelimesi Oinos kelimesinden türemiş olup “Şarap”, Ther kelimesi Thera’dan türemiş olup “Yabani hayvan” anlamına gelir. Bienni kelimesi Latince olup “iki yıllık” anlamına gelir. Almanca bitkinin geceleri ışık saçar gibi parlaması nedeniyle gece mumu anlamına gelen “Nachtkerze” ismi ile anılır. Bu bitkinin yaprakları Eşekkulağına benzediğinden Eşek otu, akşamları parladığından Işıldak, Işık otu, Akşam çiçeği veya Gece feneri diye anılır. Bitkinin adından da anlaşılacağından iki yıllık olup, birinci yıl sadece rozet yaprakları ile kendini gösterir ve ikinci yıl dikine yükselen nadir çatallaşan 50-120cm arasında bir bitkidir. Kökleri etli, iğ veya pancar kökü şeklinde olup ilk yıl sadece birkaç yapraktan ibarettir. Yap¬rakları geniş mızrak veya ters yumurta şeklinde, kenarları hafif dalgalı, koyu yeşil renkli ve değişken sıra ile dizilmiştir. Çiçekleri tomurcuk halinde yukarı doğru şamdan şeklinde, çiçek açınca önce yatay sonra sarkık şekilde durur ve uzun bir sapa sahiptir. Altın sarısı renkteki taç yaprakları 2,5-4cm uzunluk, 3-5cm eninde ters kalp veya ters koni şeklinde üst üste konmuş gibidir. Kupa yaprakları oldukça ince mızrak şek¬linde, geriye doğru dönük, oldukça narindir ve döllenme tozlukları sarı renkte ve taç yapraklarından kısadır.
Yetiştirilmesi: Işıldak’ın yetiştirilmesi oldukça basit olup çok özel bir bakıma ihtiyaç duymadan hemen her yerde yetişir.
Hasat zamanı: Ağustos’tan itibaren olgunlaşan tohumları toplanır ve özel soğuk baskı metodu ile basılarak yağı çıkarılır.
Kullanılması: Araştırmalara göre Işıldak tohum yağlarından elde edilen kapsüllerle nörodermatoz (alerjik ekzema=atopik ekzema) rahatsızlığına karşı kullanılır.
Açıklama:
1) Bir insanın günde 240-320mg γ-Linolen aside ihtiyaç duyduğu ya¬pılan araştırmalarda tespit edilmiştir. Işıldak yağının birleşiminde %8-10 oranında γ-Linolen asit bulunur ve her kapsülde 360mg Linolen asit ve 45mg γ-Linolen asit içerir. Bundan da bir yetişkinin günde 6-8kapsül alması gerektiği anlaşılır. Linol asidin γ-Linolen aside dönüşmediği ve hayvansal besinlerde bolca olan Arahidonasit, Prostaglenin E1 ve E2’ye dönüşmediği ve zararlı olan Leukotrin’e dönüştüğü tespit edilmiştir. Bu dönüşümün olmaması enzim yetersizliği nedeni ile olur. Çinko yetersizliği enzim yetersizliğine ne¬den olur. (Çörek’e bak.). Prostaglandin E1 ve E2’nin azalması T-Lenfosit azalmasını ve B-hücrelerinin aşırı İmmünglobulin ve Makrofaj (katil hücreler; bakteri ve virüsleri yiyerek parçalaması nedeni ile bu isimle anılır.) üretmesine sebep olur. Bu da iltihapların azması, kaşıntı, deride yanma ve şişmeye neden olur. Makrofajlar bakterileri ve virüsleri yok edeceği yerde aşırı oranda artması nedeni ile dokulara saldırır, bu da iltihaplanmaya neden olur çünkü kontrol hücreleri olan T-lenfosit hücreleri (Suppressor-T-hücreleri) yeterince üretilmediğinden kontrolden çıkan makrofajlar (katil hücreler) fayda yerine zarar verirler.
2) Linol asidin γ-Linolen aside dönüşmesi için Δ6-Desturaz enzimi, γ-Linolen asidin Dihomo-γ-Linolen aside dönüşmesi için Elongaz enzimi, Dihomo-γ-Linolen asidin Arachidon aside dönüşmesi için Δ5-Desturaz enzimi ve Arachidon asidin Prostaglandin E2’ye dönüşmesi için Cyclooxygenaz enzimi gerekir. Işıldak yağı ile γ-Linolen asit ihtiyacı giderilir, fakat Nörodermatiklerde görülen Δ6-Desturaz enzimi yetersizliği veya eksikliğini giderir mi? Bu sorunun cevabı pek bilinmemektedir. Çörek tohumunun bu enzim yetersizliklerini ortadan kaldırdığını iddia etmektedirler ki o zaman Çörek hem Hodan hem de Işıldak’tan daha üstündür.
3) Günümüzde insanların aşırı hayvansal protein tüketmesi, alkol, sigara ve kahve içmesi ve de az spor yapması nedeni ile aşırı Prostaglandin E1 ve E2 tüketir veya yeterince γ-Linolen asit içeren besin maddesi (Çörek) almaması nedeni ile çok çeşitli alerjik hastalıklar ortaya çıkabilir.
Yan tesirleri: Bilinen bir yan tesiri yoktur. Bana göre bahar nezlesi, nörodermatis (alerjik ekzema) ve alerjik astıma karşı Çörek daha et¬kilidir. Adet öncesi rahatsızlıklar (Premenstural sendrom) ve de adet sırasındaki anormalliklere karşı Hayıt daha etkilidir.


İ




İncir


İncir, Feige, Ficus carica
Yemiş
Ballıdarı
Bardacık
Familyası: Dutgillrden, Maılbeerbaumgewaechse, Moraceae
Drugları: İncir meyvesi: Caricae fructus
İncir sütü: Caricae lacteus
İncir meyvesi taze veya kurutulmuş olarak yenir vede natürel ilaç yapımında kulanılır. İnce dallarının kesilmesi ile eldeedilen sütü haricen kulanılır.
Giriş: Vatanının Türkiye olduğu tahminedilen incirzamanla önce Akdenizülkeleri ve ve Hindistana sonrada ılıman iklimin hakim olduğu hemen her yerde yayılmıştır ve hatta Almanya gibi soğuk sayılabilecek ülkelerde dahi yetiştirilmektedir. İncirin Türkiyedegenelikle iki alttürü yetişir.
a-) Sultan inciri:Ficus carica var. grasse, bu tür soluk sarı renkli olup genelikle kurutularak pazarlanır.
b-) Kavak inciri: Ficus carica var. violette, bu tür morumsu siyah renkte olup genelikle taze olarak tüketilir.
Botanik: İncir ağacı veya çalısı diyebiliriz, zira incir yetiştiği yöreye göre 3-10 m büyüklüğünde bazen bir ağaç, bazende bir çalı gürünümünde olabilir ve hatta Paşaelinde (balkanlar) 20 metre boyunu bulabilir.
Yapraklari 3-5 loplu, ortadaki lop diğerlerine göre büyükce, kenarları kertikli, üst yüzeyi koyu, alt yüzeyi grimsi renkte, 10-20 cm büyüklüğünde 7-15 cm eninde, uzun saplı ve değişken sıra ile dizilmiştir.
Çiçekleri: oldukca küçük ve zamanla büyüyen meyvenin içinde kalır, rekek çiçeklerle , dişi çiçekler ayrı ayrı ağaçlarda olur ve sadece dişi çiçekleri meyveye dönüşür.
Meyveleri armut veya küre şeklinde 5-8 cm uzunluğunda 3-6 cm eninde açık sarı, sarı, pempe mor veya morumsu siyah renkte olabilir ve içi binlerce küçük tohumdan meydana gelir.
Hasat zamanı: Olğunlaşan meyvelerine kısaca incir denir ve bu meyveleri kurutulacaksa kekik suyuna batırıldıktan sonra kurutulur veya taze olarak yeni veya pazarlanır.
Kulanılması: a-) Üniversite kliniklerinde tedavi denemeleri ve araştırmalar yapılmamıştır. Bu nedenle bugünkü bilgilere göre 2. sınıf bir şifalı bitkidir. İncir yerine göre daha etkili olan başka bitkiler kulanılmalıdır. Örneğin pekliğe karşı Ravent-, Keten-, Sinameki-, Nane-, Akdiken-, veya Gökçek İksiri daha etkildir.
b-) Halkarasında: Genelikle küçük çocuklarda sıkca görülen kabızlığa karşı zararsız bir müshil yapıcı olarak kulanılır. Akşamaları az kaynatılmış sütün içinde incir ezilerek çocuklara içirilir. 100 gram kuru veya yaş incir 500 ml suda 3-5 saat bekletikten sonra süzülerek 250-300 gram şeker ilaveedilerek şurupeldeedilir.
Bu şuruptan bir iki yemek kaşığı alınırsa müshil yapar. İncirin ince dalları kesildiğinde süt gibi bir mayi akar, bu mayiden günde 2-3 defa 1-2 hafta süreyle sigillere sürülürse siğilleri iyileştirir. İnci yapraklarının sıcak su ile haşlandıktan sonra çıbanlar üzerine sarılırsa çıbanı olğunlaştırır.
Yantesiri: Bilinen bir yantesiri yoktur.







İNCİ ÇİÇEĞİ


İnci çiçeği, Maiglöckchen, Convallaria majalis L.
Mayıs çiçeği
Mayıs çanı
Müge
Familyası: İnciçiçeğigillerden, Maiglöckchengewâchse, Convallariaceae
Drugları: İnci otu; Convallariae herba
İnci çiçeğinin yaprakları ve çiçekleri tentür ve natürel ilaç yapımında kullanılır. Meyveleri ve kökleri ise çok nadir kullanılır çünkü meyveleri da¬¬ha da zehirlidir.
Giriş: Eskiden Zambakgiller ailesinden sayılan İnci çiçeği bazı özel¬lik¬lerinin farklı olması nedeniyle İnciçiçeğigiller diye ayrı bir grupta top¬lanmışlardır. İnciçiçeğigiller sadece üç alt türden ibarettir.
a) İnci çiçeği; Convallana majalis
b) Dağ İnci çiçeği; C.montana
c) Japon İnci çiçeği; C.keiskei’den ibarettir. Burada daha yaygın olarak yetişen inci çiçeğini ele alacağız. Çünkü diğerlerine rastlamak pek mümkün değildir.
Botanik: Avrupa, Asya ve Kuzey Amerika’nın ılıman bölgelerinde, Tür¬kiye’de ise Marmara ve Karadeniz bölgesinde diğer bölgelerde de dağlar¬da, seyrek ormanlarda, nemli ve sıcak topraklarda topluca kümeler ha¬lin¬de yetişir. Köklerinin çevreye yayılması nedeni ile kısa zamanda bulunduğu yerde kümeler oluşturur. Yaprakları iki adet geniş mızrak veya oval şekilde, 10-20cm uzunluğunda, 5-10cm genişliğinde, uca doğru hafif sivrice, kenarları bütün, hafif dalgalı, kenarları kalkık, koyu yeşil renkte ve uzun bir sap üzerindedir. Çiçekleri uzun bir sap üzerinde 6-12adet, sağlı sollu üzüm salkımı şeklinde, tek yönde dizilmiştir. Çiçekleri 0,8-1,5cm büyüklüğünde, beyaz renkte, çan şeklinde, uç kısma doğru 6 loplu yay şeklindeki sapları ile çiçekleri sarkık şekilde durur.
Yetiştirilmesi: Köklerinde alına bir parça nemli veya yarı gölgelik bir yere ekilir.
Hasat zamanı: Çiçek açmaya başladığı andan itibaren yaprak ve çiçekleri toplanarak hemen kurutulur. Şayet mümkün ise suni olarak 55-60C˚ sıcaklıkta kurutulur. Malesef şifalı bitkiler toplama, kurutma, pa¬ket¬leme ve depolama işlemleri sırasında çok yanlışlar yapılmaktadır. Bit¬kinin şifalı kısmı yaprak veya çiçekleri ise asla Güneş altında kurutulmaz ve mutlaka gölgede kurutulmalıdır. Ayrıca bitki örneğin 5 günde kurudu ise 2 gün daha kurumada bırakmak mahzurludur, çünkü birleşimindeki eterik yağları kaybettiğinden kalitesi düşer. Sadece birki kökleri Güneşte kurutulur ve kurur kurumaz hemen paketlenip depolanması gerekir. Şifalı bitkilerin aktarlarda açıkta satılması kalitesini kısa sürede sıfırlar.
Kullanılması:
a) Araştırmalara göre; başta hafif ve orta derecedeki kalp zafiyeti (kalp yetmezliği), kalp atışlarının zayıflaması (bradikardi), kalbin su top¬laması, yaşlı ve yıpranmış kalp rahatsızlıklarına karşı kalbi güçlen¬dirmek için kullanılır.
Açıklama:
a) Modern klinik arştırmları yeterli değildir. İnci çiçek otundan elde edilen toz, tentür ve natürel ilaçlar kullanıldığında vücutta birikerek yoğunlaşmaz. Bu nedenle de tarife uygun olarak kullanıldığında herhangi bir yan tesiri olmaz.
b) Homeopati’de; kalp zafiyeti, su toplaması, yüksek tansiyon, sinirsel kalp rahatsızlıkları, kalp anjini gibi rahatsızlıklara karşı kullanılır.
c) Ayrıca Rusya’da halk arasında beyin kanaması, el-ayakların titremesi ve Sara hastalığına karşı da kullanılmıştır. Önce İnci çiçek otunun birleşimindeki Convallatoxin’in izole edilerek ondan ilaç yapılmıştır fakat son yapılan araştırmalarda yaklaşık 40 çeşit kalbe tesir eden glikozitler içeren maddelerin toplu halde daha kullanılmasının daha etkili olduğu görülmüştür. (LP)
Çayı: İnci çiçeği otunun çayı zehirli olması nedeni ile içilmez fakat İnci çiçek tozundan 1gr 100ml kaynar su ile haşlandıktan sonra her iki saatte bir yemek kaşığı bu çaydan alınabilir. Günde alınacak miktar 1gr’ı geç¬memelidir.
Tozu: İnci çiçeğinin yaprak ve çiçekleri suni olarak kurutulduktan sonra öğütülerek toz haline getirilir. Günde alınacak toz (un) 1gr’ı geçme¬melidir. En ideali 3x0,3gr almaktır.
Ekstre: İnci çiçek otu (yaprak ve çiçekleri) 1/10 oranında %70’lik Etanol ile ekstraksiyonu yapılarak ekstresi elde edilir. Bu ekstreden günde 3-4defa 10-15damla alınır.
Homeopati’de: İnci çiçek otunun yaprak ve çiçeklerinden 50gr ince kıyıldıktan sonra bir şişeye konur ve üzerine %70’lik 500ml Etanol ilave edilir. Şişe güneşten uzakta muhafaza edilir ve arada bir çalkalanır. 4-6hafta sonra süzülerek Homeopati’de <<Convallaria>> adı ile anılan tentürü elde edilir. bu tentürden günde 3-4defa 15-20damla alınır.
Hastalığın belirtileri (semptom):
1) Kalp çarpıntısı ve pırpır eden çarpıntı
2) Kalbin duracakmış gibi hissedilmesi ve baygınlık hali
3) Kan dolaşımı anormallikleri
4) Az zorlanmada nefes darlığı
5) Eklemlerde ve bacaklarda siyatik gibi ağrı
6) Zorlanmada kalp hücrelerinin büyümesi
7) İyot ve nikotin zehirlenmesi sonucu sinirsel kalp rahatsızlıkları
8) Kalbin su toplaması gibi rahatsızlıklarda kullanılır.
Yan tesirleri: İnci çiçek otu bazı uzmanlar tarafından çok zehirli olarak kabul edilse de bazıları hafif ise hafif zehirli demektedir. Şimdiye kadar herhangi bir zehirlenme görülmemiştir. Fakat her şeye rağmen tarife uymak gerekir. Şayet tarife uyulur ise herhangi bir durum söz konusu olmaz.






K





Kabak ( Küerbis / Courge / Gourd / Cucurbita )


Bir yıllık, sürünücü otsu bir bitki. Gövdeleri tüylü sürünücü olup, silindir biçimindedir. Kökleri uzun ve ip seklindedir. Yapraklar tüylü, büyük, böbrek veya kalp seklinde, beş parçalı, uzun saplıdır. Çiçekler tek eşeylidir. Erkek çiçekler sarimsi renkte büyük, dişi çiçekler daha küçüktür. Meyveleri çeşidine göre küremsi, silindir veya yumurtamsı şekillerde ve saplıdır. Meyve kabuğu ince veya kalın, yumuşak veya serttir. Meyveleri çok tohumludur. Kabak, bir sıcak ve mutedil bölge bitkisidir. Memleketimizde birçok kabak türü ve bunların varyeteleri ekilmektedir. Bilhassa sakız kabağı (Cucurbita pepo) ve kestane kabağı (C. maxima) veya helvacı kabağı önemli olup tıbbi olarak da kullanılmaktadır.

Türkiye’de yetiştiği yerler; memleketimizde kültür olarak yetiştirilir.

Sakız kabağı (C. pepo): Gövdeleri boyunca keskin çizgili, yaprakları beş sivri parçalıdır. Meyveleri silindir veya yumurtamsı olup, kalın ve sert kabukludur. Beyaz etli, makbul bir kabaktır. 20-30 cm kadar uzunluktadır.

Kestane kabağı-Helvacı kabağı (C. maxima): Gövdeleri silindir biçiminde, yaprakları böbrek seklinde ve tüylüdür. Meyveleri basık küremsi, saplı, ince kabukludur. Pişirildiğinde kabukları yumuşar ve zar gibi soyulur. Kırmızı etli kısmında sekerli ve nişastalı maddeler vardır. Yemeği ve tatlısı yapılır.

Kullanıldığı Yerler: Her iki türün tıbbi olarak kurutulmuş tohumları kullanılır. Tohumlarında sabit yağ ve peporesin vardır. Tohumları (çekirdekleri) tenya ve kurt düşürücü olarak bilhassa çocuklarda kullanılmaktadır. Tohumlar dış kabuklarından ayrılarak dövülür, şekerle karıştırılarak verilebilir. Ortalama doz çocuklarda 40 gr büyüklerde takriben 100 gr’dir. Kabak çok besleyici özelliktedir C ve B1 vitamini ihtiva eder. Pişirilen etli kısmı yiyecekten başka çıban ve sis yerlere lapa olarak da tatbik edilir.

Diğer kabak çeşitleri şunlardır:

Bal kabağı: Kestane kabağının bir cinsidir. Eti saridir.

Lif kabağı (Luffa cylindrica): Meyvelerinin iletim demetleri sik bir ağ teşkil eder. Bu şebeke, meyve soyulup kurutulduktan sonra, sünger gibi kullanılır.

Su kabağı (Lagerneria vulgaris): Meyvelerinin yarısı şişkin, yarısı dardır. Bu sebepten su kabı olarak veya ortadan boyuna kesilip kurutulduktan sonra maşrapa seklinde kullanılmaktadır.

Dikenli kabak (Sechium edule): Vatani Orta Amerika olan, memleketimizin güney bölgesinde yetiştirilen çok yıllık bir bitkidir. Meyveleri etli ve büyük bir armut seklinde, beş dilimlidir. İçinde bir büyük tohum vardır. Meyveleri pişirildikten sonra sebze olarak yenir.
__________________
Hayatım, bir yıldır anlamlı!

Damla çevrimdışı   Alıntıyla Yanıtla
Okunmamış 08 Mart 2011, 16:25   #13 (permalink)
Admin

Aşk, her şeye değer
 
Damla Kullanıcısının Avatarı
 
Giriş Tarihi: 29 Ağustos 2010
Yer: Regex'in ♥`∂єη
İletiler: 908
IRC: ~
Web: www.IRCKaynak.Com
Teşekkürler: 266
108 iletisine, 139 kez teşekkür edildi.
Mentioned: 0 Post(s)
Tagged: 0 Thread(s)
Rep Gücü: 93
Rep Puanı: 1780
Rep Düzeyi: Damla geleceği parlak!Damla geleceği parlak!Damla geleceği parlak!Damla geleceği parlak!Damla geleceği parlak!Damla geleceği parlak!Damla geleceği parlak!Damla geleceği parlak!Damla geleceği parlak!Damla geleceği parlak!Damla geleceği parlak!
Varsayılan Yanıt: Şifalı Bitkiler Sözlüğü



Kabak Kulakotu (Venüsçiçeği) ( Lohusaotu / Aristolochia )


İkiçeneklilerden, 70-80 cm boyunda, ince saplı tırmanıcı bir bitkidir. Çiçekleri koyu kahverengidir. Kötü bir kokusu vardır.

Kullanıldığı Yerler: İdrar söktürür. Aybaşı (adet) kanamalarının düzenli olmasını sağlar.







Kafur ( Camphree / Camphora )

Tabiatta birçok bitkide bulunur. Tıpta kullanılan kafuru, "Cinnamomum camphorea" ağacının odunu, su buharıyla distile edilerek elde edilir. Kafuru, renksiz, şeffaf, billuri yapılı gevrek parçalardır. Kokusu hususi ve keskin, lezzeti sonradan serinlik veren, acı ve yakıcıdır. 204 santigrat derecede kaynar. Oda sıcaklığında uçar. Suda çok az erir. Alkol, eter ve kloroform benzeri maddelerde daha çok erir.

Kullanıldığı Yerler: Kan dolaşımını kuvvetlendirir. Beyni ve sinirleri uyarır. Solunum sistemini uyarır. Bronşların ifrazatını artırır. İspirto ile karıştırılmış kafuru saçta kepek oluşumunu keser. Akciğer hastalıklarında faydalıdır.






Kahkahaçiçeği (Sahil Kahkahası / Çitsarmaşığı / Gündüz Safası) ( Convolvulus Persicum / Liseron / Bindweed )


Çitsarmaşığıgiller familyasından, uçları mavi çizgili beyaz çiçekler açan bir çeşit sarmaşıktır.

Kullanıldığı Yerler: Kabızlığı giderir, hazmı kolaylaştırır.






Kahve ( Koffea / Kaffee / Café / Coffee )


Vatanı Afrika olan fakat bugün tropikal bölgelerde yetiştirilen küçük boylu ağaç ve ağaççıklar. Kışın yapraklarını dökmez, çiçekleri beyaz, meyveleri 1-2 tohumlu olup kırmızıdır. Yabani olarak yetişen kahve ağaçlarının boyları 5-7 m olduğu halde kültür olarak yetiştirilenlerin boyları 2-3 metreyi geçmez. Kahve ağaçlarının en iyisi Arabistan’da yetişenidir. Kahve, insanlar tarafından ilk olarak Habeşistan’da 3. yüzyılda yetiştirilmeye ve kullanılmaya başlanmıştır. On sekizinci yüzyılda Mekke’ye hacca giden Habeşistanlılar, kahveyi Arabistan’a ve bütün Müslüman alemine tanıtmışlardır. Böylece Müslümanlar tarafından bilinen ve kullanılan kahve, Osmanlılar zamanında Avrupa’da görevli elçiler yoluyla önce Venedik, İngiltere, Fransa’ya daha sonra da, bütün batı devletlerine tanıtılmıştır. Kahve, en çok Habeşistan, Libya, Brezilya, Meksika, Hindistan, Arabistan ve Orta Amerika’da yetiştirilir.

Türkiye’de yetiştiği yerler: Tabi olarak yetişmez. Kültürü yer yer yapılır.

Kullanıldığı Yerler: Kahve çekirdeklerinin kavrulup dövülmesinden ve sıcak suyla kaynatılmasından meydana gelen içecek “kahve” olarak bilinir. Kahvenin bileşiminde en önemli olarak kafein alkoloidi vardır. Kafeinin az miktarının damarları genişletmek sûretiyle uyarıcı etkisi vardır.Kalbi kuvvetlendirir, sindirimi kolaylaştırır, böbrek damarlarını genişleterek idrarı çoğaltır, solunumu hızlandırır. Kani beyne çekerek, beynin faaliyetini artırır ve narkotiklerle zehirlenmelere karşı kullanılır. Fazla miktarda alındığında uyarıcı etki fazlalaşır, kalbin çarpıntısını arttırır, kulakların uğuldamasına sebep olur. Çok fazla alınırsa ölümle sonuçlanır. Kahvede az miktarda protein, yağ ve sakkaroz bulunur. Kahve, ya çekirdek olarak veya çekilmiş olarak (kavrulup-öğütülmüş) olarak satılır. Kavrulup öğütülmüş kahve çabuk bayatladığından, daha çok çekirdek kahve tercih edilir.

Kahvenin İçimi: Kahvenin içecek olarak hazırlanmasında her memleketin kendine göre usûlleri vardır.Memleketimizde “Türk kahvesi” veya “alaturka kahve” diye meşhur olan kahve söyle hazırlanır:

Tâze olarak kavrulmuş ve çekilmiş kahve kullanılır.Türk kahvesinde en önemli özellik bol köpüklü olması ve cezvelerde pişirilmesidir. Cezveye önce kahve ve isteğe göre (az-orta-sekerli) seker konulur. Sonra soğuk su ilâve edilir, iyice karıştırılıp kaynatılır, köpüğü tasmadan fincanlara servisi yapılır.

Alafranga veya memleketimizde neskafe olarak bilinen kahveler ise, birtakım işlemlerden geçirilir. İri veya ince çekilmiş kahve tânelerinin üzerinden kaynar su geçirilir. Sonradan içersine süt, krema gibi bazı maddeler ilâve edilir. Suyu uçurulur. Ticârette kavanozlar içerisinde toz olarak, piyasaya sevk edilir. İçilirken de üzerine sıcak su, süt, seker ilâve edilerek içilebilir. Kahve ihtiyaçtan fazla alınırsa insanda uykusuzluk, çarpıntı, aşırı derecede sinirlilik meydana getirir.



Kakao (Hint Bademi)


Vatani tropik Amerika ve Bati Afrika olan, kavliflor bir bitki. (Çiçeklerin yaşlı dal ve gövdelerden çıkması olayına kavliflor denir.) Kakao, theobroma denilen bir bitki türünün kurutulmuş tohumlarıdır.Kahve gibi içilmede kullanılır. 10-15 m boyunda bir ağaçtır. Çiçek ve meyveler ana gövde üzerinde bulunur. Bitkinin ancak 5-6 yaşından sonra meyvelerinden istifâde edilir. Meyveler kavun seklinde, küçük bir hıyar büyüklüğünde ucu sivri, tâzeyken limon sarisi-kırmızı renkte, kuruduktan sonra daha koyu olan ve açılmayan bir kapsüldür. Meyveleri çok tohumludur. Beyaz veya açık mor renkteki ve badem seklindeki tohumları kakao tanelerini teşkil eder. Meyveler içerisinden çıkarılan kakao tohumları ya hemen veya bir süre fermantasyona terk edildikten sonra kurutulur.

Fermantasyon sonucu acı lezzet kaybolur ve aromatik bir koku meydana gelir. 50 meyveden takriben bir kg, tohum elde edilir. Taneler kavrulur, kızılımsı kahverengi un haline getirilir ve yağı çıkarılır. Yağ çıktıktan sonra katılaşan kakao, yeniden öğütülerek çok ince toz hâline getirilir ki, bu toz, kakao tozunu teşkil eder.

Kullanıldığı Yerler: Kakaonun bileşiminde teobromin, kafein, kakao sâbit yağı vardır. Bol kalorili bir besindir. Ayrıca %40 karbonhidrat, % 18 protein vardır. Kafeinden dolayı kahvede olduğu gibi yatıştırıcı ve uyarıcı etkisi vardır. Az miktarı kalbi kuvvetlendirir, sindirimi kolaylaştırır, idrar söktürür. Fazla miktarı zararlıdır. Kakao kahve gibi ayrıca süt ilâvesi ile de içilebilir. Kakao yağı çıkarılmadan, çikolata imalinde kullanılır. Kakao yağı şeker yapımında olduğu gibi, pomatlarda da kullanılır.






Kakule ( Kardamom / Ingver / Cardamome / Cardamom / Elettaria Cardamomum )


Batı ve Güney Hindistan, Güneydoğu Asya’nın sıcak bölgelerinde yetişir. 4-5 m boyunda, büyük yapraklı çok yıllık bir bitkidir. Özellikle Güney Hindistan’ın bataklık ormanlarında yabani olarak yetişir. Kakulenin meyveleri 1-2 cm uzunlukta, sarimsi yeşil ve kirli beyazımsı renktedir. Tohumları mercimek seklinde ve büyüklüğünde, kırmızımsı esmer renkte olup, keskin kokuludur. Kakule yetiştiği yere göre isim alır. Seyhan kakulesi, Malabar kakulesi, Siyam kakulesi gibi

Kullanıldığı Yerler: Kakule tohumları rezin, nişasta ve uçucu yağlar taşır. Hoş lezzeti ve kokusundan dolayı baharat olarak kullanılır. Ayrıca iştah açıcı, midevi ve gaz söktürücü etkilere sahiptir.






Kanarya Otu ( Kreuzkraut / Seneçon / Groundsel / Senecio )


Senenin çoğunu çiçekli olarak geçiren, yol kenarları ve bahçelerde görülen, 10-60 cm yüksekliğinde, bir veya iki yıllık otsu bir bitki. Gövdeleri dik, dalı, tüylü veya tüysüz, seyrek yapraklıdır. Yapraklar derin parçalı lobludur. Çiçekler küçük silindir seklindeki kapitilum adi verilen başçıklarda toplanmıştır. Çiçeklerin hepsi tüp seklinde ve sari renklidir. Meyveleri siyahimsi renkli ve üzeri kısa ve sik tüylerle kaplıdır. Otuz kadar türü vardır.

Türkiye’de yetiştiği yerler: Türkiye’nin çoğu yerinde farklı türleri çok yaygındır.

Kullanıldığı Yerler: Bitkinin toprak üstü kısımları toplanır. Uçucu yağ, tanen, reçine, inulin ve alkaloit taşır. Yumuşatıcı, kurt düşürücü, yara iyi edici, adet ağrılarını hafifletici olarak kullanılır. Alkaloit taşıdıklarından dikkatli kullanılmalıdır.






Kantaron (Sarı Kantaronk / Koyun Kıran / Kan Otu) ( Tausendguedenkrauf / Centaurée )


Haziran, Eylül ayları arasında pembemsi, beyaz renkli çiçekler açan, nemli çayır ve orman kenarlarında rastlanan 15-50 cm boyunda, iki yıllık otsu bir bitki. Küçük kantaron veya kırmızı kantaron olarak da bilinir. Bitkinin gövdeleri tüysüz ve diktir. Yapraklar sapsız ve karşılıklı, oval şekilli ve uçları sivridir. Pembemsi çiçekler dalların ucunda durumlar yapar ve çiçekler genellikle saplıdır. Çiçekler beş sivri dişli ve tüpsüdür. Meyveleri silindir seklinde bir kapsüldür. Çok fazla sarimsi-esmer renkli tohumları vardır.

Türkiye’de yetiştiği yerler: Trakya ve Anadolu.

Kullanıldığı Yerler: Çiçekli bitki çiçek açma zamanında toplanır, demetler halinde bağlanıp gölgede kurutulur. Bitkide şekerler, reçine ve acı maddeler vardır. Çayı kuvvet verici, iştah açıcı ateş düşürücü ve hazmı kolaylaştırıcı olarak verilir. Ayrıca Astım ve mide ağrılarında da faydalı olduğu bilinir.






Karabaş Otu ( Lavandula Stoechas / French Lavander / Lavande )


Ballıbabagiller familyasından, bir veya çok yıllık otsu bir bitkidir. Ezildiği zaman çok kuvvetli ve hoş olmayan bir koku çıkartır. Çiçekleri mavi veya menekşe rengindedir. Bir türünden, "Karabaş yağı" denilen bir yağ çıkartılır. Yurdumuzda alçak maki gruplarıyla birlikte yetişir.

Kullanıldığı Yerler: Ağrıları dindirir. Kalbe kuvvet verir. Balgam söker. Uyuşukluk giderir, zindelik verir.






Karabiber ( Black Pepper / Poivre Noire / Pipper Nigrum )


Kullanıldığı Yerler: Mideyi ısıtır. İştah açar. Hazmı kolaylaştırır. Mide ve bağırsaklardaki mikropları öldürür. Enerji verir. Afrodizyak özelliği vardır (Cinsel istekleri kamçılar.)






Kara Hindiba ( Taraxacum Officinale )


Aslan dişi ve Radika adlarıyla da tanınır. Nisan ve Mayısta tüm tarla kıyılarında, çayırlarda ve çimenlerde çiçeklenir. Her yıl bu çiçek halısını büyük bir zevkle izleriz. Bu tür, sarı çiçekli, çok yıllık, süt taşıyan küçük bitkilerdir. Yapraklar rozet halinde tabanda toplanmış olup, kenarları derin loblu ve dişlidir.Rozet yaprakları bazı kentlerimizde ilkbaharda sebze olarak satılmaktadır.Bitki çok ıslak yerleri sevmez. Yapraklar çiğnenmeden önce, kökler, ilkbaharda veya sonbaharda, çiçek sapları ise, çiçeklenme sırasında toplanır. Bitkinin tümü şifalıdır. Her ilkbaharda bitkinin tümü toplanarak ve haşlanmış patates ve haşlanmış yumurta ile karıştırılarak güzel bir yemek hazırlanabilir.






Karamuk ( Agrostemma Githago / Corn-cockle )


Karanfilgiller familyasından, yurdumuzda hububat yetiştirilen tarlalarda görülen, çoğu zaman buğdayla karışık olan biten, 30-100 cm yüksekliğinde, tohumları zehirli bir bitkidir. Üzeri tüycüklerle kaplıdır. Çiçekleri büyük ve güzel, morumsu pembe ve ender olarak da beyazdır.

Kullanıldığı Yerler: Soğuk algınlığını giderir.



Kardeşkanı ( Ejder Kanı / Ejder Ağacı) ( Drecaena Dreco / Sanguis Draconis )


Birçenekliler sınıfının, zambakgiller familyasından, Kanarya adalarında yetişen bir ağaç ya da ağaççıktır. Gövdesi kalındır. Yaprakları sert ve kılıç seklindedir. Dallarının ucunda demet seklinde toplanmıştır. Yaslı gövdelerden, boyacılıkta kullanılan reçinemsi kırmızımtırak bir öz su akar.

Kullanıldığı Yerler: Yaraları tedavi eder, diş kanamaları tedavi eder.






Karnabahar ( Brassica Oleracea Var / Bortytis / Cauliflower )


Lahananın bir çeşidi. Lahanada yapraklar sebze olarak kullanıldığı halde, karnabaharda yenilen kısım genç çiçek tomurcukları ile çiçek durumu eksenidir. Karnabahar beyaz renkte bir sebzedir. Bunun sebebi de çiçek durumunun büyük örtü yaprakları ile kapalı kalmasındandır. Fosfor ve vitamin bakımından zengindir.

Türkiye’de yetiştiği yerler: Ege, Akdeniz, Marmara bölgelerinde sebze olarak yetiştirilir.

Kullanıldığı Yerler: Zihin yorgunluğunu giderir. Afrodizyak özelliği vardır. Cinsel gücü artırır. Sinirleri kuvvetlendirir. İdrar söktürür. Dalak hastalıklarına iyi gelir. Şeker hastalarına faydalı olduğu bilinir.






Karpuz ( Citrullus Vulgaris )


Pulpasi sulu ve lezzetli olan ve memleketimizde meyve olarak çok yetiştirilen, alaca yeşil, sert kabuklu büyük meyveler veren, bir yıllık otsu bir bitkidir. Daha çok Akdeniz bölgesi ülkelerinde yetişen bir bitkidir. Anavatanı Afrika’dır. Eski Mısırlılar zamanında karpuzun yetiştirildiği tesbit edilmiştir. Karpuz, mutedil iklimlerden hoşlanır, kumlu-killi, derin ve serin toprakları sever. Olgun karpuzlar tin-tin eder, kurumuş sapı kolayca kopar, ağırlıkça hafiftir. Karpuzlar renk, sekil ve yetiştiği yere göre isim alırlar:

1- Yeni Dünya Karpuzu: Marmara bölgesinde çok ekilir. Açık yeşil renkte ince kabuklu, koyu kırmızı, gevrek, tatlı ve etlidir. Çekirdekleri beyaz ve küçüktür.

2- Alacalı Karpuz: Açık yeşil kabuk üzerinde muntazam koyu lekeler vardır. Kabuğu gevrektir. Eti pembe kırmızı, çekirdekleri siyahtır.

3- Kara Karpuz: Kalın, koyu yeşil kabuklu, çok sekerli ve lezzetli, etinin orta kısmı buzlu gibi görüldüğünden kara buz karpuzu da denir. Çekirdekleri küçük ve kırmızı renklidir. Siyah olanları da vardır.

4- Gülle Karpuzu: Geç yetişen, kışlık bir çeşittir. Koyu yeşil renkte ve gülle seklindedir.

5- .Diyarbakır Karpuzu: Alaca yeşil, çok kalın kabuklu, yuvarlak ve söbü biçiminde, ortalama 20-30 kg gelebilen iriliktedir. 50-60 kg gelenleri de vardır. Fazla şekerli sayılmaz, eti de posalıdır.

Kullanıldığı Yerler: Tatlı, sulu, şifalı, ferahlatıcı bir meyve olan karpuz, vücuttaki toksinleri temizler ve böbrekteki kumları eriterek sıhhat ve zindelik kazandırır. Karpuzun keleklerinden tursu yapılır. Ayrıca kemik gelişimine de yardımcı olur.






Kasıkotu (Fitik Otu / Dağ Çayı / Kızılyaprak) ( Agrimonia Eupatorium )


Karanfilgiller familyasından, Avrupa, Asya ve yurdumuzun çeşitli bölgelerinde yetişen, bir veya çok yıllık bitkilerdir. Yaprakları küçük ve kümeler halindedir. Hekimlikte toprağın üstünde kalan kısımları kullanılır.

Kullanıldığı Yerler: Böbrek ve mesane rahatsızlıklarını giderir. Fıtıkta faydalıdır. İdrar söktürür. Vücudu rahatlatır. Bademcik iltihaplarına iyi gelir.
__________________
Hayatım, bir yıldır anlamlı!

Damla çevrimdışı   Alıntıyla Yanıtla
Okunmamış 08 Mart 2011, 16:26   #14 (permalink)
Admin

Aşk, her şeye değer
 
Damla Kullanıcısının Avatarı
 
Giriş Tarihi: 29 Ağustos 2010
Yer: Regex'in ♥`∂єη
İletiler: 908
IRC: ~
Web: www.IRCKaynak.Com
Teşekkürler: 266
108 iletisine, 139 kez teşekkür edildi.
Mentioned: 0 Post(s)
Tagged: 0 Thread(s)
Rep Gücü: 93
Rep Puanı: 1780
Rep Düzeyi: Damla geleceği parlak!Damla geleceği parlak!Damla geleceği parlak!Damla geleceği parlak!Damla geleceği parlak!Damla geleceği parlak!Damla geleceği parlak!Damla geleceği parlak!Damla geleceği parlak!Damla geleceği parlak!Damla geleceği parlak!
Varsayılan Yanıt: Şifalı Bitkiler Sözlüğü



Kasımpatı ( Chrysanthemun / Chrysantheme )


Vatani Çin, Japonya olan park ve bahçelerde yetiştirilen güzel çiçekleri olan süs bitkileri. Sonbahardan kısa kadar çiçek açar. Sarıdan kırmızıya kadar çeşitli renklerde iri ve katmerli çiçekleri vardır. Büyüklükleri ve şekilleri türlerine göre farklıdır.

Türkiye’de yetiştiği yerler: Ege, Akdeniz, Marmara bölgesi.

Kullanıldığı Yerler: Balkanlarda yetişen ve Chrysanthemum cinerariae folium adi verilen türünden, böcek öldürücü ilaç yapılır.







Kasu ( Cacho / Catechu / Cachou )


Kasu Akasyası (Acacia catechu) nın odunundan elde edilen bir maddedir. Kahverengi, kokusuz bir kütledir. Soğuk suda kısmen, sıcak suda ve alkolde tamamen çözülür.

Kullanıldığı Yerler: İshali keser, vücuda kuvvet verir.






Katırtırnağı ( Geniste Luncea / Spartium / Genet )


Baklagiller familyasından, dik duran çalı halinde, her zaman yeşil olan, odunsu bir bitkidir. Genç sürgünleri narin yapılıdır. Üzerinde çok sayıda yaprak bulunur, ya da yapraksızdır. Çiçekleri sarıdır.

Kullanıldığı Yerler: İdrar ve balgam söktürür. Hazmı kolaylaştırır. Böbrek ve safrakesesi taşlarının düşürülmesine yardim eder. Mesane hastalıklarını tedavi eder. Romatizmada faydalıdır. Kabızlığı giderir. Kalp hastalıklarında kullanılır.







Kavun ( Muskmelon / Cucumis Melo )


İlkbaharda küçük sari çiçekler açan, yıllık, sürünücü, otsu bir yaz meyvesidir. Sülükleri dallanmıştır. Yaprakları kalp ve böbrek seklinde, 3-5 loblu, büyük ve tüylüdür. Çiçekleri, bir eşeyli ve bir evcikli olup yaprakların koltuğundan çıkarlar. Meyveleri çeşitli sekil ve renklerde (genellikle sari) dır. Çekirdekleri uzun, elipsoidik veya oval şekildedir. Kavunun ana yurdu Orta Asya’dır. Dünyanın tropik ve ılıman bölgelerinde kültür olarak zıraati yapılmaktadır. Dünyaca meşhur kantalup kavununun esas vatani Van ve Diyarbakır bölgesidir. Ancak 16. yüzyılda İtalya’da görülmüş olan bu kavun çeşidi Roma yakınındaki Cantalupa’da yetiştirildiği için batıda “kantalup” kavunu olarak anılmaktadır. Avrupa’da en çok tutulan bir kavundur. Memleketimizde de bir hayli kavun çeşidinin zıraati yapılmaktadır.

Trakya ve İstanbul bölgesinde yetiştirilen “topatan” kavunu, ince ve sari kabuklu olup dayanıksızdır. Bu bölgede yetiştirilen “çitli” denilen kavun kısa dayanıklıdır. Ege bölgesinde bilhassa Manisa ve havalisinde “kırkağaç” kavunu ziraati oldukça yaygındır. Dayanıklı ve çok leziz olan bu kavunlar ayni zamanda ihraç da edilebilmektedir. Kırkağaç kavunundan üretilen çeşitleri “hasanbey, altınbaş, dilimli ve hallaç” gibi mahalli isimler almaktadır. Olgunlaşmadan koparılan kavuna “kelek” adi verilmektedir. Daha çok turşu yapımında faydalanılır.

Türkiye’de yetiştiği yerler: Türkiye’nin hemen hemen her yerinde kültür olarak yetiştirilir.

Kullanıldığı Yerler: Kavun meyve olarak çok yenildiği gibi tohumları (çekirdekleri) de tıbbi olarak kullanılmaktadır. Olgun kavunların çekirdekleri kurutulur. Çekirdekler halk tabâbetinde öksürüğe karşı (çekirdekleri suda, suyu yarıya ininceye kadar kaynatılıp içilmesiyle) kullanılır. Ayrıca kavun, sinirleri yatıştırır, böbreklerdeki kanı temizler, taşların düşürülmesine yardımcı olur. Bağırsaklarda ülser ya da iltihap olanlarla, şeker hastaları ve yüksek tansiyonu olanlar yememelidir.



Kayar Körüğü (Kulak otu / Saksıgüzeli) ( Sempervivum / Joubarde )


Damkörüğügiller familyasından, etli yapraklı, odunsu veya otsu bir bitkidir. Çiçekleri salkım biçimindedir. Yeşil kısımları acıdır.

Kullanıldığı Yerler:Yeşil kısımları, zeytinyağı ile karıştırılıp merhem yapılır. Cilt iltihaplarında, egzama ve nasır tedavisinde kullanılır.







Kayışkıran (Eşekotu) ( Ononis Spinosa / Restharrow / Burgrane )


Baklagiller familyasından, bos arazilerde ve kurak yerlerde yetişen, 30-60 cm yüksekliğinde çok yıllık dikenli bir bitkidir. Yaprakları kısa saplıdır. Çiçekleri pembe, meyveleri küçüktür. Köklerinde, (Radix Ononidis); tanen, sakkaroz, zamk, uçucu ve sabit yağ, spinosin ve ononin vardir. Kökleri kullanılır.

Kullanıldığı Yerler: Köklerinin kaynatılması sonucu elde edilen çay, terletir ve idrar söktürür. Vücuda rahatlık verir. Böbrek taşlarının düşürülmesine yardim eder. Böbrek ve mesane iltihaplarını giderir. Boğaz ağrılarını geçirir.







Kayın Ağacı (Akgürgen / Kızılağaç) ( Fagus / Beech / Hetre )


Kışın yaprağını döken çiçekleri bir cinsli orman ağaçları. Yapraklarının kenarları girintili, ince tüylü ve uçları sivridir. Çiçek durumları kedicik seklindedir. Meyvelerinin dip kısımlarında kupula adi verilen kadeh seklinde bir çanak bulunur.

Gölgede yetişen ağaçlardandır. Kökleri orta derinliğe kadar iner. Azamî 700-800 sene yasayabilir. Sah ve filizden büyüyebilir. Kayın ağacının gövdesi ince, çatlaksız ve kırçıl renkli bir kabukla sarılmış silindir biçimindedir. Kayın ağacının 10 kadar türü vardır. Memleketimizde Doğu kayını(Fagus orientalis) yayılmıştır.

Türkiye’de yetiştiği yerler: Marmara, Ege, Karadeniz bölgesi.

Kullanıldığı Yerler: Avrupa kayını (Fagus silvatica)nin tohumlarından elde edilen yağ, yemek yağı olarak margarin endüstrisinde kullanılır. Kayın katranının distilasyonundan antiseptik olarak kullanılan kreozot elde edilir. Bu da dıştan romatizma ve deri hastalıklarına karşı kullanılır. Kabuklarının suda kaynatılmasıyla elde edilen su yüz lekeleri ve çilleri giderir.







Kayısı ( Aprikosenbaum )


Menşei Çin olarak bilinen, 2-10 m yüksekliğinde, dikensi ve tüysüz bir ağaç. Yapraklar uzunca ve mızraksı, kenarları dişli, ucu sivri veya küttür. Çiçekler beyaz veya pembe renkli olup, yapraklardan daha önce meydana gelirler. Meyvelerin üzeri tüylü olup, sarimsi-turuncu renkte eriksidir. Zerdali olarak da bilinir.

Türkiye’de yetiştiği yerler: Malatya, Erzincan, Bursa, Amasya, Çorum, Niğde, Kayseri.

Başlıca kayısı çeşitleri şunlardır: Şekerpare, Turfanda, İmrahor, Sam, Kuru kabuk, Çöl oğlu vs.

Kullanıldığı Yerler: Meyveleri, çekirdekleri ve yaprakları kullanılır. Çekirdeklerinden yağ elde edilir. Etli meyvesi seker, organik asitler ve C vitamini ihtivâ etmesi bakımından önemlidir. Çekirdek içinden elde edilen yağ badem yağı yerine, yaprakları derelerde balıkları sersemleterek tutmak için kullanılır. Burada yapraklarda bulunan amygdalin maddesinin rolü önemlidir.






Kaynanadili (Kaktüs ) ( Opuntia / Cactus / Cactus Opuntia )


Atlasçiçeğigiller familyasından bir çeşit bitkidir. En önemli türü Hint inciri (Opuntia leucotricha) dir. "Nopal zamkı" elde edilir.

Kullanıldığı Yerler: Dizanteri ve ishali giderir.







Kazayağı ( Chenopodium Anthelminthicum )


Ispanakgiller familyasından, yaprakları kaz ayağına benzer, Kuzey Amerikanın Doğu bölgelerinde ve ülkemizde de Akdeniz bölgesinde görülen kokulu bir bitkidir. Toprak üstündeki kısımlarından, su buharı distilasyonu ile elde edilen uçucu yağa (Oleum chenopodili) "Kazayağı esansı" denilir.

Kullanıldığı Yerler: Barsak solucanlarını düşürmekte faydalanılır.







KAZ OTU


Kaz otu, Gönsefingerkraut, Potentilla anserina L.
Gümü otu
Kaz tırnağı otu
Kramp otu
Familyası: Gülgillerden, Rosengewâchse, Rosaieae
Drugları: Kaz otu; Anserinae herba
Kaz otunun kökleri hariç tamamı yani otun yaprakları ve çiçekleri çay, tentür ve natürel ilaç yapımında kullanılır.
Botanik: Kaz otu Gülgillerin alt grubu Potentillagillerden (Beşparmakgiller) olup bu grubun takriben 300 alt türevi mevcuttur. Fakat Kaz otu yapı itibariyle diğer türlerden hemen ayrılır. Avrupa, Asya, Amerika ve Kuzey Afrika’nın ılıman bölgelerinde, mezarlık, yol kenarları, çimenlikler ve meralarda yetişir. Kökleri kısa, kazık kök ve saçakları ile kazık kökten çevreye yayılan 30-70cm uzunluğunda, sürgün köklere sahiptir. Sürgün kökler ince bir iplik şeklinde, kırmızımsı veya esmer renkte olup, yer üstünde uzanarak bulduğu her fırsatta yeni bir Kaz otu kökünün oluşmasına neden olur. Sürgün kökler vasıtasıyla Kaz otu kısa sürede bulunduğu yörede yayılarak kümeler oluşturur. Kaz otu gövdesiz olup kanat yaprakları direkt kazık kökten çıkar ve bir rozet oluştururlar. Kanat yaprakları 15-30cm uzunluğunda, yumurta şeklinde ve 7-21 yapraktan meydana gelir. Yaprakların kenarları kertikli, üst yüzeyi koyu yeşil veya gümüşi yeşil, kenarları dişli, alt yüzeyi gümüşi renkte tüylü ve kanat yaprağın üzerinde yapraklar arasında küçük mızrak şeklinde yan yaprakları mevcuttur. Çiçekleri en dışta mızrak şeklinde, koyu yeşil, 3-7adet kupa yaprakları, taç yaprakları ise sarı veya altın sarısı renkte, yumurta veya kalp şeklinde, beş parçadan meydana gelir. Ortada 10-20adet döllenme tozlukları ve göbekten ibarettir.
Yetiştirilmesi: Herhangi bir yörede yabani olarak yetişen Kaz otunun köklerinden birkaç kök bahçenin güneş gören bir bölgesine dikilirse kısa zamanda çevresinde bir küme oluşturur ve herhangi bir bakıma ve itinaya gerek yoktur.
Hasta zamanı: Mayıs’tan Eylül’e kadar Kaz otu (yaprak ve çiçekleri) toplanarak güneşli gölgelik havadar bir yörede kurutulur. Kurutulurken ısının 45˚’yi geçmemesi gerekir. Şayet bu ısıyı geçerse birleşimindeki eter yağı yok olur. Malesef şifalı bitkiler toplama, kurutma, paketleme ve depolama işlemleri sırasında çok yanlışlar yapılmaktadır. Bitkinin şifalı kısmı yaprak veya çiçekleri ise asla Güneş altında kurutulmaz ve mutlaka gölgede kurutulmalıdır. Ayrıca örneğin bitki 5 günde kurudu ise, 2 gün daha kurumada bırakmak mahzurludur, çünkü birleşimindeki eterik yağları kaybettiğinden kalitesi düşer. Sadece bitki kökleri Güneş’te kurutulur ve kurur kurumaz hemen paketlenip depolanması gerekir. Şifalı bitkilerin Aktarlar’da açıkta satılması kalitesini kısa sürede düşürür ve etkisini oldukca azaltır.
Kullanılması:
a) Araştırmalara göre mide, bağırsak ve rahim kramplarına karşı kullanılır.
b) Komisyon E’nin 223 nolu 30.11.1985 tarihli Monografi bildirinse göre Kaz otu başta hafif derecedeki adet anormallikleri ve akut ishale karşı ve de hafif derecedeki ağız içi ve yutak iltihaplanmasına karşı kullanılabileceği beyan edilmiştir.
c) Halk arasında ishal, adet bozuklukları, mide-bağırsak ve rahim krampları, iltihapları, ağız içi, yutak iltihapları ve ayrıca kas krampları, astım, öksürük krampı ve de kalp krampına karşı kullanılır. Alman sağlık bakanlığına bağlı olarak çalışan Komisyon E’ye göre hafif adet bozuklukları, hafif ishal, ağız içi ve yutak iltihaplanmasına karşı kullanılabileceğini bildirmişlerdir.
Çayı: Kaz otundan (yaprak ve çiçekleri) iki kahve kaşığı demliğe konur ve üzerine 300-500ml kaynar su ilave edilir. 5-10dk demlendikten sonra süzülerek içilir.
Çay Harmanları;
Homeopati’de: Kaz otu kökü ile söküldükten sonra 100gr’ı yıkanır, ince kıyılır, bir şişeye konur ve üzerine 500ml %70’lik etanol ilave edilir. Şişe güneş ışığından uzakta iki günde bir çalkalanır. 4-6hafta sonra süzülerek Homeopati’de <<Porentilla anserina>> ismi ile anılan tentür elde edilir. Bu tentürden günde 3-4defa 10-15damla 4-8hafta süreyle alınır.
Yan tesirleri: Bilinen bir yan tesiri yoktur.





Kebabe (Kübbabe) ( Cubbebe / Cubeb / Cubebae Fructus )


Cava, Sumatra ve Borneo'da yetişen Piperaceae'nin kurumuş meyvesidir.

Kullanıldığı Yerler: Mide ve idrar yolu hastalıklarında kullanılır.



Kebere Otu (Gebreotu / Kedi Tırnağı) ( Capre / Capparis Spinosa )


Bir çeşit çalıdır. Fransa'da ve ülkemizin Akdeniz bölgesinde yetişir. Yemişi nohuttan büyüktür. Tursusu yapılır. Kökünün kabukları kullanılır.

Kullanıldığı Yerler: İdrar söktürür. Vücudu rahatlatır. İştah açar.







Keçiboynuzu ( Ceratonia Siliqua / Caroubier / Carob )


Temmuz-Ağustos aylarında, yeşilimsi renkli, çok küçük çiçekler açan, 3-10 m boyunda ağaç veya ağaççıklar.Yaprakları 5-11 yaprakçıklı, derimsi, üst tarafları parlak, alt yüzleri donuk yeşil renklidir. Çiçekleri poligamdır, yani aynı ağaçta erdişi, dişi ve erkek çiçekler bulunmaktadır. Yaşlı gövde ve dallardan çıkan çok sayıdaki yeşil çiçekleri salkım veya kedicik durumundadır. Çanak yaprakları küçük, taç yaprakları yoktur. Meyveleri 10-20 cm uzunlukta fasulye meyvesine benzer. Meyvelerinde sert, esmer renkli ve oval şekilli tohum taşır. Meyveler bir sene sonra olgunlaşır.

Türkiye’de yetiştiği yerler:Akdeniz bölgesi.

Kullanıldığı Yerler: Meyvelerinde yağ, şekerler, selüloz ve azotlu bileşikler vardır.Olgun meyveleri gıda olarak kullanılır. Kuru meyvelerin temizlenmiş unu bilhassa süt çocuklarının mide ve barsak bozukluklarında kullanılır. Ayrıca göğsü yumuşatır ve balgam söker. Sigara tiryakileri için faydalıdır.






KEÇİSAKALI


Keçisakalı, Madesüβ, Filipendula ulmarina
Ergeç sakalı Syn: Spiraea ulmaria
Tekesakalı
Çayırmelikesi
Çayır kraliçesi
Hakiki keçisakalı
Familyası: Gülgillerden, Rosengewâchse, Rosaceae
Drugları: Keçisakalı çiçeği; Spiraeae flos
Keçisakalı otu; Spiraeae herba
Keçisakalı kökü; Spiraeae radix
Keçisakalının çiçek ve otu (Yaprak, çiçek ve taze sürgünleri) çay ve natürel ilaç yapımında ve kökü tentür yapımında kullanılır.
Giriş: Keçisakalı Gülgillerin alt grubu olan Umarieaegillerden (Keçisakalıgiller) olup sadece 10 alt türü mevcuttur ve bu türler sonradan süs bitkisi olarak yetiştirilmek için üretilmiştir. Bu türden sadece Hakiki keçisakalı tıbbi maksatla kullanılır, diğerleri kullanılmaz. Türkçe Keçisakalı, Tekesakalı, Ergeçsakalı diye anılmasının sebebi bitkinin çiçeklerinin geriden bakınca keçi sakalına benzemesi nedeni iledir. Almanca Geissbart veya Wiesengeissbart yani Keçisakalı veya Çayır Keçisakalı diye anılır ve Latince folium iplik, pendulus asık yani asılı ip yumağı anlamına gelir. R.Piria 1938’de Söğüt kabuğunda ve 1939’da araştırmalar, Ludwig ve Wiedmann Keçisakalı çiçeğinde Metilsalisilat’ı bulmuş ve de 1860’da Taş kömürü katranından Salisikasit elde etmiştir. C.F.Gerhardt tarafından Asetilsalisilikasit bulunmuş ve bu buluş Bayer firması tarafından Aspirin (a Spiraea) adında sentetik (kimyasal ilaç) üretilmeye başlanmıştır.
Botanik: Keçisakalı Avrupa ve Asya’nın ılıman bölgeleri, Türkiye’nin Marmara, Karadeniz ve Doğu Anadolu bölgesinde yabani olarak yetişir. Genellikle ırmak kenarları, bataklık yöreler, mezarlıklar, çimenlik ve nemli meralarda yetişir. Kökleri oldukça derinlere giden sağlam, sürünen ve saçaklı bir kökü vardır. Gövde yetiştiği yöreye göre 0,5-2m boyunda olabilir ve pek çatallaşmaz ancak bitkinin üst kısımları çatallaşır. Alt yaprakları oldukça büyük, yukarılara doğru yükseldikçe küçülür. Ana yaprak kanat şeklinde olup yaprakçıklar sağlı sollu dizilmiştir ve en sonda bir tek yaprak bulunur. Yapraklarının kenarları dişli, üst yüzeyi koyu yeşil, alt yüzeyi grimsi tüylü, 4-10cm uzunluğunda, 2-5cm eninde ve en uçtaki yaprak ise diğerlerinden farklı olarak üç lopludur. Yaprak diplerinde küçük yan yaprakçıklar mevcuttur. Çiçekleri oldukça küçük, takriben 3-5m büyüklüğünde, taç yaprakları ters yumurta şeklinde, sarımsı beyaz renkte, ortadaki döllenme tozlukları 15-30adet beyaz saplı sarımsı veya esmer topuzcukludur. Takriben 100-500 çiçek bir bitkide olabilir ve geriden Keçi sakalını andırdığından bu adla anılır.
Yetiştirilmesi: Türkiye’nin sıcak bölgeleri hariç (Akdeniz bölgesinin sahil şeridi) hemen her yörede yetiştirilebilir.
Hasat zamanı: Çiçekleri veya yaprakları Haziran’dan Eylül’e kadar toplanarak ayrı ayrı bağ yapılır ve kurutulur. Kuruturken özellikle de çiçeklerini kuruturken sıcaklığın 40C˚’yi geçmemesi gerekir. Malesef şifalı bitkiler toplama, kurutma, paketleme ve depolama işlemleri sırasında çok yanlışlar yapılmaktadır. Bitkinin şifalı kısmı yaprak veya çiçekleri ise asla Güneş altında kurutulmaz ve mutlaka gölgede kurutulmalıdır. Ayrıca örneğin bitki 5 günde kurudu ise, 2 gün daha kurumada bırakmak mahzurludur, çünkü birleşimindeki eterik yağları kaybettiğinden kalitesi düşer. Sadece bitki kökleri Güneş’te kurutulur ve kurur kurumaz hemen paketlenip depolanması gerekir. Şifalı bitkilerin Aktarlar’da açıkta satılması kalitesini kısa sürede düşürür ve etkisini oldukca azaltır..
Kullanılması:
a) Komisyon E’nin 43nolu ve 02.03.1989 tarihli monografi bildirisine göre Keçisakalı otu başta üşütme hastalıklarına karşı kullanılır.
b) Halk arasında Keçisakalı çiçeği başta üşütme hastalıklar, ateşli üşütme hastalıklarında, grip, nezle, romatizma türlerinden; Artritit (eklem iltihaplanması), artroz (eklem bozulması), lumbago (bel ağrısı), kas romatizması, gut ve siyatiğe karşı kullanılır. Ayrıca da; böbrekler ve mesane rahatsızlıkları, baş ve diş ağrısına karşı da kullanılmıştır. Keçisakalı otuda aynı maksatla kullanılır fakat etkisi daha azdır.
c) Homeopati’de romatizma, siyatik, eklem iltihaplanması (artrit) ve idrar yolları rahatsızlıklarına karşı kullanılır.
Açıklama: Söğüt kabuğu veya Keçisakalı çiçeğindeki Salisilik türevleri Biogen yani canlı diye tabir edilirken sentetik olarak elde edilen Salisilik türevleri hekimler tarafından ölü olarak tanımlanır. Bu nedenle tekrar eskiden olduğu gibi şifalı bitkilerden natürel ilaç yapımına başlanmıştır. (Söğüte bak)
Çayı: İki kahve kaşığı Keçisakalı demliğe konur ve üzerine 300-500ml kaynar su ilave edilerek demlenmesi beklenir ve de 5-10dk sonra süzülerek içilir.
Çayharmanları;
Homeopati’de: Keçisakalı otunun kökleri çiçek açmaya başlanmadan önce kökleri sökülür ve sökülen kökler yıkandıktan sonra ince kıyılarak bir şişeye konur. Keçisakalı kökünden 100gr alınır ve üzerine 500ml %70’lik alkol ilave edilerek güneş ışınlarından uzakta 4-6hafta muhafaza edilir ve iki günde bir çalkalanır. Bu süre sonunda süzülerek elde edilen tentüre Homeopati’de <<Spirea ulmaria>> adı ile anılır. Bu tentürden günde 3-4defa 10-15damla 4-8hafta süreyle alınır. Yukarıdaki çay harmanlarından da aynı şekilde tentür elde edilir.
Yan tesirleri: Aşırı miktarda çayı içilirse mide rahatsızlıkları ve bulantıya sebep olur. Ayrıca çok ve uzun süre içildiğinde cinsel gücü azalttığı iddia edilmektedir.





KEÇİSEDEF OTU


Keçisedef otu, Geiβraute, Galega officinalis
Diyabet otu Syn: Ruta capraria
Süt otu
Keçi yoncası

Familyası: Baklagillerden, Schmettelingsgewâchse, Fabaceae
Drugları: Keçisedefi otu; Galegae herba
Keçisedefi otunun çiçek, yaprak ve taze sürgünleri çay, tentür ve natürel ilaç yapımında kullanılır.
Giriş: Keçi sedef otu eskiden Ruta capraria ismi ile anılmakta idi. Ruta sedef, capra keçi anlamına ve yine Almancada Keçisedefi otu anlamına gelen Geissraute ismi ile anılır. Görüldüğü gibi bu bitki Türkçe, Latince ve Almanca Keçisedefi otu diye anılır. Nedenine gelince keçinin bu otu çok sevmesindendir. Bu bitki kullanılma maksadı nedeniyle şeker hastalığına karşı ve emziklilerde süt artırması nedeni ile Diyabet otu veya Süt otu diye de anılır.
Botanik: Keçisedefi otunun vatanı Doğu Akdeniz ülkeleri olup zamanla Avrupa ve Asya’nın ılıman bölgelerine yayılmıştır. Türkiye’nin genellikle Marmara ve Karadeniz bölgesinde ırmak, dere ve göl kenarları ve de nemli çimenliklerde yabani olarak yetişir. Bitki çok yıllık 40-120cm boyunda, alt kısmı seyrek, üst kısmı oldukça sık çatallaşır. Yaprakları kanat şeklinde olup karşılıklı olarak dizili çift ve sonda tek bir yapraktan meydana gelir ve yaprak sayısı 9-17 olabilir. Yaprakları oval veya eliptik, kenarları düz, kısa saplı ve koyu yeşil renklidir. Çiçekleri üstteki kanat yaprakların dibinden çıkan uzun bir sap üzerine salkım şeklinde dizilmiştir. Çiçekleri kelebek şeklinde, üstte bir bayrak altta iki kanatlı ve göbekte döllenme tozluklarından oluşur. Çiçekleri açık mor, eflatun veya beyaz renkte olabilir. Meyveleri 2-3cm uzunluğunda, 2-4m genişliğinde küçük ve ince bir fasulye kapçığın benzer. Kökleri kazık şeklinde baş köklerden meydana gelir.
Yetiştirilmesi: Türkiye’nin hemen her bölgesinde biraz nemli olmak şartı ile yetiştirilebilir.
Hasat zamanı: Haziran ve Temmuz aylarında yerden az (5-10cm) yukarıdan kesilerek demetleri yapılır ve güneşli, havalı bir ortamda kurutulduktan sonra özel kaplarda (porselen, cam veya plastik) muhafaza edilir. Malesef şifalı bitkiler toplama, kurutma, paketleme ve depolama işlemleri sırasında çok yanlışlar yapılmaktadır. Bitkinin şifalı kısmı yaprak veya çiçekleri ise asla Güneş altında kurutulmaz ve mutlaka gölgede kurutulmalıdır. Ayrıca örneğin bitki 5 günde kurudu ise, 2 gün daha kurumada bırakmak mahzurludur, çünkü birleşimindeki eterik yağları kaybettiğinden kalitesi düşer. Sadece bitki kökleri Güneş’te kurutulur ve kurur kurumaz hemen paketlenip depolanması gerekir. Şifalı bitkilerin Aktarlar’da açıkta satılması kalitesini kısa sürede düşürür ve etkisini oldukca azaltır.
Kullanılması:
a) Araştırmalara göre kandaki şekeri düşürmek için kullanılır.
b) Komisyon E’nin 180 nolu 24.09.1993 tarihli monografi bildirinse göre Keçisedefi otunun birleşimindeki Galegin kandaki şekeri düşürmek için kullanılır.
c) Halk arasında başta şeker hastalığına karşı kullanılır fakat hastalık ilerlemiş ise ona pek fayda etmez. Şayet hastalık erken teşhis edilmiş ise o zaman bu ve diğer şifalı bitkilerle diyabeti tedavi etmek mümkündür. Keçisedefi otunun bir başka özelliği de annelerin sütünü artırıcı özelliğe sahip olduğudur.
Çayı: İki kahve kaşığı Keçisedefi otu demliğe konur ve üzerine 300-400ml kaynar su ilave edilerek 5-10dk demlenmesi beklenir ve sonra süzülerek içilir.
Çay Harmanları:

Homeopati’de: Keçisedefi otu ve tohumundan toplam 100gr ince doğranarak bir şişeye konur ve üzerine %70’lik 500ml etanol ilave edilir. Bu şişe güneşten uzakta 4-6hafta süreyle muhafaza eldir ve iki günde bir çalkalanır. Bu süre sonunda süzülerek elde edilen tentüre Homeopati’de <<Galega>> adı verilir. Bu tentürden günde 3-4defa 10-15damla 4-8hafta süreyle alınır. Şayet uzun süre alınırsa doktor veya hekime danışılmalıdır. Yukarıdaki çay harmanlarından da aynı şekilde tentürde hazırlanabilir.
Yan tesirleri: Aşırı kullanılması halinde yan tesiri olabilir fakat şimdiye kadar insanlara bir zarar verdiği görülmemiştir fakat çok miktarda bu bitkiden yiyen koyunların zehirlendiği görülmüştür.
__________________
Hayatım, bir yıldır anlamlı!

Damla çevrimdışı   Alıntıyla Yanıtla
Okunmamış 08 Mart 2011, 16:28   #15 (permalink)
Admin

Aşk, her şeye değer
 
Damla Kullanıcısının Avatarı
 
Giriş Tarihi: 29 Ağustos 2010
Yer: Regex'in ♥`∂єη
İletiler: 908
IRC: ~
Web: www.IRCKaynak.Com
Teşekkürler: 266
108 iletisine, 139 kez teşekkür edildi.
Mentioned: 0 Post(s)
Tagged: 0 Thread(s)
Rep Gücü: 93
Rep Puanı: 1780
Rep Düzeyi: Damla geleceği parlak!Damla geleceği parlak!Damla geleceği parlak!Damla geleceği parlak!Damla geleceği parlak!Damla geleceği parlak!Damla geleceği parlak!Damla geleceği parlak!Damla geleceği parlak!Damla geleceği parlak!Damla geleceği parlak!
Varsayılan Yanıt: Şifalı Bitkiler Sözlüğü



Keten


Keten, Lein, Linum usitatissimum
Familyası: Ketengillerden, Leingewäche, finaceae
Drugları: Ketentohumu: Lini semen,
Beziryaği:Lini oleum, Ketenküspesi:Lini seminis Placenta, Ketenipliği:Filum lini streile
Ketenin tohumlari ezilerek, hafifi ezilerek veya ezilmeden çayı yapılır veya sade olarak yenir vede ketentohumunun yağı çıkarılır bu yağ beziryağı anılır ve unu eldeedılır veya natürel ilaçı yapılır. Ketenotunun ise çok kaliteli olan ipi eldeedilir ve bu çesitli maksatlar için kulanılır. Ketenin tohumlari ezilerek, hafifi ezilerek veya ezilmeden çayı yapılır veya sade olarak yenir vede ketentohumunun yağı çıkarılır bu yağ beziryağı anılır ve unu eldeedılır veya natürel ilaçı yapılır. Ketenotunun ise çok kaliteli olan ipi eldeedilir ve bu çesitli maksatlar için kulanılır.

Giriş: Keten çok eskiden takriben Babililer ve eski Mısırlılardan beri çok çesitli maksatlar için yetiştirilmiştir ve kulanılmıştır. Bu nedenle bazı botanik uzmanları 500 yıldır bazıları 7000 yıldır kültürbitkisi olarak yetiştirildiği ifade etmektedirler vede Mısırdakı Firaun tapınaklarından ketenli elbiseler ve ketentohumu bulunmuştur.
Günümüzde en çok kulanılan Linum usitatissimum L. angustifalia`dan eldeedildi ve bundanda zamanla yüzlerce altürünün oluştuğudur. Ketenin bilinen 300 türü mevcuttur ve bunlardan bazıları: Büyükyapraklı (= Koyu pempe çicekli) Keten: Linum grandiflorum, Kırmızı çiçekli Keten: Linum viscosum, Narin Keten: L. tenuifolium Avusturya Keteni: L. austriacum, Fransız Keteni: L. narbonense gibi yaygın türler mevcuttur. Fakat tibbi maksatla sadece L. usitatissimum ve bundan geliştirilen alttürler kulanılır.
Botanik: Ketenin asılvatanının Türkiye, Suriye, Irak ve Misir gibi Ortadoğu ülkeleri olduğu, fakat 5000 yıldır kütür bitkisi olarak yetiştirilmesi nedeni ile günümüzde Avrupa, Asya, Amarikanın Kuzey ve Güneyinde yetiştirilmektedir. Yaprakları gövdeye oturmuş olup 2-3 sm uzunluğunda 3-5 mm genişliğinde, ince bir mızrak şeklinde, kenaları gövdeye dizilmiştir.
Çiçekleri beş atet, açık mavi, mavi, beyazımsı mavi veya morumsu mavi renkte, balta, tersyumurta veya terskalp şeklindeki taçyaprakları vardır ve ortadan ucu doğru damarları uzanır ve takriben 1-2 sm uzunluğunda ve 1-1,8 sm enindedir. Göbekte 5-6 adet dölenme tozluğu ve taçyaprakları saran 4-6mm büyüklüğünde beş adet kupayaprağı vardır. Meyveleri yuvarlak bir küre şeklinde içinde 8-12 bölüm vardır ve her bölümünde bir esmerimsi sarı, esmerimsi kırmızı veya altın sarısı renkte yumurta şeklinde hafif başlı 4-6 mm uzunluğunda 1,5-2,5 mm eninde ve parlak tohumlardan oluşur.
Yetiştirilmesi: Vatanı Türkiye ve Ortadoğu ülkeleri olan Ketenin Türkiyede yetişmesi tabiiki gayet normaldir.
Hasat zamanı: Temmuzdan ekime kadar olğunlaşan meyvekapsülleri döğülerek tohumları çıkarılır ve kurutulur.
Ölüyağlar (Hayvansalyağlar ve Margarinler) hücrelerin duvarlarını (membran) sertleştirerek içeri oksijen ve besin girmesini önler ve yane damarlar dokular ve organlarda yoğunlaşan ve depolanan ölüyağlar, mikroplar, bakteriler, viruslar ve mantarlar için en ideal beslenme merkezlerini oluşturur. Ölüyağların depolandığı yörelere oksijen girmez, böylece hücreler oksijensiz ve besinsiz kalir. Şişmanlar açlık hissederler, çünkü hücre duvarlarındaki ölüyağlar hücremembanını sertleştirir ve içeri besin ve oksijen girisi engeller.
Bronşitli ve astımlılarda havasızlık çekerler, çünkü kandaki oksijen hücrelerden içeri giremez. Beziryağı bitkisel yağlar içinde en kaliteli ve en yüksek oranda aktif yağlardır. Beziryağındaki doymamış yağasitleri telemedeki kükürlü Aminoasitlerle reaksiyona girerek yüksek değerli Liposlar (Lipid-Protein) meydana gelir. Liposlar ölülüyağların yerine oksijen ve besin girmesini sağlar. Bu Küre 3-4 ay devam, edilirse kişi dinçleşir yağbirikintilerini atar, hastalıklara karşı bağışıklik (Immun) sistemi güçlenir ve zamanla hastalıklar, astım, bronşit, romatizma, yağ ****bolizma bozukluğu (Et ve etmamüleri yiyince rahatsız olma) sindirimbozuklukları ve allerji yok olur.
Tesirşekli: Kandaki lipid, kolesterol, trigliserid ve şekerdüsürücü, yüksektansiyon önleyici, antioksidatif (radikalleri yok edici) antibakteriel ve anzimlerin oluşumunu sağlayıcı, avitaminoz (vitaminyetersizliği), mineralyetersizliği ve iltihapları ve mantarları yok edicidir.
Kulanılması:
a-) Araştırmalara göre ketentohumu mide- bağırsak rahatsızlıklarında, hazımsızlık, ekşime, kusma, yanma, bulantı, kramplar, ağrılar, tıkanma, şişkinlik, bağırsakflorasının bozulması ve lipid, trigliserid, kolesterol, şekerhastalığı (Kandaki Şekeri düşürür) aminoasityetersizliği, vitaminsizlık, mineralyetersizliği ve kanserli urları eritmek için kulanılır. veya Gökçek İksiri daha etkilidir
b-) Komisyon E nin 05.12.1984 tarih ve 228 Nolu Monografibildirisine göre sürekli kabızlık (müzmin Kabızlık) nedeniyle alınan kimyasal ilaçlardan tahrip olan kalınbağırsak, kolonirrtibality, hasaslasmasi, bağırsak divertikülü (Bağırsak kasının içine kese şeklinde girmesi) gastrit ve enterit (İncebağırak iltihaplanması) karşı ketentohumu kulanılır, haricen ise iltihapli yaralara lapası sarılır.
c-) Halkarasında Mide, bağırsak, mesane ve böbrek kanamaları ve nezleleri, abse, çiban, kuru rkzema, bronsit, astım, akcier iltihaplanmasi, yutak iltihaplanmasi, öksürük ve nezleye karşıda kulanılır.
Çay: 1) Şayet mide- bağırsak iltihapları, kramplar, ağrılar, hazımsizlik, ekşime, şişkinlik, yanma gibi rahatsızlıklara karşı kulanılacak ise 2-4 Kahvekaşığı hafif ezilmiş ketentohumunun üzerine 300 ml kaynarsu ilave edilir 5-10 dakika bekledikten sonra içilir.
2) Eğer kabızlık (Peklik), ishal, hazimsizlik ve sindirim zafiyetine karşı kulanılarak ise iki yemekkaşığı ketentohumu yutulur ve üzerinde 300-600 ml süt, meyvesuyu veya balşerbeti içilir. Kabız olanların mutlaka tohumlarını hafif ezerek veya ezmeden yemekten ve kahvaltıdan sonra yutması gerekir. Şayet çayı kabızlığa karşı kulanılacak olur ise tohumlar sıvı emerek şiştiğinden bağırsaklarda sıvıemici özeliğini kayıpeder. Bunedeler kabızlığa karşı sadecekuru olarak alınır.
3) 1-2 Yemekkasigi Ketentohumu 300-500 ml soguksuyu konur ve yavas yavas ısıtılır. 15-20 dakika sonra süzülür ve Lapa yenir. Lapa genelikle araştırmalarda kulanılan bir metottur.

Beziryagi (Ketenyağı): Ketentohumu soğuk baskı ile sıkılarak veya sıcak baskı ile sıkılarak yağı çıkarılır. Soğukbaskı ile eldeedilen yağ daha kalitelidir ve buna İngiliz beziryağı denir. Sıcakbaskı ile sıkılarak eldeedilen yağa ise Türk beziryağı denir.
Bir kısım Beziryağı bir kısım kirecsuyu ile bir şişede karıştırılarakLiniment adi ile anılan Merhem eldeedilir. Bu Merhemle Yanık olan yerlere sürülür ise ağrıları dindirir ve deri hastalıklarında kulanılır ise deriyi iyileştirir. Fakat günümüzde bu tür rahatsızlıklara karşı daha etkili ilaçlar olduğundan bu maksatla pek kulanılmaz. Beziryağı eskiden evlerde kızartmalardada kulanılmıştır, fakat kokusu neden ile artık Kızartmalıkyağ olarakta kulanılmamaktadır. Günümüzde genelikle Yağlıboya,-deri,-boya,-kağit,-Yemekyağı,-ve Sabunyapımında kulanılmaktadır.
Kataplazma (Ketensarğı): Ketentohumları sıkıldıktan sonra geri kalan kısma küspe adı verilir. Ketentohumu öğütüldükten sonra kurutulur ve tozu (unu) eldeedilir. Ketentohumunun sıcaksu ile lapası yapılarak sade veya hardal unu ile birlikte göğüse ince bir tabak halinde sürülür ve sarılır ise göğüsü yumuşatır.
Ketenipi: Ketenkapsülerinden yarıldıktan sonra özel bir tarakla taranır. Su ile veya mehanik olarak ipliklen ayrılarak beli işlemlerden geçtikten sonra ketenipliği eldedilir. Ketenipliği tekstil sanayinde ve tibbi iplik yapmada kulanılır, özelikle yazaylarında ketenli pantolun ve gömlek giyilir ise serin tutar.
Yantesiri: Ketentohumunun bilinen bir yantesiri yoktur, fakat Bagirsak dügümlenmesi ve Yemekborusu iltihaplanmasinda kulanilmaz.





KILIÇ OTU


Kılıçotu Johanniskraut Hypericum perforatum L.
Şiş otu, Binbirdelikotu
Binbirdelilikotu, Kanotu
Koyunkıran, Kuzukıran
Mayasılotu, Sarıkantaron
Sinirotu, Korkuotu
Stersotu, Bunalımotu
Yaraotu, Yanıkotu, Tıbbi Kılıçotu

Familyası; Kılıçotugillerden, Johanniskrautgewaechse, Hypericaeae
Drugları;Kılıçotu:Hyperici herba
Kılıç yağı:Hyperici oleum
Kılıç çiçeği:Hyperici flosrecens
Kılıçotu(yaprağı,çiçeği,goncası ve sürgünü) Çay,Tentür ve Natürel ilaç yapımında, taze çiçeği Kılıç yağı yapımında kullanılır.
Giriş;Kılıçotunun bilinen 400 çeşit türü olup bunlar birbirlerine çok benzerler. Bu nedenle aralarındaki farkı çok iyi bilmemiz gerekir. Kılıçotugillerden sadece bu Tıbbi Kılıçotu tıbben kullanılır. Diğerleri aynı maksat için kullanılamaz, kullanılsa bile birleşiminedeki tanenden dolayı bu amaca ulaşılamaz;çünkü sadece Tıbbi Kılıçotu Hyperforin içerir.
>Anadolu Kılıçotu;Hypericum barbatum;bu tür,tüylü olduğunda Sakallı Kılıçotu diyede anılır. Sapı yuvarlak ve kupa yaprakları iri tüylüdür.
>Benekli Kılıçotu; H.maculatum;sapı dört köşeli, sap ve yaprakları beneklidir.
>Tüylü Kılıçotu; H.hirsutum;sapı yuvarlak ve yaprağından daha tüylüdür.
>Sarı Kılıçotu; H.polyphyllum;Çiçekleri sarı renkte ve sapı dört köşelidir.
>Dağ Kılıçotu; H.montana;sapı yuvarlak,yaprakları seyrek ve iridir.
Tıbbi Kılıçotu diğerlerinden farklı olarak sapı iki köşelidir ki bu hemen hemen hiç görülmeyen bir durumdur ve yapraklarının üzerinde yağ gudeleri bulunur ve bu gudeler şeffaftır. Yani üstten bakınca altı görülür. Bizi sadece Şeffaf Kılıçotu ilgilendirmektedir. Bu nedenlede sadece onun üzerinde duracağız.
Botanik;Kılıçotu dünyanın ekvator ve kutupları hariç hemen her yerde yetişir. Almanya gibi nemli ülkelerde her bölgede, Türkiye gibi sıcak ülkelerde ise ırmak ve göl kenarları, nemli çimenlik ve meralarda, yol kenarlarında, ormanların ışık gören bölgelerinde yabani olarak yetişir. günümüzde birçok ülke tarafından ilaç yapımında kullanmak için özel olarak yetiştirilmektedir. Kılıçotu 30-100 cm boyunda, çok yıllık, gövdenin üs5 kısımları oldukça sık çatallı,sapı yuvarlak hafif , iki köşeli olması diğer türlerden ayıran en belirgin etkendir. Yaprakları karşılıklı, eliptik-yumurta şeklinde veya hafif uzunca, kenarları bütün, gövdeye oturmuş,üzerinde siyah nokta şeklinde yağ gudeleri bulunur ve bu yağ gudeleri şeffaftır. Yaprakları alttan yukarıya doğru küçülür, takriben 1-4 cm uzunluğunda 0,5-2 cm eninde hafif esmerimsi yeşil renkte ve tüysüzdür. Çiçekleri;Taç yaprakları genellikle 5 adet, altın sarısı renkte, kenarları kertikli,üzeri açık veya koyu noktalı, 8-15 mm uzunluğunda, 5-10 mm eninde eliptik veya yumurta şeklindedir. Kupa yapraklar mızrak şeklinde, kenarları bütün ucu sivri, yeşil renkte 4-6 mm uzunluğunda, üzerindede açık ve koyu noktalar bulunur. Göbekte 30-50 adet6 altın sarısı saplı ve topuzcuklu döllenme tozlukları bulunur. Meyveleri yumurta şeklinde, kapsülün içi üç bölümlü 1-1.5 mm büyüklüğündeki esmer veya siyah renkli ve silindir şeklindeki tohumlardan meydana gelir.
Yetiştirilmesi;Türkiye’de 70 çeşit Kılıçotunun yetiştiği bilinmektedir. Bu nedenle hakiki Kılıçotu tohumlarını bulup yetiştirmek gerekir. Türkiye’de yabani olar4ak yetişir ve bazı botanik bahçelerde de özel olarak yetişitirilmektedir. Türkiye’nin iklimi Kılıçotu için en uygun iklimdir.
Hasat zamanı; Kılıçotu Haziran’dan Eylül’e kadar toplanarak kurutulur ve kaldırılır. Avrupa ülkelerinde Zechen diye anılan 2-6 mm büyüklüğünde bir kene türü mevcuttur. Bu kene çok tehlikeli bir virüs olan Borreliose taşır ve de bu virüs kenenin ısırması ile insana geçer ve kişide ateş, halsizlik, kas-eklem ağrıları, lenf bezi şişmesi gibi rahatsızlıklara sebep olur. Hatta tedavi edilmezse ileriki evrelerde ölümle sonuçlanabilir. İşte bu kene Kılıçotuna musallat olabilir. Almanya’da bir defasında topladığım bir torba Kılıçotunu atmak zorunda kaldım. Türkiye’de bu keneyi görmedim fakat olabilme ihtimaline değinmek istiyorum. Bu nedenle Kılıçotunun çiçek açmaya başladığı zamanda yani Haziran ayında toplanması daha uygunudur.

Malesef şifalı bitkiler toplama, kurutma, paketleme ve depolama işlemleri sırasında çok yanlışlar yapılmaktadır. Bitkinin şifalı kısmı yaprak veya çiçekleri ise asla Güneş altında kurutulmaz ve mutlaka gölgede kurutulmalıdır. Ayrıca örneğin bitki 5 günde kurudu ise, 2 gün daha kurumada bırakmak mahzurludur, çünkü birleşimindeki eterik yağları kaybettiğinden kalitesi düşer. Sadece bitki kökleri Güneş’te kurutulur ve kurur kurumaz hemen paketlenip depolanması gerekir. Şifalı bitkilerin Aktarlar’da açıkta satılması kalitesini kısa sürede düşürür ve etkisini oldukca azaltır.
Kullanılması:
a) Araştırmalara göre Kılıç otu hapı veya ekstresi başta depresyon, korku,sinirsel kriz, stres, saldırganlık, iç huzursuzluk, korku, istem dışı anormallikler (Psiko vegetativ) ile isateksizlik, bitkinlik, ümitsizlik, uyku rahatsızlıkları, sinirlilik, konsantrasyon zafiyeti, aşırı duyarlılık ve hareketsizlik gibi rahatsızlıklara karşı kullanılır.
b) Komisyon E’nin 228 No’lu 05.12.1984 tarihli Monografi bildirisine göre depresyon rahatsızlıkları, korku, sinirsel huzursuzluk gibi rahatsızlıklara karşı kullanıldığı bildirilmiştir.
c) Homeopati’de sinirsel yaralanmalar, beyin sarsıntısı, sinir iltihaplanması (nevrit), siyatik sinir bel ağrıları, güneş yanığı, ameliyat sonrası ağrılar, fantom ağrıları ve apopleksiye (beyin damarlarından birinin tıkanması veya yırtılması nedeniyle şuur kaybı, hırıltılı solunum veya felçli durum) karşı kullanılır.
d) Aroma tedavide Kılıç otunun Eter yağı ve yağı kullanılır. Eter yağı baş dönmesi, depresyon, sinirlilik, iç huzursuzluk ve uyuyamamamya karşı kullanılır. Kılıç otu yağı ise masaj yağı olarak kullanılır ve özellikle kas ve sinirsel rahatsızlıklara karşı etkilidir. Bayanlarda düzensiz adet görme hali, menopoz (adet kesilmesi) gibi rahatsızlıklara karşı kullanılır. Ayrıca kanserli vakaları ışınla tedavi ederken ortaya çıkan sinirlilik, depresyon, ağrılara dayanamama veya romatizmal ağrıda, ağrılara dayanabilme gücü verir. Kılıç otu birinci derece, hafif ve orta dereceli depresyona karşı kullanılırken, Kava kava kökü birinci derecede korku ve de Kedi otu ise birinci derecede uyku rahatsızlıklarına karşı kullanılır. Üçü biribirinde daha da kuvvetlendirir ve etkiler ve de Kılıç otu kapsülü veya hapının günde 1500 mg alınması halinde daha etkilidir.
B)Haricen: Kılıç yağı kaynar su ve ateş yanıklarının ağrısını dindirme ve iyileştirme, burkulma, ezilme, iç kanaması gibi hallerde sinirleri ve hücreleri zedelenmiş ise sinirlerin iltihaplanması veya büzülmesi nedeni ile ortaya çıkan sinirsel ağrılarda, siyatik kas romatizması, gibi rahatsızlıklarda ağrıyan yerlere sürülür.
Çayı: İnce kıyılmış iki kahve kaşığı Kılıç otu (yaprak, çiçek, gonca ve taze sürgünleri) demliğe konur ve üzerine 300-500 ml kaynar su ilave edilir ve 5-10 dk bekletildikten sonra süzülerek içilir.
Çay Harmanları;
Hazırlanışı: Kılıç otunun taze çiçek, gonca ,yaprak ve taze sürgünlerinden toplam 100 gr bir şişeye konur ve üzerine 500 ml %70’lik Etanol ilave edilir. Güneş ışınlarından uzakta 4-6 hafta bekletilir. İki günde bir çalkalanır ve bu süre sonunda süzülerek Homeopatide <<Hypericum>> adı ile anılan tentür elde edilir. Bu tentürden günde 3-4 defa 15-20 damla 6-8 hafta süreyle alınır. Yukarıdaki çay harmanlarının da aynı şekilde tentürü elde edilir ve maksadına uygun olarak kullanılır.
Hastalığın Belirtisi (semptom):
Ekstre: Kılıç otunun yaprak, çiçek, gonca ve taze sürgünleri %80 Methanol+%20 su karışımı ile ekstresi elde edilir. Kılıç otunun tentürü ve ekstresi aynı şekilde kullanılır. Şayet ekstresini elde etme imkânı yoksa tentürü kullanılır.
Araştırmalar: Kılıç yağı deyince iki farklı yağ akla gelir. Biri Eter yağı ve diğeri zeytin yağı ile hazırlanan Kılıç yağı olmak üzere 2 türlüdür.
1) Eter yağı; Kılıç otunun çiçek, gonca, yaprak ve taze sürgünleri su buharı ile damıtılarak (destilasyon) Eter yağı elde edilir. Haricen ve dahilen kullanılır ve kullanılış maksadı aynı yukarıdaki gibidir. Depresyon, sinirlilik, baş dönmesi, uyuyamama gibi rahatsızlıklarda günde 3-4 defa, 2-3 damla bir kesme şekere veya bir parça ekmeğe damlatılarak yenir. Haricen ise masaj yağı olarak 30-40 damla 100 ml Jojoba yağı veya zeytinyağı ile karıştırılır ve masaj yapılır. Banyo için 10-15 damla kaymakla veya balla karıştırıldıktan sonra küvetteki suyla karıştırılır ve 15-20 dk banyo yapılır.
1) Kılıç yağı (Kızıl yağı); Kılıç otunun gonca, çiçek, yaprak ver taze sürgünlerinden 100 gr bir şişeye konur ve üzerine 250 gr 1. kalite zeytinyağı ilave edilir. Şişe pencere önünde 4-6 hafta bekletildikten sonra süzülerek Kılıç yağı elde edilir. Bu yağ genellikle haricen masaj yağı olarak kullanılır.
Yan tesirleri: Kılıç otu çayı, tentürü, drajesi veya damlasını kullanırken güneş altında fazla kalınmamalı zira deride kaşıntı ve kabarcıklar oluşur.







Kırlangıçotu ( Chelidonium Majus L. )


Temre otu olarak da bilinir. 30-80cm yüksekliğindeki bitki, mayıstan sonbahar ortalarına kadar çiçeklenir. Yapraklarının uçları dişlidir ve meşe yapraklarını andırır. Gövdesinden ve saplarından portakal sarısı, koyu bir sıvı çıkar. Genellikle ormanların güney kıyılarında, duvarların ve çitlerin dibinde ve moloz yığınlarının üstünde yetişir. Yaz ne kadar sıcak ve ormanların güney kıyıları ne kadar kuru olursa olsun, bitkinin gövde ve saplarından portakal renkli koyu sıvı her zamanki incelikte elde edilebilir. Kışın her yer karla örtüldüğünde bile, eğer yetiştiği yere dikkat edilmişse, kırlangıç otu kar altında bulunabilir. Avrupa ve Kuzey Anadolu'da yetişir. Alkoloitler (kelidonin ve türevleri %0,31) taşımaktadır.

Bitki, kan temizleyici ve kan yaptırıcı etkiye sahiptir. Isırgan otu ve civanperçemi eşliğinde, lösemide kullanılabilir. (100' er gr ısırgan otu, civanperçemi ve Kırlangıç otu karıştırılır ve ince kıyılmış karışımdan 1 tatlı kaşığı dolusu bitki orta boy bir su bardağı dolusu kaynar suyla haşlanır (Kaynatılmaz). 10 dakika demlendikten sonra süzülür. Öğün aralarında yavaş yavaş yudumlanarak günde 3 bardak içilir.) Akciğer hastalıklarında, İyice yıkanmış taze bitki mikserde sıkılarak özsuyu elde edilir ve iki misli ılık suyla karıştırılarak, gün boyunca yudumlanarak içilir. Kan ve karaciğer temizleyici özelliğinin yanı sıra, ****bolizma üzerinde de çok olumlu etkilere sahiptir. Safrakesesi, böbrek ve karaciğer hastalıklarında başarıyla kullanılabilir. Şaraba yatırıldığında ( 30 g kırlangıç otu, kökü ile birlikte, 1-2 saat boyunca, yarım litre beyaz şaraba yatırılır ), sarılığı çok çabuk iyileştirebilir.

Ağrılı basurlarda, idrar yaparkenki yanmalarda ve sancılarda önerilir. Bu durumlarda, bitki özsuyu ılık suyla veya bitki çayıyla karıştırılarak, günde 2-3 bardak yudumlanarak içilir. Taze bitkinin özsuyu, dıştan, kötü karakterli deri hastalıklarda, nasır, siğil ve iyileştirilemeyen temriyelerde kullanılır. Katarakt ve göz saydam tabakasındaki lekeler yavaş yavaş kaybolur. Bitki özsuyu, göz ağtabakası kanamasına ve çözülmesine karşı bile yardımcı olabilir. Bir bitki yaprağı alınır ve yıkandıktan sonra nemli parmakların arasında ezilir. Böylece elde edilen nemlilik, işaret parmağı ile gözpınarlarına sürülür. Doğrudan göze sürülmediği halde, bu etkili maddeyi göz hemen emer. Bu kullanma biçimi, katarakt, görme zayıflığı ve yorgun düşen sağlıklı gözler için de geçerlidir.

Kullanım Biçimleri:

Çay hazırlamak: Yarım tatlı kaşığı bitki, orta boy bir su bardağı dolusu kaynar suyla haşlanır. 10 dakika demlendikten sonra süzülür. Aksi belirtilmedikçe günde 1-2 bardak çay yeterlidir. Kullanım süresi 2 haftadır.

Bitki özsuyu: Yapraklar,saplar ve çiçekler yıkanır ve kurumadan, ince kıyılarak mikserde sıkılır.

Bitki tentürü: Eczanelerden satın alınabilir (Almanya ve Avusturya )
__________________
Hayatım, bir yıldır anlamlı!

Damla çevrimdışı   Alıntıyla Yanıtla
Okunmamış 08 Mart 2011, 16:30   #16 (permalink)
Admin

Aşk, her şeye değer
 
Damla Kullanıcısının Avatarı
 
Giriş Tarihi: 29 Ağustos 2010
Yer: Regex'in ♥`∂єη
İletiler: 908
IRC: ~
Web: www.IRCKaynak.Com
Teşekkürler: 266
108 iletisine, 139 kez teşekkür edildi.
Mentioned: 0 Post(s)
Tagged: 0 Thread(s)
Rep Gücü: 93
Rep Puanı: 1780
Rep Düzeyi: Damla geleceği parlak!Damla geleceği parlak!Damla geleceği parlak!Damla geleceği parlak!Damla geleceği parlak!Damla geleceği parlak!Damla geleceği parlak!Damla geleceği parlak!Damla geleceği parlak!Damla geleceği parlak!Damla geleceği parlak!
Varsayılan Yanıt: Şifalı Bitkiler Sözlüğü



KINAKINA


Kınakına, Chinarinde, Cinchona pubescens VAHL
Kırmızı Kınakına Syn: Cinchona cordifolia MUTIS ex HUMB
Şifalı Kınakına Cinchona sucirubra PAVON ex KLDTSCH
Familyası: Kökboyagillerden, Rötegewâchse, Rubiaceae
Drugları: Kınakına kabuğu; Cinchonae cortex
Kınakınanın kabukları çay, tentür ve natürel ilaç yapımında kullanılır.
Giriş: Kınakına kökboyagillerin alt grubu olan Cinchonaidgillerden olup bu gruba takriben 50 civarında Kınakına dahildir. Tıbbi maksatla kullanılan Kınakına türleri iki türdür ve diğerleri pek kullanılmaz. Bunlardan en çok Kırmızı veya Şifalı Kınakına olarak bilinen Cinchona pubescens türü en çok kullanılan türdür. Bunun haricinde Sarı Kınakına; Cinchona officinalis (C. Calisaya) bu tür genellikle ilaç fabrikaları tarafından Chinin (kinin) elde etmek için kullanılır. Bizi burada daha çok Kırmızı Kınakına ilgilendirmektedir. O nedenle sadece bu türü inceleyeceğiz. İlk olarak İspanyolların Peru kraliçesi Anna Cinchon sıtmaya yakalanır ve Kınakına kabuğu ile iyileşir. Bunun üzerine onun adı bitkiye verilir. China (kına) Güney Amerika Kızılderilileri arasında kabuk anlamında kullanılan kelimedir. Kınakınanın zamanla Peru, Ekvator, Bolivya gibi ülkelerde aşırı tüketimi sonucu yok olma nedeniyle Hollandalılar tarafından Doğu Hint adaları ve bugünkü Endonezya adaları ve Malezya’da yetiştirilir. Günümüzde Kongo en çok Kınakına üreten ve satan ülkedir.
Botanik: 5-20 m boyunda gövde 15-35 cm çapında taç yuvarlakça, gövdenin kabuğu kırmızımsı bu nedenle kırmızı Kınakına diye de anılır. Yaprakları 15-40 cm uzunluğunda 10-25 cm eninde eliptik veya yumurta şeklinde kenarları bütün, ortada derin damar ve ondan sağlı sollu ayrılan yay gibi yan damarlardan oluşur. Sap 5-10 cm uzunluğunda yaprakların üstü koyu yeşil ve tüysüz, alt yüzeyi tüylü ve eski yaprakları esmer veya kırmızı bir renk alır. Çiçekleri dalların uç kısmında topluca bir arada bulunur. Çiçek sapı 20-30 cm uzunluğunda ve her sapta yine çatallaşarak 4-8 çiçek demeti bulundurur. Her çiçek demetinde 10-20 adet çiçek bulunur. Taç yapraklarının gerisi zurna şeklinde 1-15 cm uzunluğunda uç kısmı 5 parçalı yıldız şeklinde beyazımsı pembe renkte üzeri çok narin tüylerle bezenmiştir.
Yetiştirilmesi: Botanik bahçelerde yetiştirildiği gibi ev ve bürolarda da süs bitkisi olarak yetiştirilir.
Hasat zamanı: Kınakına ağacı genellikle 8 yaşından itibaren yerden biraz yukarıdan kesilir. Geri kalan kütükten çıkan şıvgınlarının kabukları birkaç yıl sonra soyularak işlenebilir hale gelir. Kınakına kabuğugüneşte kurutulduktan sonra suni olarak 65-70 derece sıcaklıkta kurutulurlar. Şayet ısı 70 dereceyi geçer ise birleşimindeki alkaloitler bozulabilir.
Kullanılması:
a)Komisyon Enin Monografisine göre;Alman Sağlık Bakanlığı’na bağlı olarak çalışan Kommission E 22 a.No’lu ve 01.02.1990 tarihli bildirisinde Kınakına’nın iştahsızlık, sindirim bozukluklarından;şişkinlik ve hazımsızlığa karşı kullanılabileceği bildirilmiştir. Halk arasında ve Homeopatide ise Kınakına kabuğundan elde edilen tentür ve natürel ilaçlar başta zafiyet yani dermansızlık ve halsizlik gibi durumlarda vücudu kuvvetlendirici ve dinçleştirici olarak nevralji, sıtma, grip, bulaşıcı hastalıklar, mide asidi yetmezliği, iştahsızlık, kalp ağrıları, kalp çarpıntısı gibi hallerde kullanılır. Ayrıca Kınakına kabuğundaki alkaloitlerden başta Chinin sentetik olarak da elde edilmekte ve sıtma, grip, bulaşıcı hastalıklar ve kalp rahatsızlıklarına karşı da kullanılmaktadır.Chinin günde toplam olarak alınacak miktar 1 gr mı geçmemelidir. Günde 3-4 defa 0,2-0,3 gr alınır.
Çayı: Kınakına kabuğu ince kıyılarak 1 gr demliğe konur ve üzerine 300-500 ml kaynar su ilave edilir ve 15-20 dk demlenmesi beklendikten sonra süzülerek içilir. Günde toplam olarak en fazla 3 gr Kınakına kabuğu veya tozundan çay yapılabilir. Yani 3 defa 1 gr alabilir, zira fazlası zararlıdır. Fakat Kınakınanın çayı pek içilmemekle zira dozajın aşılması halinde zehirlenme söz konusu olabilir. Bu nedenle genellikle tentürü veya natürel ilacı kullanılır.
Hazırlanışı: Kınakına kabuklarından 50 gr ince ince kıyıldıktan sonra bir bir şişeye konur ve üzerine 500 ml %70 lik Etanol ilave edilir. Şişe güneş ışıklarından uzakta muhafaza edilir. İki günde bir çalkalanır ve 4-6 hafta sonra süzülerek Homeopatide <<China>> ismi ile anılan tentür elde edilir. Bu tentürden günde 3-4 defa 10-15 damla alınır.
Hastalığın belirtisi (semptomları): Sinir sisteminin aşırı duyarlı olması; soğuğa ve hava cereyanına karşı aşırı duyarlılık, ruhi ve organik aşırı duyarlılık, vücut sıvılarının (kan,ter, ishal ve kusma) azalması ile ortaya çıkan halsizlik, dermansızlık ve zafiyet,el ve ayakların soğuğa karşı aşırı duyarlı olması, süt meyve ve yağlı yiyecekleri hazmedememe gibi belirtiler Kınakına kullanılması gerektiğine işarettir.
Yan tesirleri: Kınakına kabuğu tarife uyulduğunda yan tesiri yoktur. Fakat saf Chinin ve Chinidin uygun dozajda kullanılmadığı takdirde zehirlenmelere sebep olabilir. Kınakına bazı kişilerde deride alerjiye sebep olabilir. Alerjik olanların kullanmaması gerekir.



KİMYON


Kimyon, Kümmel, Carum carvi
Karaman Kimyonu
Şifalı Kimyon
Arap Kimyonu
Frenk Kimyonu
Familyası: Maydanozgillerden, Doldengewâchse, Apiaceace
Drugları: Kimyon meyvesi: Carvi fructus
Kimyon eter yağı: Carvi aetheroleum
Kimyonun tohumları çay, baharat ve natürel ilaç, eter yağı (sadece yağı olarak geçer) ise Aroma tedavisi ve baharat olarak kullanılır.
Giriş: Günümüzde Mısır Kimyonu olarak bilinen Carum carvi’nin 25 alt türü mevcuttur ve Türk Kimyonu olarak bilinen Cuminum cyminum’un ise yetiştiği yöreye göre Polatlı, Eskişehir, Sivrihisar ve Konya Kimyonu diye türleri mevcuttur. Arap Kimyonunun M.Ö 3000 yıllarından beri Mısırlılar tarafından kullanıldığı yapılan kazılarda n anlaşılmıştır. Mısırlılar medeniyeti Sümerler’den, yani Türkler’den almıştır. Bütün medeniyetlerin kaynağı Sümerler yani Türkler dayanır. Sümerlerde bu degerleri Orta Asyadaki ANUA Türk Medeniyetinde Ortadoğuya taşımışlardır.Ortadoğu havzasından dünyaya yayıldığı tahmin edilen Kimyonun Frenk Kimyonu diye anılması yanlıştır. Bir Alman bir Türk’e şaka yapmak için veya alay etmek için olsun Kümmel Türk yani Kimyoncu Türk der. Türklerde Almanlara Kartoftel Deutsche yani Patatesçi Alman gibi lakaplarla bazen şaka bazen de alay etmek için konuşulurdu. Bu da Türklerin eskiden beri yemeklerinde mutlaka Kimyon bulundurduğunu ve Almanlarında patatesçi olduğunu gösterir.
Botanik: Bitki gebelikle 2 yıllık olup, 30-100 cm boyuna ulaşır ve havuç kökü gibi kökü vardır fakat beyaz renktedir. Altta Rozet yaprakları oldukça büyük uzun bir sap üzerinde kanat yapraklardan oluşur ve kanat yapraklar yine kanatlardan meydana gelir. Gövdedeki yapraklar sapsız yani direk oturmuştur. Rozet yaprakları çok hafif geniş iken en üstteki yaprakları ince ve ipliğimsidir. Çiçekleri oldukça küçük, beyaz, nadiren pembe veya kırmızımsı renkte ve yumurta şeklindeki 5 adet taç yapraktan meydana gelir. Bir şemsiyecikte 10-20 çiçek bulunur ve 7-15 şemsiyecik bir şemsiye meydana getirir. Bir meyve kapsülünde iki tohum bulunur ve 4-6 mm uzunluğunda üzerinde boydan boya uzanan yay şeklinde çıkıntılar bulunur ve genellikle esmer renkte ve orak şeklindedir.
Yetiştirilmesi: Türkiye’nin hemen her yöresinde yetiştirmek mümkündür ve zaten yetiştirimektedir.
Hasat zamanı: Olgunlaşması Haziran’dan Eylül’e kadar sürer zira ana şemsiyeler olgunlaşırken henüz yan şemsiyeler olgunlaşmamıştır. Bu nedenle hasatı belli sürelerle devam eder. Maydanozgiller birbirine çok benzerler ve bu nedenle de yanlışlıkla zehirli bitkilerin toplanarak Kimyon hasatına karıştırılmaması çok önemlidir.
Kullanılması:
a) Araştırmalara göre bağırsak mantarı, şişkinliğe karşı ve kramp çözücü olarak kullanılır.
b) Komisyon E’ye göre; Alman Sağlık Bakanlığı’na bağlı olarak çalışan Komisyon E 22a No’lu ve 01.02.1990 tarihli Monografisi’ne (Bildirisine) göre; Kimyon tohumu ve yağı dispepsi (sindirim yetersizliği) rahatsızlıklarından; hafif kramplı mide ve bağırsak rahatsızlıkları, şişkinlik e hazımsızlığa karşı kullanılır.
c) Aroma tedavisinde Kimyon yağı şişkinlik krampları ve bağırsaklarda kokuşma ve iştahsızlığa karşı kullanılır.
d) Halk arasında mide zafiyeti, mide krampı, karaciğer ve safra rahatsızlıkları, bağırsak bozuklukları, sinirsel kalp ve mide rahatsızlıkları, ağız kokusu ve bebeklerde sindirim zorluğu gibi rahatsızlıklara karşı ve annelerin sütünü artırmak için kullanılır. Şayet bebek ve küçük çocuklardaki şişkinlik ve hazımsızlığa karşı sadece rezene tohumundan çay yapılır ve verilir ise bu çay bebeklerin ve çocukların süt dişlerini çürütür ve bu nedenle Kimyon, Papatya çiçeği, Anason ve Kakule tercih edilir.
Çayı: Kimyon tohumunun çayı yapılmadan hemen önce öğütülmesi veya öğütülmeden çayının yapılması tavsiye edilir. Öğütülmüş olarak satılan kimyonun (tozu) kalite bakımından düşüktür ve hoş olmayan bir kokuya sahiptir. Kimyon tohumu öğütüldükten 24 saat sonra kullanılmaz ise birleşimindeki sabit yağlar bozularak aromasını bozar. Bir kahve kaşığı taze öğütülmüş (günlük öğütmek gerekir) veya hafif ezilmiş Kimyon tohumu demliğe konur ve üzerine 300-500 ml kaynar su ilave edilerek 5-10 dk demlenmesi beklenir ve sonra süzülerek içilir.
Çay Harmanları;

Bah: Kimyon tohumu ve Eter yağı başka her türlü sulu,etli yemekler ve çorbalara, sebze, patates, peynir, salata, ekmek ve özellikle de lahanalı yemeklere katılır. Lahanalı yemekler şişkinlik yapabilir, işte bu durumda yemeğe bir miktar Kimyon tohumu7 katılır ise şişkinlik giderilebilir.
Ar: Kimyon tohumu su buharı ile damıtılarak (destilasyon) Eter yağı elde edilir. Bu Eter yağından 2-3 damla yemek ve çorbalara katılır. Eter yağı da başta; antidepresif (depresyonu önleyici), krampları çözücü, şişkinliği giderici, safra artırıcı, iştah açıcı ve hafif cinsel gücü artırıcı özelliklere sahiptir. 2-3 damla bir kesme şekere veya bir parça ekmeğe damlatılarak alınabilir.
Yan tesirleri: Tarife uyulduğunda bilinen bir yan tesiri yoktur fakat Eterik yağı çok etkili olduğundan 2-3 damla kullanılmalıdır. H.Ş. Peygamber Efendimiz “Sizlere Sinameki, Tereyağı, Bal ve Kimyonu tavsiye ederim, zira bunlar Sâm’dan başka her derde devadır” buyurmuşlardır. Sâm2ın ne olduğu sorulduğunda; ölüm demiştir.
B)Mısır Kimyonu, Kreuzkümmel, Cuminum cyminum
Bu Kimyonun asıl vatanı Mısır olup buradan diğer ülkelere yayılmıştır ve günümzde genellikle Türkiye, İran, Fas, Hindistan, Pakistan, Çin, Endonezya gibi ülkelerde yetiştirilmektedir. Tohumları 4-6 mm uzunluğunda, 1-1,5 mm eninde açık grimsi sarı renkte ve üzeri hafif tüylüdür. Birleşiminde %3-6 oranında Eter yağı bulunur ve en önemlileri %25-40 Cuminaldehid, 8-Terpinen 15-20, β-Pinen 10-20 ve diğerinden oluşur. Görüldüğü gibi bileşimindeki Eter yağı çok farklı bir yapıya sahiptir. Su buharı destilasyonu ile damıtılarak elde edilen Eter yağıda aynı Şifalı Kimyon yağı gibi kullanılır. Tohumları da aynı Kimyon tohumu gibi kullanılırsa da daha az oranda alınması tavsiye edilmektedir.







Kişniş


Kişniş, Koriander, Coriandrum sativum

Familyası: Maydanozgillerden, Doldengeweaechse, Apiaceae
Drugları: Kişiniş tohumu (meyvesi): coriandri fructus
Kişniş yağı (eteryağı): coriandri aetheroleum
Kişiniş tohumu çay, baharat ve natürel ilaç yapımında ve kişiniş tohumuından eldeedilne eter yağı aroma tedavisinde vede baharat olarak kulanılır.
Giriş: Kişniş maydanozgillerin bir alt grubu olan coriandrealardan olup, bu grupta sadece iki tür mevcuttur. Bunlar yabani ve kültür kişnişi diye ikiye ayrılır. Kültür kişnişide Türk ve Rus kişnişi olarak ikiye ayrılır ve her ikiside coriandrum sativum’un alt türüdür.
Bu türden Rus kişinişi küçük tohumlu: coriandrumsativum var. microcarpum ve Türk kişnişi: coriandrum sativum var. macrocarpum (var. vulgare) diye anılır. Kişnişin MÖ: 1500 yüzyılında Mısırlılar tarafından kulanıldığı ve yine 2. yüzyılda Çinliler tarafından kulanıldığı belgelenmektedir.
Vatanının doğu Akdeniz ülkeleri:Mısır, Suriye, Flistin ve Türkiye olduğu ve buradan Avrupanın batısından Çinin doğusuna kadar yayaıldığıdır. Günümüzde başta Türkiye, Fas, Japonya, ADB, Hindistan, Çin, Arjantin, Majaristan ve Balkan ülkelerinde yetiştirilir.
Botanik: Kişniş 30-80 cm boyunda genelikle bir yıllık bir bitkidir, fakat iki yıllık olan alt türleride mevcuttur. Kökleri iğ şeklinde, bitkinin tamamı kendine has bir kokuya sahiptir ve bu kokuda tahtakurusunun pis kokusuna benzer.
Alt yaprakalrı uzun saplı üç parça kenarları kertikli ve parçalar kalp şeklindedir. Orta ve üstteki yapraklar gövdeye oturmuştur ve ortadaki yapraklar önce üç sonra tekrar üçe ayrılırken, en üsteki yapraklar iplik gibi incedir.
Çiçekleriden 10-20 tanesi topluca bir arada şemsiyecik oluşturur ve kenardaki çiçeklerin ters yumurta şeklinde beyaz veya pempe renkte herbir çiçek 3-5 taç yaprağa sahiptir ve ortada taç yaprağı olmayan çiçekler pemepe renklidir. Şiemisyecikleruzun bir sapla kendisi gibi 3-5 adet şemsiyeceğin bir araya gelmesi ile geriden şemsiye şeklinde çiçek demetleri oluşturur.
Meyveleri sarımsı, küre şeklinde, üzerinde 8-10 adet yay şeklinde çıkıntılar vardır ve yayalar boydan boya uzanır. Dış kabauğun içinde iki ayrı parça karşılıklı bulunur ve Rus kişnişi 1,5-3 mm ve Türk kişnişi 3-5 mm çapındadır.
Yetiştirilmesi: Türkiyenin Konya, Burdur İsparta yörelerinde yaygın olarak yetiştirilir.
Hasat zamanı: Meyveleri farklı zamanlarda yani Ağustostan Eylüle kadar olğunlaştığından, önce olğunlaşanlar toplanır, sonra beli bir süre sonra tekrar olğunlaşan meyveleri toplanır ve hasat böyle devam eder. Şayet olğunlaşan meyvelerin yanında olğunlaşmamaış meyvelerde toplanırsa bu sonradan iyice kurutulsada kötü bir koku yayar. Malesef şifalı bitkileri toplama, kurutma, paketleme ver depolama işlemleri sırasında çok yanlışlar yapılmaktadır. Bitkinin şifalı kısmı yaparak veya çiçekleri ise asla Güneş altında kurutulmaz ve mutlaka gölgede kurutulmalıdır. Ayrıca öreneğin bitki 5 günde kurudu ise 2 gün daha kurumada bırakmak mahzurludur, çünkü birleşimindeki eterik yağları kaybettiğünden kalitesi düşer. Sadece bitki kökleri Güneş'te kurutulur ve kurur kurumaz hemen paketlenip diploması gerekir. Şifalı bitkilerin Aktarlar'da açıkta satılması kalitesini kısa sürede sıfırlar.
Kulanılması: a-) Üniversite kliniklerinde insanlar üzerinde tedavi denemekleri ve araştırmlar yapılmıştır ve buna göre taze kişniş dişlerdeki amalgamın içerdiği civa zehirlenmesine karşı etkilidir. Fakat bu araştırma yeterlimidir?
b-) Komisyon E’nin 18.09.1986 tarihli ve 173 nolu monografi bildirisine göre kişniş tıhumunun sindirim zafiyeti ve iştahsızlığa karşı kulanılabileceği beyanedilmiştir.
c-) Aromatedavisinde kişniş yağı başta şişkinlik, hazımsızlık, krmaplar ve iştahsızlığa karşı kulanılır.
d-) Halkarasında kişniş şişkinlik (gaz), hazımsızlık ve kramp başta olmak üzere mide-bağırsak rahatsızlıklarına karşı kulanılır. Bu rahatsızlıklara karşı kişniş, kimyon, anason, rezene ve kakule gibi bitki tohumları ile birlikte kulanılır ise daha etkili olur.
Çay: İki tatlı kaşığı kişniş (kişniş tohumu sade kişniş diye anılır) hafif ezilerek demliğe konur ve üzerine 300-500 ml kaynarsu ilaveedilerek 5-10 dakika demelemeye bıraktıktan sonra süzülerek içilir.
Yantesiri: Bilinen bir yantesiri yoktur, faskat eter yağının çok sert olması nedeniyle dikkatli kulanılmalıdır.






KOYUNGÖZÜ OTU


Koyungözü otu, Gânseblümchen, Bellis perennis
Çayır Papatyası
Kaz çiçeği
Yar otu
Deri otu
Familyası: Bileşikgillerden, Korbblütengewâchse, Astersceae
Drugları: Koyungözü çiçeği; Bellidis flos
Koyungözü otu; Bellidis herba
Koyungözü kökü; Bellidis radix
Koyungözünün genellikle otu yani yaprak, çiçek ve sapı çay ve natürel ilaç yapımında otu ve kökü ise natürel ilaç yapımında kullanılır.
Giriş: Koyungözünün dünyada 10’a yakın türü vardır ve bunlardan sadece Bellis perennis şifa maksadı ile kullanılır. Avrupa’da eskiden beri çok farklı rahatsızlıklara karşı kullanılan bitki Türkiye’de pek bilinmemektedir. Oysa Türkiye’nin hemen her yöresinde yetişen bir bitkidir.
Botanik: Koyungözü gövdesiz bir bitkidir. Yani yaprakları direkt kökten çıkar ve rozet oluştururlar. Yaprakları ters yumurta şeklinde, kenarları seyrek kertikli, koyu yeşil renkli ve üzeri hafif tüylüdür. Çiçekleri 10-25 cm uzunluğundaki bir sap üzerinde 10-30 mm çapında orta göbekte boru şeklindeki sarı yapraklar, kenarlarında 2-3 sıra dil şeklinde, beyaz nadiren pembe veya kırmızı renkte 25-30 adet taç yapraktan meydana gelir.
Yetiştirilmesi: tohumları Şubat ve Nisan’da saksı ve seralara ekilerek ve Nisan Mayıs aylarında ise fideleri çimenlik, çayırlık, bahçe veya tarlalara ekilir. Çimenlik, çayırlık, sulu mera ve yol kenarlarında daha gür yetişir.
Hasat zamanı: Mart’tan Kasım’a kadar açan Koyungözü otunun yaprak, çiçek ve sapı toplanarak kurutulur ve kaldırılırlar. Şayet tentürü yapılacak ise kökleri de çıkarılarak yıkanır, temizlenir ve otu ile ince kıyılarak tentürü yapılır. Malesef şifalı bitkiler toplama, kurutma, paketleme ve depolama işlemleri sırasında çok yanlışlar yapılmaktadır. Bitkinin şifalı kısmı yaprak veya çiçekleri ise asla Güneş altında kurutulmaz ve mutlaka gölgede kurutulmalıdır. Ayrıca örneğin bitki 5 günde kurudu ise, 2 gün daha kurumada bırakmak mahzurludur, çünkü birleşimindeki eterik yağları kaybettiğinden kalitesi düşer. Sadece bitki kökleri Güneş’te kurutulur ve kurur kurumaz hemen paketlenip depolanması gerekir. Şifalı bitkilerin Aktarlar’da açıkta satılması kalitesini kısa sürede düşürür ve etkisini oldukca azaltır.
Kullanılması:
a) Homeopati’de; Koyungözü tentürü ezilme, burkulma, yaralanma, sıkışma, morarma, kas tutukluğu, dayak yemiş gibi hissetme, kronik apandisit, çıban, kanlı çıban, akne, cerahatli yaralar ve kanamalara karşı kullanlılır.
b) Halk arasında Koyungözü otu başta; öksürük, bronşit, balgam, romatizma, nitris, deri hastalıkları, karaciğer, böbrek, mesane, ağız ve boğaz rahatsızlıklarına ve de kan temizleyici olarak kullanılır. Tentürü ise ezilme, morarma, burkulma, kaslardaki gerilmeye ve incinmeye karşı kullanılır. Koyungözü otu haricen ezilme, burkulma, morarma ve yaralanmalara karşı kompresi, lapası veya merhemi kullanılır.
Çayı: İki kahve kaşığı demliğe konur ve üzerine 300-500 ml kaynar su ilave edilir. 5-10 dk bekledikten sonra süzülerek içilir.
Çay Harmanları;
Merhemi: 25 gr Papatya çiçeği, 25 gr Koyungözü otu, 25 gr Sefa çiçek, 25 gr Kipriotu ve 25 gr Kılıçotu karışımı. 500 gr Parafin ve Vazelin eritildikten sonra içine bu çay karışımı ilave edilir ve 24 saat buzdolabında bekletilir ve sonra hafif eritilerek süzülür ve de merhemi elde edilir. Sade olarak ta merhemi de yapılabilir.
Homeopati’de: Koyungözü otu ve kökünden 50 gr yıkanır ince kıyılır ve bir şişeye konarak üzerine %70’lik 50 ml Alkol (Etanol) ilave edilerek 4-6 hafta güneş ışınlarından uzakta muhafaza edilir ve bu süre sonunda süzülerek Homeopati’de <<Bellis perennis>> adı ile anılan tentür elde edilir. Bu tentürden 4-8 hafta süreyle 15-20 damla alınır.
Hastalığın belirtisi (semptom):
Yan tesiri: Bilinen bir yan tesiri yoktur.






Koyunotu ( Agrimonia Eupatoria )


Yöresel olarak kızılyaprak, kasıkotu, fıtık otu, kuzu pıtrağı ve eğer otu olarak da bilinir. Güneşli kuru yerlerde, yol ve orman kıyılarında, çimenliklerde, tepelerde ve bayırlarda, ormanların açıklık bölgelerinde ve harabeliklerde yetişir. Küçük sarı çiçekleri, sığırkuyruğu bitkisinde de olduğu gibi, uzun bir salkımı andırır. Bitkinin tümü yumuşak tüylerle kaplıdır. İri yaprakları 10 cm kadar uzun ve kenarları dişlidir. Aslanpençesi ailesinden olan bitkinin boyu 80 cm kadar uzar. Çiçeklenen bitki, Haziran' dan Ağustos' a kadar toplanır. Pek çok bitkide olduğu gibi, onun öyküsü de çok eskilere dayanır. Onu eski Mısırlılar bile tanıyorlardı. Bitki, boğaz, ağız boşluğu ve yutak iltihaplarına karşı büyük bir iyileştirme gücüne sahiptir.

Onu, anjin ve boğaz hastalıklarında, faranjit, aft ve ağız boşluğu mukoza iltihaplarında da düşünmek gerekir. Meslek gereği olarak çok zorunda olan kişiler, bir önlem olarak, her gün koyun otu bitki çayı ile gargara yapmalıdırlar. Bitkinin yaprakları, kansızlıkta ve yaralanmalarda büyük başarı ile kullanılır. Ayrıca, romatizma, lumbago, sindirim zorlukları, karaciğer sertleşmesi (siroz) ve tıkanıklıkları ve dalak hastalıklarında da etkilidir. Günde 2 bardak bitki çayı yeterlidir.

Herkes, yılda 1 veya 2 kere, koyun otu banyo katkısıyla banyo yapması önerilir. Koyun otu, daraltıcı, toplayıcı ve öteki önemli özellikleri nedeniyle, en başta gelen şifalı bitkilerimizdendir. Dr. Schirbaum şöyle diyor: "Günde 3 bardak çay bir süre içildiğinde, kalp, mide, bağırsak ve akciğer büyümesini iyileştirir. Ayrıca, böbrek ve mesane rahatsızlıklarını giderir." (Referans1: M.Treben). Varis ve baldır çıbanlarında, koyun otu merhemi özellikle önerilir. Hazırlanan merhem günde 3 kez varis ve baldır çıbanlarının üstüne sürülür. Karaciğer rahatsızlıklarında, 100 gr koyun otu, 100 gr yoğurtotu ve 100 gr hindiba karışımı ile elde edilen çay harmanı kullanılır. Sabah aç karnına 1 bardak ve gün boyunca 2 bardak içilmelidir.

Kullanım Biçimleri:

Çay hazırlamak: Yarım veya bir tatlı kaşığı ince kıyılmış bitki , akşamdan orta boy 1 su bardağı kaynar suyla haşlanır, 5 dakika beklendikten sonra süzülür . Yukarıda belirtilen miktarda içilir.

Banyo Katkısı: 200 gr ince kıyılmış bitki bir tam banyo için kullanılır.

Karaciğer Çay Harmanı: 100 'er gr Koyun otu, yoğurtotu ve hindiba eşit oranda karıştırılır. Yarım tatlı kaşığı karışım, orta boy 1 su bardağı dolusu kaynar suyla haşlanır, 5-6 dakika demlendikten sonra süzülür. Yukarıda belirtilen şekil ve miktarda içilir.

Koyun otu Merhemi: İki avuç dolusu ince kıyılmış yaprak, çiçek ve sap iyice kızdırılan 250 gr içyağı veya bitkisel margarinde 1 dakika kadar karıştırılarak bekletilir, sonra kapağı kapatılarak serin bir yere alınır. Ertesi gün tekrar ısıtılır, bir tülbentten geçirilerek süzülür, cam veya porselen merhem kaplarına aktarılır. Buzdolabında saklanmalıdır.





Kurtpençesi ( Lycopodium Clavatum )


Yöresel olarak, kurtayağı, kibrit otu ve yer yosunu adlarıyla anılır. Her zaman yeşil olan bu yosunsu bitki, iki metreye kadar varan tutunma filizleri ile ormanların zeminlerinde kök salarak uzanır. Bu filizlerden, 7-10cm uzunluğunda, süpürgeotunu andıran, ama ondan çok daha yumuşak ve sık yapraklı pek çok dallara ayrılan saplar fışkırır. Çok yıllık, otsu ve çiçeksiz bir bitkidir. Kuzey-doğu Anadolu (Trabzon, Rize, Çoruh) dağlarının nemli kısımlarında (Orman açıklıkları) yetişir.çeşitli alkaloitler içerir. Dört yaşındaki bitki, göbek tozu diye adlandırılan sarı çiçek (spor ) tozlarını içeren, sarımsı başaklar oluşturur. Bu toz, sürtünmeyle tahriş olmuş deriyi tedavi etmekle kullanılır. Kurtpençesi, radyum içeren bir şifalı bitkidir ve uzun kolları, sarı çiçek tozu içeren başakları ile, öteki yosunsu bitkilerden kolayca ayırt edilebilir. Denizden yüksekliği 600 metreden fazla olan ormanların kuzey yönlerinde ve kıyılarında yetişir.

Güneş ışınlarının altında kaldığında yaşama gücünü yitirdiği için, üstündeki ağaçlar kesildiğinde sararır ve sonra da tümüyle yok olur. Kurtpençesi, Avusturya ve Almanya da doğayı koruma yasası kapsamındadır. Bitki toptancıları, kaliteli olmaları için, bu bitkiyi kuzey ülkelerinden sağlamaktadırlar. Eklemler deforme olmuş olsalar bile, romatizma ve gut hastalıklarında, kronik kabızlıkta ve basurda kurtpençesi çayı önerilir. Ama, ishalden şikayetçi olanlar ondan uzak durmalıdırlar, çünkü bu durumda bağırsak kramplarına yol açabilir. Bitki hiçbir zaman kaynatılmamalı, yalnızca kaynar suyla, haşlanmalıdır (demlenmelidir). Bitki, tüm idrar ve cinsel organ hastalıkları, testis (erbezi ) ağrıları ve sertleşmeleri, böbrek kumu ve böbrek sancılarında kullanılır. Karaciğer iltihabında, karaciğer katılgandoku urlarında, kötü karakterli olsalar bile, bitki kullanılabilir. İyileşmekte olan hastanın eski gücüne en kısa sürede kavuşmasına da yardım eder.

Göbek Tozu (Kurtpençesi Sporu-Tozu):

Kurtpençesi'nin olgun sporlarıdır. Göbek tozu elde etmek için, tam olgunluktan (4 yaşındaki bitki) birkaç gün önce, başaklar toplanır, ufalanır ve açığa çıkan sporlar kıl eleklerden elenerek ayrılır. Bitki Anadolu' da yetiştiği halde göbek tozu elde edilmemekte ve ihtiyaç ithalat yoluyla karşılanmaktadır.Yaraların üstüne serpilerek veya tentür halinde kullanılır.

Dış Görünüş: Çok ince, soluk sarı renkli ve hareketli bir tozdur. Suya atılınca dibe batmaz ve su yüzünde yüzer. Ateşe atıldığında parlak bir alev ile yanar. Tatsız ve kokusuzdur.

Bileşim: Sabit yağ (%50 civarında), mum ve şekerler, bitkinin diğer bölümlerinde taşıdığı alkoloidlerden çok az miktar, flavonlar ve triterpenler taşımaktadır.

Etki ve Kullanılış: Deri hastalıklarında ve özellikle çocuklarda rastlanan pişiklerde yatıştırıcı olarak kullanılmaktadır. İltihaplı yaraları rahatlatır. Bir serinleme eşliğinde ağrılar sona erer. Özellikle, uzun süre yatmaktan kaynaklanan yaralara karşı çok başarılıdır. Yaraların üstüne serpilerek kullanılır.

Katıştırma: Göbek tozuna bazen çam poleni, talk, nişasta veya dekstrin katılmaktadır. Bu gibi haller kül miktarı tayini veya mikroskobik inceleme ile kolayca meydana çıkarılabilir.

Kurtpençesi Tentürü:

Tentürün, D3, D4,D5 veya D6 inceltileri genellikle, ürüner sistem ve cinsel sistem hastalıklarına karşı, günde 2-3 kere, 10-15 damla, yarım yemek kaşığı ılık suya eklenerek alınır, sürekli alınabilir. Aşağıdaki hastalıklara karşı ise, bitki tentürü özellikle önerilir: karaciğer büyümesi, böbrek kumu, idrar kesesi krampları, kolikler, romatizma, gut, gaz şişkinliği, bronşit, kabızlık, hemoroit (basur) ve varis. Ayrıca, ateşli hastalıklardan veya sinirsel hastalıklardan sonra bir türlü eski gücüne ulaşamayan kişilere de önerilir.

UYARILAR: Kurtpençesi, bazı zehirli alkaloitler içerir. İçerdiği zehirli alkaloitler öldürücü değildir, ama bitki çayı ve tentürü aşağıdaki önerilen doz ve miktardan fazla alınmamalıdır!

Kullanım Biçimleri:

Çay Hazırlamak: Yarım tatlı kaşığı dolusu ince kıyılmış bitki, orta boy bir su bardağı dolusu soğuk suya eklenir, kaynama derecesine kadar ısıtılır ve hemen süzülür ! Günde yalnızca 1 bardak, sabah kahvaltısından önce yudumlanarak içilir. Karaciğer sirozu ve karaciğer kanserinde, günde 2 bardak içilebilir. En fazla 1 hafta süren bir çay küründen sonra en az 2-3 gün ara verilmelidir.

Bitki Banyosu: Bir tam banyo için 5-6 avuç dolusu taze bitki veya 200g kurutulmuş bitki, gece boyunca soğuk suda bekletilir. Ertesi gün, kaynama derecesine kadar ısıtılır ve demlenmesi için 5-6 dakika bekledikten sonra süzülür ve banyo suyuna eklenir.

Bitki Yastığı: Kurutulmuş veya taze bitki ile doldurulmuş küçük bir yastık (kramplı veya hasta bölgenin büyüklüğüne göre), geceleyin kramplı veya hasta bölgenin üzerine konulur. Bu yastık, etkisini bir yıl boyunca sürdürür.








KUŞBURNU


Kuşburnu, Hagebutte, Rosa canina L.
İtburnu
Gül burnu
Gül elması
Yaban gülü
Köpek gülü
Familyası: Gülgillerden, Rosengewâchse, Rosaceae
Drugları: Kuşburnu meyve kabuğu: Cynosbati fructus
Kuşburnu meyvesi ve tohumu: Cynosbati fructus cum semine
Kuşburnu tohumu: Cynosbati semen
Kuşburnu meyve kabuğu bazen sade bazen tohumuyla birlikte çay ve natürel ilacı yapılır. Reçeli sadece meyve kabuğundan yapılır.
Giriş: Gülgiller takriben 7000 alt türü olan en kalabalık bitki ailesidir. Kuşburnunun en çok kullanılan ve bilinen türleri İtburnu, Gül burnu veya Köpek gülü olarak da bilinen Rosa canina, Dağ kuşburnu; Rosa alpina ve Sarkık kuşburnu; Rosa pendulina’yı sayabiliriz. Eskiden Osmanlı ve Selçuklular tarafından bilinen ve kullanılan Kuşburnu Avrupa’da 18. yy.’dan itibaren kullanılmaya başlanmıştır.
Botanik: Boyu genellikle 1-205 m nadiren 5 m olan çalı şeklindeki küçük ağaççık olup, asıl vatanının Türkiye olduğu ve buradan dünyanın bütün yörelerine zaman içinde yayıldığı tahmin edilmektedir. Günümüzde Batı Avrupa’dan Doğu Türkistan’a kadar çok geniş bir alana ve Kuzey Amerika’ya kadar yayılmıştır. Bitki yol kenarları, meralar, çimenlikler, orman kenarları ve tepeliklerde yabani olarak yetişir. Türkiye’nin Karadeniz, Marmara ve Doğu Anadolu bölgesinde daha çok, Ege ve İç Anadolu bölgesinde ise seyrek olarak yetişir. genellikle çok sayıdaki gövde demet şeklinde yerden çıkar, yükselir ve çevresine sarkar, üzeri sarımsı veya esmer dikenlerle bezenmiştir. Eski dal ve gövdeler esmer, taze sürgünleri ise açık yeşil renktedir. Yaprakları tekli 5-7 kanattan meydana gelir ve 2-3 çifti karşılıklı ve de sonda bir tek bulunur. Kanat yaprakları oval şekilde, kenarları dişli, ortada ana bir damar ve ondan yanlara yan damarlara sahiptir ve kısa saplıdır. Çiçekleri kalp şeklinde beyazımsı pembe veya pembe renkte, beş adet taç yapraktan meydana gelir ve 20-30 adet döllenme tozluğu bulunur ve bu döllenme tozluklarının topuzcukları bazen pembemsi, bazen de esmer renktedir ve de ortada sarımsı bir göbek bulunur. Meyveleri koyu kırmızı renkte oval veya yumurta şeklinde, koyu kırmızı renkte 0,5-1,5 cm eninde 1-2,5 cm uzunluğunda etli bir kabuğu ve içinde tüylü sert sarımtırak beyaz tohumlar bulunur.
Yetiştirilmesi: Türkiye’nin hemen her bölgesinde rahatlıkla yetiştirilebilir ve özel bir bakıma ihtiyaç yoktur.
Hasat zamanı: Eylül ve Ekim aylarında toplanan meyveleri, güneşli, kuru ve havadar yerlerde iyice yıkandıktan sonra kurutulur. Suni olarak önce 30 dk 75-80°de ve bunu takriben dışarıda güneşli havada kurutulur. Bazı ülkelerde Kuşburnu çekirdeğinden Kuşburnu Çekirdek yağı (Kuşburnu yağı) elde edilir.
Kullanılması: Kuşburnu Çekirdek yağı veya kısaca Kuşburnu yağı kalite bakımından çörek, hodan ve ışıldak yağlarından da üstündür. Fakat henüz Kuşburnu yağı ile ilgili yeterince araştırma yapılmamıştır. Bilindiği gibi çörek, hodan ve ışıldak yağları başta Nerodermatoz (besin alerjisinin sebep olduğu kaşıntılı ve sulu ekzama) PMS’ye (permensturel syndrom) karşı etkili oldukları, özellikle de çörek yağının her türlü alerjiye karşı etkili olduğu bilinmektedir. Kuşburnu yağının da aynı etkiye sahip olduğu kanaatindeyim. Fakat geniş çaplı klinik araştırmalarının neticelerini beklemek gerekmektedir.
Kullanılması:
a) Araştırmalara göre Kuşburnu başta bulaşıcı hastalıklardan grip, üşütme hastalıkları, dermansızlık, yorgunluk, mide-bağırsak rahatsızlıkları (gastrit, Enterit) ve C vitamini yetersizliğine karşı kullanılır.
b) Komisyon E 164 No’lu ve 01.09.90 tarihli, Kuşburnu meyve kabuğu üzerine monografisini yayınlamıştır. Buna göre kuşburnu meyve kabuğu başta ; üşütme hastalıkları, gripli enfeksiyon ve diğer enfeksiyon hastalıklarına karşı, vücudun bağışıklık sistemini (immün sistemi) kuvvetlendirmek için, idrar yolları rahatsızlıkları, ödem, romatizma rahatsızlıkları, mide-bağırsak ve safradaki rahatsızlıklara karşı kullanılır. meyve kabuğu ve tohumları bir arada kullanıldığında gastrit, ülser, siyatik, akciüer rahatsızlıkları gibi daha birçok hastalığa da yukarıdaki rahatsızlıklara ilaveten etki ettiği ifade edilmektedir. Kuşburnu kökünün çayının Basuru iyileştirdiği yapılan gözlemlerle tespit edilmiştir.
Çayı: İki kahve kaşığı kurutulmuş ve ince kıyılmış kuşburnu kabuğunu (tohumda ilave edilebilir) demliğe konur ve üzerine 300-400 ml kaynar su ilave edilir ve 5-10 dk demlenmesi beklendikten sonra süzülerek içilir.(Şayet 5-10 dk kaynatılır ise daha çok C vitamini elde edilir).
Çay Harmanları;

Şurubu: Kuşburnu şurubu eskiden Osmanlı’nın meşhur şuruplarından birini teşkil ederdi, fakat zamanla unutuldu. Günümüzde değerinin anlaşılması ile yeniden şurubu, reçeli, çay harmanları ve de natürel ilaçları yapılamaya başlanmıştır.
Yan tesirleri: Bilinen bir yan tesiri yoktur fakat aylarca (4 aydan fazla) sürekli içilirse bazı kişilerde deride kaşıntı yapabilir şayet ara verilirse kaşıntı da geçer.







KUŞKONMAZ


Kuşkonmaz, Spargel, Asparagus officinalis L.
Acı ot
Şifalı Kuşkonmaz
Tilki şen

Familyası: Kuşkonmazgillerden, Spargelgewâchse, Asparagaceen
Drugları: Kuşkonmaz kökü: Asparagi radix
Kuşkonmaz sürgünü: Asparagi turiones
Kuşkonmaz sürgününün sebzesi yapılarak yenirken, köklerinin çayı, tentürü ve natürel ilaçları yapılır.
Giriş: Kuşkonmaz eski Mısırlılar tarafından kültür bitkisi olarak yetiştirilmiştir. Bilindiği gibi eski Mısırlılar bütün medmeniyeti Sümerliler’den (Türkler) almışlardır. Sümerler ise Orta Asya kurulan dünyanın en eski medeniyeti olan ANUA medeniyetinin bütün değerlerini mezopotamyaya taşımışlardır. Sebzesinden yemeği yapılmış bitkidir. Vatanının Batı Anadolu olduğu tahmin edilen Kuşkonmaz buradan zamanla Akdeniz ülkeleri, Avrupa, Asya ve nihayet Kuzey Amerika’ya kadar çok geniş bir alana yayılmıştır. Günümüzde 200 alt türünün olduğu iddia edilen Kuşkonmazın günümüzde en çok kullanılan türü Şifalı Kuşkonmaz; Asparagus officinalis olarak bilinen türdür ve ayrıca yöresel olarak da daha birkaç tür mevcuttur. Afrika Kuşkonmazı; Asparagus falkafus, Hint Kuşkonmazı; Asparagus racemosus ve Yabani Kuşkonmazı; Asparagus acutifolius’u sayabiliriz.
Botanik: Boyu 40-120 cm boyunda, gövdesi parmak kalınlığında, tüysüz, parlak ve üzerinde sayısız dikey olarak uzanan dallara sahiptir. Dallar üzerinde boğumlar bulunur ve bu boğumlardan 5-15 adet iğne şeklindeki 5-15 cm uzunluğunda 0,5 mm kalınlığındaki yapraklardan oluşur. Çiçekleri sarkık, sarımsı yeşil veya beyazımsı yeşil çan veya koni şeklinde ve 5-20 mm uzunluğunda bir sapı bulunur. Meyveleri bezelye büyüklüğünde, 0.6-0.8 cm çapında koyu kırmızı renkli küre şeklinde, içinde 3-4 mm büyüklüğünde siyah tohumlar bulunur.
Yetiştirilmesi: Kuşkonmazın vatanının Türkiye olmasına rağmen, Türkiye’nin Ege ve Marmara bölgesinde çok az sebzesi yapılır. Oysa Almanya’da 9. yy.’da yetiştirilmeye başlanmış ve günümüzde Almanya’nın hemen her yöresinde yetiştirilmektedir.
Hasat zamanı: Mart’ta seralarda Nisan’dan Haziran’a kadar bahçe ve tarlalarda yetiştirilen sürgünleri toprak altından 20-30 cm derinden kesilerek toplanırsa beyaz Kuşkonmaz sürgünü elde edilir. Şayet sürgünler topraktan çıktıktan sonra kesilerek işlenir ise Yeşil Kuşkonmaz sürgünü elde edilir. Kökleri ise Eylül ve Ekim’de sökülerek yıkanır, kurutulur. Çay, tentür ve natürel ilaç yapımında kullanılır.
Kullanılması:
Çayı: İki kahve kaşığı Kuşkonmaz kökü (ince kıyılmış) demliğe konur, üzerine 300-400 ml kaynar su ilave edildikten sonra 5-10 dk hafif ateşte kaynatılır ve 5-10 dk demlendikten sonra süzülerek içilir.
Çay Harmanları;
Homeopati’de: Kuşkonmaz kökünden 50 gr yıkanıp ince kıyıldıktan sonra bir şişeye konur ve üzerine %70’lik 500 ml alkol ilave edilir. Şişe iki günde bir çalkalanır ve 4-6 hafta süzülerek Homeopati’de <<Asparagus>> adı ile anılan tentür elde edilir. Bu tentürden günde 3-4 defa 10-15 damla 4-6 hafta süreyle alınır.
Yan tesirleri: Kuşkonmazın ekim, dikim ve toplama gibi işlemleriyle uğraşan tarım işçilerinde deride kabarcık, kabarcıklar ve kaşıntılara neden olabilir.






Labada ( Rumex Patientia )


Karabuğdaygiller familyasından; dere kenarlarında ve sulak çayırlarda kendiliğinden yetişen bir bitkidir. Haziran - Eylül ayları arasında yeşilimtırak renkte küçük çiçekler açar. Boyu 50 cm ile 2 m arasında değişir. Köklerinde nişasta, şekerler, reçine ve antrakinon türevleri vardır. Yaprakları sebze olarak yenir. Ev ilaçlarında kökü ve yaprakları kullanılır.

Faydası: Kökü kaynatılıp içilirse bütün kaşıntıları keser. Yeşil tohumları kaynatılıp içilecek olursa, anne sütünü artırır. Mesane tıkanmasını giderir. İştah açar. İshali keser.



Laden ( Cistus )


Ladengiller familyasından; İç Anadolu ve sahil bölgelerinde yetişen, kış aylarında yaprak dökmeyen, yeşil bodur bir çalıdır. Yaprakları karşılıklı dizilmiştir. Çiçekleri büyük, beyaz veya pembe renklidir. Meyveleri kapsüldür. İçeriğinde Ladan denilen zamk vardır.

Faydası: Balgam söktürür. Nezleyi keser. Dizanteride faydalıdır. Parfümeride kullanılır.







Lahana ( Brassica Oleracea )


Turpgiller familyasından iri ve kalın yapraklı bir bitkidir. En çok yetiştirileni baş lahanadır. Yurdumuzun bütün bölgelerinde yetişir. Başlıca çeşitleri: Kemer lahanası, Batman lahanası, köse lahanası, Brüksel lahanası ve kara lahana. Lahana C vitamini bakımından zengindir. Yapısında kükürt bulunur. Çiğ olarak yemek veya sıkarak suyunu içmek daha faydalıdır.

Faydası: Kansızlığı giderir. İdrar söktürür. Vücutta biriken zehirli maddelerin atılmasını sağlar. Mide ve bağırsak yaralarını yumuşatır. Kabızlığı giderir. Kandaki şeker miktarını düşürür. Vücudu hastalıklara ve kansere karşı korur. Göğüs ucu çatlaklarını giderir. Sarılık ve safra kesesi hastalıkları için iyidir. Astımda

faydalıdır. Romatizma, siyatik, lumbago ve Apsede yararlıdır. Ses kısıklığını giderir. İştah açar. Guatr olanlar yememelidir.







Latinçiçeği ( Frenkteresi )


Latin çiçeğigiller familyasından; bir çeşit bitkidir. Çiçekleri kırmızı veya turuncudur. Peru’da doğal olarak yetişir. Çiçekleri salatalarda kullanılır.

Faydası: İştah verir. İdrar söker. Skorbütte faydalıdır.







Lavanta Çiçeği ( Lavandula )


Ballıbabagiller familyasından; çalı görünüşünde, dip kısmı odunsu bir bitkidir. Çiçekleri mavi veya morumsu ya da koyu kırmızıdır. Kokusu güzeldir. Karabaş lavanta çiçeği denilen türü yurdumuzda vardır.

Faydası: Kaynatılmış suyu uyarıcı ve midevidir. Küçük bir torba içinde dolaplara konan lavanta çiçekleri, elbise ve çamaşırları böceklerden korur. Banyo suyuna güzel koku verir. Lavanta kolonyası vücudu ferahlatır. Ateşi düşürür.
__________________
Hayatım, bir yıldır anlamlı!

Damla çevrimdışı   Alıntıyla Yanıtla
Okunmamış 08 Mart 2011, 16:31   #17 (permalink)
Admin

Aşk, her şeye değer
 
Damla Kullanıcısının Avatarı
 
Giriş Tarihi: 29 Ağustos 2010
Yer: Regex'in ♥`∂єη
İletiler: 908
IRC: ~
Web: www.IRCKaynak.Com
Teşekkürler: 266
108 iletisine, 139 kez teşekkür edildi.
Mentioned: 0 Post(s)
Tagged: 0 Thread(s)
Rep Gücü: 93
Rep Puanı: 1780
Rep Düzeyi: Damla geleceği parlak!Damla geleceği parlak!Damla geleceği parlak!Damla geleceği parlak!Damla geleceği parlak!Damla geleceği parlak!Damla geleceği parlak!Damla geleceği parlak!Damla geleceği parlak!Damla geleceği parlak!Damla geleceği parlak!
Varsayılan Yanıt: Şifalı Bitkiler Sözlüğü



Limon


Limon ağacının açık sarı renkli, yumurta biçiminde, kabuğu güzel kokulu, suyu ekşi olan meyvesidir. Kabuklarından limon esansı çıkarılır. C vitamini, şeker, müsilaj, sitrik asit ve tuzları bakımından zengindir.

Faydası : Ateşi ve tansiyonu düşürür. Kanı temizler. Susuzluğu giderir. Kalbi kuvvetlendirir. Damar sertliği ve romatizmada faydalıdır. Gribin çabuk atlatılmasını sağlar. Mide, bağırsak ve idrar yollarındaki mikropları öldürür. Gıda zehirlenmesini önler. İdrar söktürür. Böbrek ve mesane kum ve taşlarının düşürülmesine yardımcı

olur. Yüzdeki sivilceleri geçirir. Cildin güzelleşmesini sağlar. Karaciğer hastalıklarında faydalıdır. Dişleri beyazlatır ve diş etlerini kuvvetlendirir. Nezlede şikayetleri geçirir. Skorbüt hastalığında faydalıdır. Boğaz ve bademcik iltihaplarının giderir. İshali keser. Kansızlığı önler. Fazla aybaşı kanamasını önler. Nasırları söker.

Mide ağrılarını dindirir. Baş ağrılarını ve vücut ağrılarını keser. Yüz çillerinde faydalıdır.





M






Mahmude (Bingözotu)


Çitsarmaşığgiller familyasından; Anadolu’da ve Suriye’de yetişen, sarılarak tırmanan, sürünücü ve sütlü, çok yıllık bir bitkidir. Gövdesi ince ve tüysüzdür. Çiçekleri beyaz ve sarımsı renktedir. Meyvesi 4 tohumlu, 2 gözlü bir kapsüldür. Kökleri uzun ve kalındır. Kökü, nişasta, tanen, müsilaj ve

“skammonin” taşır. Ev ilaçlarında kullanılmaması tavsiye edilir.

Faydası: Kalınbağırsağa tesir eden tahriş edici bir müshildir. Frengide faydalıdır.







Mandalina


Turunçgiller familyasından; 5-6 m yüksekliğinde mandalina ağacının meyvesidir. Tatlı, kokulu, lezzetli, vitamince zengin bir meyvedir. Kabuğundan esans çıkarılır.

Faydası: Kanı temizler. Sinirleri yatıştırır. Damar sertliği, felç ve gripte faydalıdır.







Mantar ( Fütr)


Boy, biçim ve bölge bakımından büyük değişiklikler gösteren, yüz bin kadar çeşidi bulunan bir çeşit bitkidir. Karada ve tatlı sularda yaşarlar. Mantarların içinde tıbbi etkileri olanlar, gıda olarak kullanılanlar, zehirlenmelere sebep olanlar, hayvanlarda ve bitkilerde hastalık yapanlar, antibiyotik madde oluşturanlar ve kimya sanayide kullanılanlar vardır. Yenen mantarların çoğu bazitli mantarlardır. Bunların 500 kadar cinsi ve 13500 kadar türü vardır. Sporları şişkin bir hif ucunda 4 tane olarak meydana gelir. Makbul olan türü şemsiye mantarıdır. Büyük ve göz alıcı bir şekildedir. Şapkası başlangıçta yuvarlak veya yumurta biçimindedir. Sonradan çan, şemsiye veya tabak şekline döner. Rengi beyazımtırak gri ile esmerim tırak gri arasında değişir. Çapı 25-30 cm kadardır. Eti yumuşak ve süt gibi beyazdır. Lezzeti hoştur. Yer mantarı da yenir. Huni biçimindedir. Şapkasının eti sarımtırak beyaz ve sarı kenarlıdır. Kokusu kayısıyı hatırlatır. Lezzeti ise karabiberi andırır. Hazmı güçtür.

Faydası: Etin yerini tutar. Protein değeri etten fazladır. Yorgunluğu giderir. Düşünme ve öğrenme yeteneğini geliştirir. Kansızlığı giderir. Bedenin gelişmesinde yardımcı olur. Romatizma ve üremi olanlar yememelidir.



Margarit (Çayır Kasımpatı)


Dağlarda ve çayırlarda yetişen güzel çiçekli bir bitkidir. Kasımpatıya benzer.Dalları ufaktır. Yeşil yaprakları dantela gibidir. Çiçeklerin etrafında beyaz yaprakları vardır. Ortası altın sarısı rengindedir. Çiçekleri yaz aylarında toplanıp kurutulur.

Faydası: İdrar söktürür. Terletir. Böbrek taşlarının düşürülmesinde yardımcı olur. Karaciğer hastalıklarında faydalıdır. Egzama, temriye gibi deri hastalıklarında şikayetleri giderir.







Marrup


İkiçenekliler sınıfının, simaroubaceae familyasından, Amerika’da dokuz türü olan, bileşik almaşık yapraklı bir ağaçtır. Antillerde yetişen şişmarouba amara; 20 m kadar boyunda bir ağaçtır. Kabuğu düz, pürüzsüz, grimsi ve çok acıdır. Kerestesi kıymetlidir.

Faydası: Ateş düşürür. Kalp hastalıklarında faydalıdır.







Marul ( Lactuca )


Bileşikgiller familyasından; geniş ve uzun yeşil yapraklı veya çok yıllık bir bitkidir. Tohumları, cinsine göre esmer veya siyahtır. Ilık iklimi sever. İlk ve sonbahar aylarında ekilir. Yurdumuzda bir çok çeşidi vardır.

Faydası : Sinirleri yatıştırır. Uykusuzluğu giderir. Sinirsel kalp çarpıntılarını keser. İsteride faydalıdır. Erkeklerde aşırı cinsel istekleri keser. Kabızlığı giderir. Basur memelerinde faydalıdır. Kandaki şeker miktarını düşürür. Kanı temizler. Hazmı kolaylaştırır. Nekahat devresinin kolay atlatılmasında yardımcı olur. Bol idrar

söktürür. Romatizma ve Nikris’te faydalıdır. Göğsü yumuşatır. Karaciğer ve dalak şişliklerini indirir. Böbrek iltihaplarında iyidir. Aybaşı halinin ağrısız ve muntazam olmasını sağlar. Suyu, ergenlik sivilcelerini giderir. Yüze tazelik ve güzellik verir. Lapası; kan çıbanı, apse ve yanıklarda faydalıdır. Asabi öksürükleri keser. Anne

sütünü artırır.







Mayasıl Otu (Egzamaotu)


Ballıbabagillerden; yurdumuzun hemen hemen her bölgesinde yetişen, beyaz tüylerle kaplı, alçak bir bitkidir. Yaprak kenarları alta doğru kıvrıktır. Çiçekleri beyazdır. Ev ilaçlarında çiçekli bitki kullanılır.

Faydası: Mide rahatsızlıklarını giderir. Sinirleri uyarır. Ateşi düşürür. Egzamaya faydalıdır. Vücuda kuvvet verir.








Maydanoz


Maydanozgiller familyasından; yaprakları güzel kokulu ve parçalı, kazık köklü, 30 -100 cm boyunda, iki yıllık otsu bir bitkidir. Çiçekleri şemsiye halindedir. Tohumları ufak ve esmerdir. Meyvelerinin içeriğinde uçucu bir yağ ile apiin adlı bir glikozit vardır. Kökünde, biraz uçucu yağ, müsilaj ve

apiin vardır. Yaprakları, kökü ve meyvesi kullanılır.

Faydası: İdrar söktürür. İştah açar. İltihaplı yaraların iyileşmesini sağlar. Aybaşı sancılarını keser. Sürmenajda faydalıdır. Yüksek tansiyonu düşürür. Kalbin yorulmasını önler. Kansızlığı giderir. Kansere karşı korur. Karaciğer şişliğini giderir. Safra akışını kolaylaştırır. Vücuttaki zehirli maddelerin atılmasını kolaylaştırır.

Vücutta biriken suyu boşaltır. Böbrek taşlarının düşürülmesine yardımcı olur. Romatizmada faydalıdır. Mide ve bağırsaklarda gaz birikmesini önler. Bağırsak solucanlarının düşürülmesine yardımcı olur. Aybaşı kanamalarının düzenli olmasını sağlar. Anne sütünü azaltır ve böylelikle memelerin şişmesini önler. Cinsel istekleri artırır. Görme gücünü artırır. Böbrek iltihabı olanlar maydanoz yememelidir.







Mazı ( Thuja )


Servigiller familyasından; pul yapraklı daima yeşil, ağaç veya ağaççık halinde bulunan bir bitki cinsidir. Ev ilaçlarında yaprakları ve kozalağı kullanılır.

Faydası: Yaprakları siğilleri yok etmekte kullanılır. Kozalağından bağırsak solucanı düşürücü ilaç yapılır. Gebe kalmayı önlemek için kullanılır. Bazı zehirlenmelerde, panzehir olarak kullanılır. Basur memelerinde faydalıdır.








Melekotu ( Angelica )


Maydanozgiller familyasından; dere kenarlarında, çayırlarda ve ormanlardaki ağaçsız alanlarda yetişen, boyu 3 m kadar, hoş kokulu, otsu bir bitkidir. İstanbul, Marmara Bölgesi, Doğu Karadeniz ve Beyşehir dolaylarında yetişir. Boyu 1- 1,5 m kadardır. 2 veya çok yıllık bir bitkidir. Gövdesi silindiriktir.

Boyuna çizgiler vardır. İçi boştur. Mavimtırak yeşil veya kırmızı renktedir. Çiçekleri beyazdır. Kökü ve rizomlarında uçucu bir yağ ve tanen ihtiva eder. Yaz ve sonbahar aylarında toplanıp kurutulur.

Faydası: Mide ve bağırsak hastalıklarına iyi gelir. Sinirleri kuvvetlendirir. Spazmları giderir. Astım nöbetlerini giderir. Kuvvet ve iştah verir. Nekahat devresinin kısa sürmesini sağlar. Yapraklarından çıkan suya, bir parça pamuk bastırılıp, diş çürüğüne konursa, ağrıyı keser. Kan dolaşımını düzenler. Terletir. Kurutulmuş melekotu,

dövülüp başa sürülecek olursa, bitleri öldürür.







Melisa (Oğulotu)


Ballıbabagiller familyasından; çok dallı, beyaz çiçekli otsu bir bitkidir. En önemli türü tıbbi melissadır. İstanbul, Bursa, Ege ve Akdeniz bölgesinde yetişir. Boyu 30 - 80 cm kadardır. Limon kokuludur. Çok yıllık bir bitkidir. Yaprakları ince ve yumuşak tüylüdür. Çiçekleri beyazdır. Yapraklarında tanen, reçine ve

uçucu bir yağ vardır.

Faydası: Mide ve bağırsak ağrılarını keser. Kalbi kuvvetlendirir. Hazımsızlık, baş ağrısı ve migrende faydalıdır. Melankoli, sara, baş dönmesi, kulak çınlaması ve sinir krizlerinde şikayetleri ortadan kaldırır. Bayılmalarda kullanılır. Mide ve bağırsak gazlarını söker. Aybaşı ağrılarını keser ve aybaşı kanamalarını düzenler.

Huzursuzluk ve sıkıntıları giderir. Hafıza zayıflığında faydalıdır.



Menekşe


Menekşegiller familyasından; çiçekleri tek renkli, bir veya çok yıllık otsu bir bitkidir. Yaprakları yürek biçiminde ve hemen hemen sapsızdır. Genellikle az veya çok koyu renkli olur. Beyaz renklileri de vardır. İlkbahar aylarında çiçek açar.

Faydası: Terletir. Vücuda rahatlık verir. Kanı temizler. Vücutta biriken zehirlerin atılmasını sağlar. Nikris ve romatizmada faydalıdır. Kabızlığı giderir. Sıracada faydalıdır. Cilt hastalıklarında da kullanılır. Lapası yaraların iyileşmesini sağlar. Menekşe yağı, egzama ve uyuzu tedavi eder. Boğmaca ve boğaz ağrılarında faydalıdır. Sulu temriyeleri de tedavi eder.








MERCANKÖŞK


Mercanköşk, Mayoran, Origanum majorana L., Syn: Majorana hortensis MOENCH , Amaracus majorana L.
Anık
Dağ reyhanı
Merzengüç
Familyası: Ballıbabagillerden, Lippenblütengewachse, Lamiaceae
Drugları: Mercanköşk otu; majoranae herba
Mercanköşk otunun çay, merhem ve natürel ilacı yapılır. Kökleri ise kullanılmaz.
Giriş: Mercanköşk origaniumgillerin takriben kırka yakın alt türü mevruttur ve bunlardan en önemlisi mercanköşk ve güve otudur. Türkiye’de yetişen bazı origanum türleri yanlışlıkla İstanbul kekiği doğrusu İstanbul güve otu, origanum heracleoticum ve İzmir kekiği ve origanum onites diye anılmaktadır. Fakat bunların kekikle ilgisi yoktur. 1597 yılında ilk defa John Gerard tarafından üzerinde araştırma yapılan mercanköşk otunun beyin üşütmesine karşı iyi geldiği iddia edilmiştir.
Botanik: Mercanköşk takriben 20-50cm boyunda genellikle bir yıllık, bazen iki yıllık ve sık çatallaşan bir bitkidir. Sürgünleri grimsi yeşil, sapları esmer veya kırmızımsı esmer renkte ve tüylüdür. Yaprakları oval şekilde 1-2cm uzunluğunda, 0,5-1cm eninde kenarları bütün koyu yeşil renkli, karşılıklı bir sonraki ise çapraz, kısa saplı veya sapsızdır. Çiçekleri sürgünlerin ucunda salkım şeklinde oldukça küçük çiçeklerden meydana gelir. Taç yaprakları beyaz renkte nadiren pembe, geri kısmı borucuk, şeklinde ve kupa yaprakları çan şeklinde olup taç yaprakları kavramıştır.
Yetiştirilmesi: Vatanı Akdeniz ülkeleri olan bitki, günümüzde orta Avrupa ülkeleri, kuzey Amerika ve Asya’nın Türkiye’den doğu Türkistan’a kadar olan alanda yetiştirilir. Mart aylarında saksı, kasa veya seralara ekilir ve fideleri mayısta bahçe veya tarlalara ekilir.
Hasat zamanı: Mayıs’tan Eylül’e kadar yerden 5-8cm yukarıdan kesilerek demetleri yapılır ve bu demetler gölgede, havadar bir yerde kurutulur. Kurutulurken bitkinin kararmaması ve 38 derecenin üzerinde kurutmamak gerekir. Malesef şifalı bitkiler toplama, kurutma, paketleme ve depolama işlemleri sırasında çok yanlışlar yapılmaktadır. Bitkinin şifalı kısmı yaprak veya çiçekleri ise asla Güneş altında kurutulmaz ve mutlaka gölgede kurutulmalıdır. Ayrıca örneğin bitki 5 günde kurudu ise, 2 gün daha kurumada bırakmak mahzurludur, çünkü birleşimindeki eterik yağları kaybettiğinden kalitesi düşer. Sadece bitki kökleri Güneş’te kurutulur ve kurur kurumaz hemen paketlenip depolanması gerekir. Şifalı bitkilerin Aktarlar’da açıkta satılması kalitesini kısa sürede düşürür ve etkisini oldukca azaltır.
Kullanılması:
a) Komisyon E’nin yayınladığı monografi bildirisine göre mercanköşk otu bebeklerdeki nezle ve üşütmeye yetişkinlerde ise iştahsızlık, sindirim rahatsızlığı, akut ve kronik gastrit, ülser, şişkinlik, kulak iltihaplanması, baş ağrısı, kadın hastalıkları, ezilme, burkulma, karaciğer rahatsızlıkları, bel tutulmasına karşı ve de sinirleri, kalbi ve kan dolaşımını kuvvetlendirmek için kullanılır.
b) Halk arasında mide ve bağırsak rahatsızlıklarından; şişkinlik, sancı, kramp ve hazımsızlığa karşı, sinirlik, baş ağrısı, migren, baş dönmesi, üşütmeye ve nezleye karşı kullanılır. Dahili olarak çayı, harici olarak kremi(merhemi) kullanılır.
Çay: İnce kıyılmış, kurutulmuş iki kahve kaşığı mercanköşk otundan demliğe konur ve üzeri 300-400ml kaynar su doldurularak 5-10 dakika demlemeye bırakılır ve sonra süzülerek içilir.
Çay harmanları;

Merhemi: EGBG’e göre mercanköşk merhemi şöyle hazırlanır; 1000 kısım vazelin 100 kısım alkol 10 kısım amonyak(sıvı) 200 kısım mercanköşk ot tozu Mercanköşk sıvı amonyak ve alkol karıştırılarak 2-3 saat bekletilir. Sonra da buna vazelin eklenir. Bu karışım küçük bir kazana konur ve içinde kaynar su olan başka bir kapta vazelin iyice eriyip amonyak ve alkol uçana kadar karıştırılır. İçinde vazelin, alkol, amonyak ve mercanköşk ot tozu olan hap direkt ocak üzerinde ısıtılmaya çalışılırsa yanar bu nedenle içinde kaynar su olan başka bir kabın içinde (iki kap iç içe; büyüğünde kaynar su, küçüğünde merhem) bu işlem yapılır. Bu karışım sıkılarak süzülür ve mercan köşk merhemi elde edilmiş olur. Bu merhem küçük çocukların hazımsızlık, şişkinlik nedeni ile karın ağrılarına karşı karınların ve nezle olduklarında burunlarına sürülür.
Aromaterapide: Mercanköşk otunun su buharı ile damıtılmasıyla elde edilen eter yağa mercanköşk yağı denir. Mercanköşk yağı korku, depresyon, gergilik, uykusuzluk, hazımsızlık, migren, yüksek tansiyon, aşırı cinsel arzu, nezle, öksürük, bronşit, bulantı ve kusmaya karşı kullanılır. Bu yağdan 1-2 damla bir kesme şeker veya bir kaşık balla alınır.
Homeopati: Mercanköşk otundan 100 gram ince kıyılarak bir şişeye konur ve üzerine 500ml %70lik alkol(etanol) ilave edilir ve güneş ışınlarından uzakta 4-6 hafta süreyle muhafaza edilir. Şişe iki günde bir çalkalanır ve bu süre sonunda süzülerek homeopatide ‘origanum majorana’ adı ile anılan tentür elde edilir. Bu tentürden günde 3-4 defa 10-15 damla 4-6 hafta süreyle alınır.
Yan tesiri: Tarife uyulduğunda ilinen bir yan tesiri yoktur, fakat haftalarca ve aşırı miktarda kullanılırsa baş ağrısı yapabilir.







Mersin


Mersingiller familyasından; daima yeşil çalı veya 2-5 metre boyunda bir ağaççık olan bir bitkidir. Yaprakları deri gibi serttir. Çiçekleri beyazdır. Kokusu güzeldir. 100 kadar türü vardır. Yabani mersin Akdeniz çevresinde yetişir. Meyvesine de mersin denir. Küçüktür. Tatlı baharatlı ve kokuludur. Yenir.

Yapraklarında ve çiçek dallarında reçine, tanen, sinaol, terpen, mirtol, pinen gibi maddeler vardır. Meyvelerinde ise uçucu yağ, şeker, sitrik asit bulunur.

Faydası: Bronşitte faydalıdır. Mesane iltihaplarını da giderir. Nezlede faydalıdır. Akciğer iltihaplarında kullanılır. Bel soğukluğunda faydalıdır. İshali keser. Mide ağrılarını giderir. Egzamada faydalıdır. Saçları boyamakta kullanılır.


Meryem Otu (Mübarekotu)

Gülgiller familyasından; Doğu, Güney ve Karadeniz bölgeleri ile İstanbul çevresinde yetişen bir bitki türüdür.

Faydası: Yaprakları ve kökü kuvvet verici olarak kullanılır. İshali keser.
__________________
Hayatım, bir yıldır anlamlı!

Damla çevrimdışı   Alıntıyla Yanıtla
Okunmamış 08 Mart 2011, 16:33   #18 (permalink)
Admin

Aşk, her şeye değer
 
Damla Kullanıcısının Avatarı
 
Giriş Tarihi: 29 Ağustos 2010
Yer: Regex'in ♥`∂єη
İletiler: 908
IRC: ~
Web: www.IRCKaynak.Com
Teşekkürler: 266
108 iletisine, 139 kez teşekkür edildi.
Mentioned: 0 Post(s)
Tagged: 0 Thread(s)
Rep Gücü: 93
Rep Puanı: 1780
Rep Düzeyi: Damla geleceği parlak!Damla geleceği parlak!Damla geleceği parlak!Damla geleceği parlak!Damla geleceği parlak!Damla geleceği parlak!Damla geleceği parlak!Damla geleceği parlak!Damla geleceği parlak!Damla geleceği parlak!Damla geleceği parlak!
Varsayılan Yanıt: Şifalı Bitkiler Sözlüğü

Meryempelsengi

Guttiferae familyasından Antil adalarında yetişen bir ağaçtır. Kabuklarından reçine elde edilir.

Faydası: Müshildir. Kabızlığı giderir. İdrar söktürür. Safra akışını düzenler. Sıtma, frengi, kulunç, sarılık, mafsal ağrıları ve baş ağrılarında kullanılır. Bağırsaklarında hastalık olanlar kullanmamalıdır.







Mercimek


Baklagiller familyasından; beyaz çiçekli, bir yıllık bir tarım bitkisi ve bunun besin olarak kullanılan yuvarlak, yassı tohumudur. Mart - Nisan aylarında ekilir. İlk çağlardan beri Akdeniz bölgesinde yetiştirilmektedir. İçeriğinde B vitaminleri ve fosfor vardır.

Faydası: Beden ve zihin gücünü artırır. Sinirleri kuvvetlendirir. Bağırsaklara yumuşaklık verir. Sinir zafiyetlerinde faydalıdır. Kan yapar. Anne sütünü artırır. Baharatlı çorba şeklinde yenmesi tavsiye edilir.







Meşe


Kayıngiller familyasından; kışın yaprak döken veya her zaman yapraklı olan, uzun ömürlü bir orman ağacı cinsidir. Odunu sık dokulu; ağır, sert ve damarlıdır. Erişkin meşenin odunu, kızıla çalan koyu sarı renktedir. Doğal olarak 30'dan fazla türü vardır. Yurdumuzda birçok çeşidi vardır.

Faydası: İshal ve dizanteriyi keser. Bağırsak bozukluklarını giderir. Boğaz ve bademcik iltihaplarını tedavi eder. Kanamaları durdurur. Basur memelerinden doğan şikayetleri giderir.








Meyankökü ( Pyan )


Baklagillerden kalın rizomlu bir ağaççıktır. Yaprakları tüysü, yaprakçıkları pek çoktur. Çiçekleri beyaz, morumsu veya mavimsidir. Başak biçimindedirler. Yurdumuzda Batı ve Güney Doğu Anadolu’da yetişir. Boyu 50 cm ile 2 m arasındadır. Çok yıllık otsu bir bitkidir. Çiçekleri mavi mor renklidir.

Meyankökü adı verilen kökleri tatlıdır. İçeriğinde glikoz, sakkaroz, nişasta, tanen, asparagin, yağ, zamk, reçine ve glisirizin vardır. Meyan balı da kökünden elde edilir. Üç yıllık kökler kullanılır.

Faydası: Grip, nezle, anjin ve nefes darlığında faydalıdır. Öksürük ve balgam söktürür. Vücuda rahatlık verir. İdrar söktürür. Yüksek tansiyonu düşürür. Mide - 12 parmak bağırsağı ülseri ve gastriti tedavi eder. İştah açar, hazmı kolaylaştırır. İncebağırsak iltihaplarını giderir. Vücuda serinlik verir. Kabızlığı giderir. Fazlası tiryakilik

yapar ve zararlı olur.







Mısır ( Zea Mays )


Buğdaygiller familyasından; 180 - 200 cm boyunda, dik ve yüksek gövdeli, geniş şerit yapraklı, bir yıllık bir bitkidir. Kökü kalın ve saçaklıdır. Yaprakları şerit gibi, uzun, paralel damarlı, sert ve sivri uçlu, sapsız, kenarları, dalgalıdır. İki çeşit çiçeği vardır. Erkek çiçekler gövdenin ucunda salkım başak şeklinde, dişi çiçekler ise yaprakların koltuğunda koçan halindedir. Dişi çiçeklerin stilusları uzundur ve kınlarının tepesinden dışarı doğru sarkarlar. Bunlar mısır püskülü denilen kısmı meydana getirirler. Meyvesi, koçanı üzerinde sıkışık şekilde dizilidir. Rengi açık veya koyu sarı; esmer veya kırmızımtırak renklidir.

Mısırpüskülünün içeriğinde glikoz, maltoz gibi şekerler, sabit yağ, steroller, reçine ve çok miktarda potasyum tuzları vardır. İdrar söktürücü, idrar yollarını temizleyici ve hararet verici olarak kullanılır. Mısırözü yağı, mısır tanelerinden çıkarılır. İçeriğinde yağ asitleri, A vitamini, az miktarda steroller ve bol miktarda nişasta vardır. Mısırözü yağı damarsertliğini önler.

Faydası: Daha ziyade mısır püskülü ve mısırözü yağı kullanılır. Mısır iyi bir besindir. Ancak hazmı biraz güçtür. Guatr olanların yememesi tavsiye edilir.

Mısır Yağı (Oleum maydis): Mısır nişastası elde edilmesi esnasında ayrılan mısır embriyonunun sıkılması ile elde edilen bir sıvı yağdır. Doymuş yağ asidi oranının düşük olması nedeniyle, damar sertleşmesi olan hastalara, yemek yağı olarak tavsiye edilmiştir.

Mısır Karası: Mısır koçanında urlar meydana getiren Ustilago maydis (DC.) Corda (Ustilaginaceae) isimli mantarın sporlarıdır. Sporlar siyah renkli ve kömür tozu görünüşünde olup mısır taneleri yerinde oluşan urların içinde bulunur. Halk arasında haricen kan kesici olarak kullanılmaktadır. Çavdar mahmuzu (Secale Cortunum) 'na benzer bir etkisi olduğu bilinmektedir. Mısır kömürü ve mısır yanığı gibi isimlerle de bilinir.

Mısır Püskülü:.Çiçeklenme zamanında mısır püskülleri görülmeye başlar. Bitkinin şifalı bölümü işte bu püsküllerdir. Çiçeklenme zamanı temmuzdan ağustosa kadar sürer. Mısır püskülleri, döllenme başlamadan önce kesilir ve gölgede kurutulur. Güvenilir bir idrar sökücü gerektiğinde, aynı zamanda etkili ve başka hiçbir zararı olmayan zayıflatma ve bedendeki yağı azaltma ilacı olarak kullanılan mısır püskülü çayı içebilirsiniz. Mısır püskülü tam olarak kurutulmadan uzun süre saklandığında, idrar söktürücü özelliğini yitirir ve dışkılamayı kolaylaştırır. Mısır püskülü çayı, taş yapıcı idrar yolları hastalıklarında, kalp ödeminde ve başka ödemlerde olduğu kadar, böbrek iltihabı, mesane nezlesi, romatizma ve gut hastalığında da başarıyla kullanılabilir. Ayrıca, çocukların ve yaşlıların yatağa işeme hallerinde ve böbrek sancılarında da yardımcı olur. Tüm bu rahatsızlıklarda, her 2-3 saatte bir yemek kaşığı dolusu çay alınmalıdır.

Kullanım Biçimleri:

Çay Hazırlamak: Bir tatlı kaşığı dolusu ince kıyılmış mısır püskülü, orta boy bir su bardağı dolusu kaynar suyla haşlanır, 3-5 dakika demlendikten sonra süzülür. Tatlandırılmadan günde 3 bardak içilir.



Mineçiçeği (Kan Otu)


Mine çiçeğigiller familyasından; gövdesi dört köşeli, sapsız yaprakları tüylerle örtülü, otsu bitki veya ağaççıktır. Çiçekleri başak durumundadır. Renkleri eflatun veya bazen de alacalıdır. Yurdumuzda yetişen verbana officinalis denilen türü 30-80 cm boyunda, bir veya birçok yıllık otsu bir bitkidir. Otsu kısmı ve kökü glikozit, tanen ve acı bir madde ihtiva eder.

Faydası: Sinirleri yatıştırır. Yorgunluğu ve uykusuzluğu giderir. İştah açar. İdrar söktürür. Terletir. Baş, bel ve mafsal ağrılarını dindirir. Göğüs ve kulak ağrılarını keser. Romatizma, lumbago, siyatik ve nikriste faydalıdır.







Misk cevizi


Misk cevizi, Muskatnuss, Myristica fragrans
Küçük Hindistan Cevizi
Molükler cevizi
Moluklar cevizi
Familyası: Miskcevizigillerden , Mukatnussgewaechse, Myristica
Drugları: Mikcevizi: Myristicae semen
Miskcevizyağı: Myristicae atheroleum
Macis: Misk mantosu
Miskcevizinin tohumu eterikyağı ve ceviz kabuğunu saran Manto (macis) çay, tentür, aroma ve natürel ilaç yapımında kulanılır. Misk cevizi ve eteryağı ağırı aşırı kulanılırsa halüssulasyon hatta zehirlenmmeye neden olabilir.
Giriş: Misk cevizinin bilinen 100 altürürü vardır, fakat bunlardan en kaliteli ve çok kulanılanı Moluklar cevizi: Myristca fragrantır. Bu ceviz yanlşlıkta Türkiyede küçük Hindistan Cevizi geçmektedir. Misk cevizinin asıl vatanı Kuzeydoğu Endonezyadaki Moluk takımadaları olup buradan önce Endonezya, Malezya sonra Hindistanın doğusu ve ve adalara en son olarakta Orta Amarika ve buradaki adalara yayılmıştır.
1512’de Portekizliler tarafından Molukların işgali ile birlikte yakalaşık 100 yıl Portekizlilerin tekelinde bulunan Misk cevizi ticareti bu bölgenin Hollandalılara geçmesi ile birlikte misk cevizi ticaretine Hollandalılarda katılmıştır.
Hollandalılar gizlice bir ağaçtan bir ceviz dahi alanların ellerini keserek cezalandırmışlardır, hatta Misk cevizi yüzünden adalardaki 100 binlerce yerliyi ya öldürmüşler veya köle olarak satmışlardır. (Nhp 3.96.699) Birde Osmanlıya bakın gittiği yerlere yollar, hamalar, kervansaraylar, üniversiteler, hsataneler, bakımevleri, aşevleri vb. götürmüşlerdir.
Moluklar Misk cevizinden başaka doğu ve batı yeni Papuagine’de yetişen Papua Misk cevizi: Myristica argentea, Hint Miskcevizi: Myristica dactyloides, Bombey Miskcevizi: Myristica malabarica ve Batyang Miskcevizi: Myristica succedanea’yı sayabiliriz, fakat en kalitelisi Moluklar Miskcevizidir.
Botanik: Tropik ülkelerde yetişen Misk ağaçı her zaman yeşil, yani yaprakalrını dökmez, 10-20 metre boyunda ceviz ağacı günümüzde takriben 100 yıl yaşayan bir ağaçtır. Yaprakları 6-8 cm uzunluğunda 4-6 cm eninde eliptik şekilde uclara doğru sivri, kenarları bütün, üst yüzeyi parlak yeşil, alt yüzeyi grimsi yeşil, hafif derimsi sertlikte ve kısa saplıdır.
Çiçekleri iki evli yani ayrı ayrı bitkilerde dişi ve erkek çiçekleri bulunur ve dışı çiçekleri oldukca küçük beyaz renkte küp şeklinde, nadiren tek fakat genelikle 2-5 tanesi bir aradadır.
Meyveleri küçük bir ayva görünümünde, dış kabuğu cevizde olduğu gibi olğunlaşınca kalın etli dış kabuğu atılır, içinde çekirdeği saran kırmızı renkli manto (macis) bulunur. Macis kurutulunca altın sarısı bir renk alır. Çekirdekler kurutulduktan sonra parçalanır ve ortadan tohum çıkar, bu tohum misk cevizi diye anılır.
Yetiştirilmesi: Miskağacı tropik ülkelerde yetişen bir ağaçtır, bu nedenle Türkiyede anacak seralarda yetiştirilebilir, buda çok pahalıya mal olacağından pek gereği yoktur.
Hasat zamanı: Olğunlaşan meyvelerin dış kabuğu cevizinki gibi soyulduktan sonra mantosuda soyularak kurutulur. Çekirdeği 4-6 hafta kurutulduktan sonra kabuğu kırılır ve içinden çıkan kireçsuyuna batırılır veya metilbromitle gazlanır. Günümüzde artık kireçleşme yapılmamaktadır. Kireçleşme veya gazlanmanın nedeni cevizin parazitlerden korunması içindir.
Kulanılması: a-) Üniversite kliniklerinde tedavi denemeleri ve araştırmalar yapılmamıştır. Ben kendi üzerimde yaptığım tedavi denemelerinde uykularım azaldı, fakat bu yeterli değidir. Bu nedenle bugünkü bilgilere göre 2. sınıf bir şifalı bitkidir. Miskcevizi yerine daha etkili olan başka bitkiler kulanılmalıdır. Örneğin şişkinliğe karşı Enginar-, Kimyon-, Keten-, Nane-, Kekik preparatları daha etkildir.
b-) Halkarasında miskcevizi başta sindirimrahatsızlıklarından: şişkinlik, midekrampı, sinirsel hazımsızlık, ishal, kusma, ve haricen yağı romatizmaya karşı kulanılır. Ayrıca tentürü histeri, nevrastani (sinirsel yorğunluk), gülme-, ve ağlamakrampı, yerkokusu (odada, asansörde, bodrumda, arabada ve korkma hali), hipokondri (sürekli hasta olduğu vehmine kapılma), unutkanlık ve başağrısına karşı kulanılır.
Çayı: Çeyrek veya yarım miskcevizi rendelenir, demliğe konur ve üzerine 300-500 ml kaynarsu ilaveedilir ve 5-10 dakika demelemeye bıraktıktan sonra süzerek içilir. Ölçüyü kaçırmamak gerekir, çünkü uyku anormaliklerine sebep olabilir.
Yantesiri: Miskcevizinin aşırı derecede yani 10 gramdan veya 1 tanesinden bir defada almak mahzurludur, çünkü bu kişide halüsülasyona (hayaletler görme), kendinden geçme, ne yaptığını bilememe gibi hallere neden olabilir. Misk cevizinin eteryağı ise dahada tesirlidir. Bunedenle dikkatle kulanılmalıdır.








Misk Çiçeği (Eşekkulağı)


İkiçenekliler sınıfının, Dipsacaceae familyasından güzel kokulu bir bitkidir.

Faydası: Sinirleri yatıştırır. Vücuda rahatlık verir.








Misk Otu (Amberçiçeği)


İkiçenekliler sınıfının, salva doraceae familyasından, Doğu Afrika’dan Hindistan’a kadar uzanan bölgelerde yetişen küçük bir step ağacıdır. Odunu çok liflidir. Dallarının ucundaki kısım diş fırçası yerine kullanılır. Meyvesi de yenebilir.

Faydası: Dişleri temizler. Diş etlerini kuvvetlendirir. Ağız kokusunu giderir.







Muşmula (Beşbıyık)


Gülgiller familyasından; kış aylarında yaprak döken, eğri büğrü gövdeli, dallı budaklı küçük bir ağaçtır. Çiçekleri beyaz veya pembe renklidir. Meyvesi, buruk ve hoşa gitmeyen bir tattadır. Etlidir. 5 bölmesi vardır. İyice olgunlaştıktan sonra yenir.

Faydası: Böbrek kum ve taşlarının dökülmesine yardım eder. Bağırsakların iyi çalışmasını sağlar. İncebağırsak iltihabı, ishal ve dizanteriyi giderir. Kan dolaşımını düzenler. Sinirleri güçlendirir. Mide hastalıklarında faydalıdır. Lumbago ve nikriste kullanılır. Ana karnındaki ceninin düşmesini önler.







Muz


Muzgiller familyasından; sıcak bölgelerde yetişen, çok yıllık ve çok büyük bir otsu bitki cinsidir. Yurdumuzda Antalya ve Anamur çevresinde yetiştirilir. Muz ağacının gövdesi; toprak altında kök-sap veya soğan halinde bulunur. Yaprakları bu kök-saptan çıkar. Tabandaki çiçekleri meyve verir. Meyvelerin tamamı sarkık bir sapın üzerinde toplu halde bulunur. Nişasta ve şeker bakımından zengindir. Lezzetlidir. Fırında veya güneşte kurutulduğu zaman çok besleyici bir un verir.

Faydası: Vücudun ihtiyacı olan bütün maddeleri karşılar. Kemiklerin gelişmesini sağlar. Nekahat devresini kısaltır. Sinir zafiyeti ve yorgunluğu giderir. Böbrek ve mafsal iltihabında, bağırsak hastalıklarında faydalıdır. Müzmin kabızlık çekenler fazla yememelidir.





Mürsafi

Burseraceae familyasından; çeşitli balsam ağaçlarından elde edilen reçine sakızıdır. Güzel kokusu vardır. İlkçağlardan beri kullanılır. Kokusu kuvvetli, tadı acıdır.

Faydası: Spazmları giderir. Uyarıcıdır. Aybaşı tutukluğunu giderir.








Mürver (Patlangıç)


Hanımeligiller familyasından; türlerinin çoğu Kış aylarında çiçekleri döken çalı veya ağaççık halinde odunsu, ender olarak da otsu karakterde olan bir bitki cinsidir. Sürgünlerinin geniş bir özü vardır. Tomurcukları bol sayıda pullarla örtülmüştür. Çiçekleri beyazdır. Meyveleri kabuksuz tane şeklindedir.

20 kadar türü vardır. Yurdumuzda doğal olarak bulunur. Yaprakları uçucu yağ, şekerler ve bazı organik asitler taşır. Meyvelerinde acı madde, tanen, şekerler, valerian asidi ve bol miktarda renk maddesi bulunur. Yapraklar ve meyveler müshil olarak kullanılır. Köklerinde müshil tesiri vardır. Çiçekleri terletici ve hafif yatıştırıcıdır. Kullanılan kısımları; yaz aylarında toplanıp, kurutulur.

Faydası: Kabızlığı giderir. Ateşi düşürür. Vücuda rahatlık verir. İdrarı çoğaltır. Anne sütünü artırır. Nezlede faydalıdır. Güneş yanıklarında da faydalıdır




N







Nane


Ballıbabagiller familyasından; nemli yerlerde yetişen, genellikle tüylü ve çok kokulu otsu bir bitki cinsidir. Başak biçiminde beyaz, pembe veya morumsu çiçekleri vardır. Güzel kokuludur.

Faydası: Hazmı kolaylaştırır. Gaz söktürür. Karaciğer yetersizliğini giderir. Safra akışını düzenler. Mide ağrılarını keser. Bağırsak spazmını giderir. Nefes almayı kolaylaştırır. Astım, grip, bronşit ve öksürükte faydalıdır. Sinirleri kuvvetlendirir. Sükunet verir. Heyecanları ve korkuyu yatıştırır. Kusmaları önler. Migren,

uykusuzluk ve baş dönmelerinde faydalıdır. El ayak titremesi, dil tutukluğu, felç ve uykusuzlukta kullanılır. Kalbi kuvvetlendirir. Sinirsel kalp çarpıntılarını keser. Erkeklerde ruhsal kaynaklı iktidarsızlığı giderir. Anne sütünü artırır. Aybaşı kanamalarının muntazam ve ağrısız olmasını sağlar. Sütle şişen memelerin şişini indirir.

Soğuk algınlığında faydalıdır. Bağırsak solucanlarının düşürülmesinde yardımcı olur. İdrar söktürür. Mide ülseri ve gastrit olanlar fazla kullanmamalıdır. Şekercilik, likörcülük, lavantacılık ve eczacılıkta kullanılır.
__________________
Hayatım, bir yıldır anlamlı!

Damla çevrimdışı   Alıntıyla Yanıtla
Okunmamış 08 Mart 2011, 16:34   #19 (permalink)
Admin

Aşk, her şeye değer
 
Damla Kullanıcısının Avatarı
 
Giriş Tarihi: 29 Ağustos 2010
Yer: Regex'in ♥`∂єη
İletiler: 908
IRC: ~
Web: www.IRCKaynak.Com
Teşekkürler: 266
108 iletisine, 139 kez teşekkür edildi.
Mentioned: 0 Post(s)
Tagged: 0 Thread(s)
Rep Gücü: 93
Rep Puanı: 1780
Rep Düzeyi: Damla geleceği parlak!Damla geleceği parlak!Damla geleceği parlak!Damla geleceği parlak!Damla geleceği parlak!Damla geleceği parlak!Damla geleceği parlak!Damla geleceği parlak!Damla geleceği parlak!Damla geleceği parlak!Damla geleceği parlak!
Varsayılan Yanıt: Şifalı Bitkiler Sözlüğü



Nar


Nargiller familyasından; Akdeniz bölgesinden Japonya’ya kadar yabani olarak yetişen canlı kırmızı çiçekli, dört köşe dallı, hafifçe dikenli bir ağaççıktır. Yaprak kenarı ve sapı kırmızımtıraktır. Çiçekleri parlak kırmızıdır. Meyvesi (Nar); portakal büyüklüğünde, esmer kırmızı renkli, çok tohumludur. Yenen kısmı, tohumlarının etli ve bol usareli kısmıdır. Ağacın gövde, kök ve dal kabukları; nişasta, mannit, reçineli maddeler, asitler, tanen, punicin ve olkoloidler taşır. Nar kabuğundan yapılan ilaçlar tenya düşürmek için kullanılır.

Faydası: Vücudu kuvvetlendirir. İshali keser. Burun poliplerine faydalıdır. Şerit düşürür. Kalbi kuvvetlendirir. Zayıflara faydalıdır. Mide ve bağırsak hastalığı olanlar, küçük çocuklar ve hamileler fazla kullanmamalıdır.








Nergis ( Narcissus )


Nergisgiller familyasından; soğanı zehirli bir bitkidir. Baharda çiçekleri ilk açan bitkilerdendir. Çiçeği, çıplak bir sapın ucunda biraz eğik durur. Birçok türü vardır.

Faydası: Kusturucu olarak kullanılır. Sarada da faydalıdır. Fazla miktarda kullanılmamalıdır.








Nevruzotu ( Linaria )


Sıracagiller familyasından; düzensiz çiçekli otsu bir bitkidir. Çiçekleri aslanağzına benzer. En güzel türü mor çiçekli nevruzotudur.

Faydası: Balgam söktürür. Kanı temizler.








Nilüfer (Suzambağı)


Nilüfergiller familyasından nymphaea ve nuphar cinsinden su bitkilerine verilen genel addır.

Faydası: Kalbi kuvvetlendirir. Ağrıları dindirir. Sinirleri yatıştırır.







Nişasta


Buğday, arpa, yulaf, pirinç, mısır gibi tahılların tanelerinden ve patatesten özel yöntemlerle elde edilen unumsu bir maddedir. Sıcak suda nişasta peltesi denilen jelatinimsi bir kütle haline gelir.

Faydası : Güzellik maskelerinde, eczacılıkta ve çamaşırları kolalamakta kullanılır. Aynı zamanda iyi bir besindir. Tentürdiyot zehirlenmesinde çok faydalıdır. Lapası deri ve göğüs hastalıklarında kullanılır. İltihapları giderir. Cilt hastalıklarında kaşıntıları keser. Banyo suyuna karıştırılıp yıkanılırsa cildi yumuşatır.








Nohut


Baklagiller familyasından 50 cm kadar boyunda, vatanı Akdeniz kıyıları olan, sarımtırak çiçekli, bir yıllık bir tarım bitkisidir. Sebze ve tane olarak yenir. Leblebi yapılır.

Faydası: Vücudu kuvvetlendirir. Anne sütünü arttırır.




O






Oğul otu


Oğul otu, Melisse, Mellissa officinalis
Kovan otu
Limon otu
Arı otu
Arı çiçeği
Arıcı otu
Kalp otu
Familyası: Ballıbabagillerden, Lippenblütengewâchse
Lamiaceae (Labiatae)
Drugları: Oğul ot yaprağı; Melissae folium
Oğul otu eter yağı; Melissae aetheroleum
Oğul otunun yaprakları çay, tentür, natürel ilaç yapımında ve yapraklarından eterik yağ(yağ) yapımında kullanılır.
Giriş: Oğul otunun bilinen beş alt türü mevcuttur ve bunlardan kokar oğul otu; melisa officinalis ssp. Alt ismi pek hoş kokulu değildir. Limon oğul otu; M. Off. Ssp. Off. İse en yaygın olan, limon gibi güzel kokusu olan türdür, bu nedenle bunu inceleyeceğiz. Ayrıca nadiren de olsa bodur oğul otu; M. Off. Ssp. Foliosa, Lila oğul otu; M. Off. Ssp. villiosa ve Üç loplu oğul otu; M. Off. Ssp. Verticilata’ da yetiştirilmektedir. Melisa; Bal arısı ve officiinalis ise şifa anlamına gelir. Türkçe oğul otu, Kovan otu, Arı otu, Arıcı otu, Arı çiçeği gibi isimlerle anılması onun arılar tarafından çok sevilmesinden dolayıdır ve limon otu diye anılması kokusunun limona benzemesi ve de kalbe etki ettiğinden dolayı da kalp otu diye anılır. Tarihte eski Mısırlılar ve Filistinliler tarafından kullanılan oğul otu Romalılar ve Yunanlılar tarafından kullanılmaya başlanmıştır. İbni Sina’ ya (Avrupalılara göre Arap asıllı olup ismi de Avicenna olarak geçer) göre oğul otu için ‘’ruhu ve kalbi mutlu kılar’’ demiştir.
Botanik: Oğul otu 30-100 cm boyunda dikine yükselen, oldukça sık çatallaşan, üzeri tüylü ve bazen tüysüz ve de çok yıllık bir bitkidir. Yaprakları 3-7 cm uzunluğunda 1,5-4 cm eninde, yumurta şeklinde, kenarları kertikli veya dişli, üzeri pürtüklü, karşılıklı bir sonrakiyle çapraz ve koyu yeşil renklidir. Kupa yaprakları borumsu-çan şeklinde 6-10 mm uzunluğunda üst dudağı 3 loplu ve alt dudağı2 loplu olup hafif geri dönüktür. Taç yaprakları boru şeklinde beyaz renkli nadiren mavimsi beyaz hafif erguvani beyaz veya hafif sarımsı beyaz 8-15 mm uzunluğunda, üst dudağı iki loplu, alt dudağı iki loplu ve ortadaki lobu diğerlerinden büyükçedir. Döllenme tozları dört adet olup bunlarda esmer renktedir.
Yetiştirilmesi: Vatanı Balkanlar, Türkiye ve Türkistan olduğu tahmin edilen oğul otu günümüzde ılıman ülkelerin hemen hepsinde yetiştirilmektedir. Vatanı Türkiye olmasına rağmen Türkiye’de pek bilinmeyen bir bitkidir. Aynı Kuş konmazda olduğu gibi pek çok yörede bilinmezken Almanya da en çok tüketilen sebzelerden biridir.
Hasat Zamanı: Hasatı çiçek açmaya başlamadan Mayıs ve Hazirandan hemen biraz önce yapılırsa daha çok eterik yağ içerir. Ve ikinci hasat ise Ağustos ve Eylülde yapılır. Oğul otu kurutulurken aşırı sıcak (38˚C) olmamalı. Bu nedenle gölgede ve havalı yerlerde kurutulmalıdır.

Malesef şifalı bitkiler toplama, kurutma, paketleme ve depolama işlemleri sırasında çok yanlışlar yapılmaktadır. Bitkinin şifalı kısmı yaprak veya çiçekleri ise asla Güneş altında kurutulmaz ve mutlaka gölgede kurutulmalıdır. Ayrıca örneğin bitki 5 günde kurudu ise, 2 gün daha kurumada bırakmak mahzurludur, çünkü birleşimindeki eterik yağları kaybettiğinden kalitesi düşer. Sadece bitki kökleri Güneş’te kurutulur ve kurur kurumaz hemen paketlenip depolanması gerekir. Şifalı bitkilerin Aktarlar’da açıkta satılması kalitesini kısa sürede düşürür ve etkisini oldukca azaltır.
Kullanılması:
a) Araştırmalara göre; uyuyamama, sık uyanma, iç huzursuzluk, stres ve buna benzer sinirsel rahatsızlıklara uçuk ve tona hastalığını iyileştirdiği görülmüştür.
b) Komisyon E 228 no.lu 1984 tarihli ve 50 no.lu ve 13.03.1990 tarihinde yayınlandığı tomografi bildirisinin oğul otu yaprak veya ekstresinin başta; sinirsel nedenle uyuyamama ve fonksiyonel mide-bağırsak rahatsızlıklarına karşı etkili olduğu beyan edilmiştir.
c) Aromaterapide; oğul ot yaprağı, başta migren, baş ağrısı, uçuk, sinirlerin iltihaplanması, şişkinlik, sinirlilik, iç huzursuzluk ve uyuyamamaya karşı kullanılır.
d) Halk arasında baş ağrısı, migren, baş dönmesi, bulantı, sinirsel, nedenle kalp, mide, bağırsak, rahim, diş ve kulak ağrısına karşı kullanılır.
Açıklama: oğul otu teskin edici (sedatiyum), mideyi kuvvetlendirici (stomachium) ve şişkinliği giderici (karminatiyum) gibi üç yönlü etki alanına sahiptir. Fakat genellikle diğer şifalı bitkilerle birlikte kullanılır.
Çay: 3 kahve kaşığı taze veya 2 kahve kaşığı kurutulmuş oğul otu yaprağı demliğe konur ve üzerine 250-300ml kaynar su ilave edilir. 5-10dk. Demlemeye alındıktan sonra süzülerek içilir.
Çayharmanları:

Banyosu: Oğul ot yaprağından 60-80 gram demliğe konur üzerine 1 litre kaynar su ilave edilir ve 7-10 dakika demlenmesi beklendikten sonra demliğin içine 38-42˚C Sıcak su ile dolu olan Küvete boşaltılır. Bu küvette 20-25 dakika banyo yaptıktan sonra 30-45 dakika yatarak dinlemek iyi gelir. Şayet oğul ot yaprağını temin etmek mümkün olmazsa oğul otu estresinden 30-50 damla küvete damlatılarak banyosu aynı şekilde yapılır.
Baharatı: Küçük bir bahçesi olan herkesin bahçesinin bir köşesine oğul otu ekmesi çok uygun olur. Zira oğul otu Salatalar, sulu yemekler, et kızartması, balık kızartması ve çorbalara katılabilir. Ayrıca bazı yörelerde peynir yapılırken içine katılır bu ona güzel bir aroma verir.
Aromaterapide: Oğul otu yaprakları su buharı ile damıtılarak (destilasyon) Eterik yağı elde edilir. Takriben 7 ton Oğul otundan 1kg eterik yağ elde edilir. Bu nedenle hakiki oğul otu yağı oldukça pahalıdır ve takriben 1kg 7,5-15.000£ arasındadır. Bundan dolayı bazı firmalar oğul otu yağını başka yağlarla karıştırarak satarlar. Oğul ot eterik yağı (Oğul yağı) aynı yukarıdaki yaprakların kullanıldığı rahatsızlıklara karşı kullanılır.
Ekstresi: Oğul otunun yaprakları Alkol ve su karışımı bir terkiple ekstraksiyonu yapılarak ekstresi elde edilir ve bu ekstre aynı eterik yağ gibi kullanılır.
Homeopatide: Oğul otu yapraklarından 100 gram ince kıyılarak bir şişeye konur ve üzerine 500ml %70 alkol ilave edilerek 4-6 hafta bekletildikten sonra süzülerek Homeopatide <<Melisa>> ismi ile anılan Tentür elde edilir. Bu tentürden günde 4-5 defa 10-15 damla bir miktar su ile alınır.




Ö






Ödağacı ( Agalloch )


İkiçenekliler sınıfının, thymelaeaceae familyasından; Doğu Asya ve Malaya adalarında yetişen bir ağaçtır. Yaz, kış yapraklarını dökmez. Meyveler, armut biçimindedir. Ağacın odunu ve kabuğu yarılınca, hoş bir koku verir.

Faydası: Çoğunlukla tütsü yapmakta kullanılır.



Öküzgözü (Dağ Kestanesi)


Bileşikgiller familyasından; çayır ve ormanlarda yetişen, papatyayı andıran, çok yıllık bir bitkidir. Kömeçleri turuncu-sarıdır. Çiçekleri kullanılır.

Faydası: Kusturucudur. Sinir sistemini çok şiddetli bir şekilde uyarır. Haricen kullanıldığı takdirde romatizma ağrılarını dindirir, yaraları iyileştirir. Fazla miktarda kullanılmamalıdır.








Ökseotu


Ökse otugiller familyasından; genç sürgünleri yeşil, ufak çalı halinde bir bitkidir. Adi ökseotu ve Zeytin ökseotu yurdumuzda doğal olarak yetişir. Yapraklarında tanen, urson, inosit, saponin ve viscine adı verilen gayet yapışkan, elastiki, yumuşak bir reçine vardır.

Faydası: Yüksek tansiyonu düşürür. Nabzı yükseltir. Kalbin atışlarını artırır. Damar kireçlenmesinde faydalıdır. Sara ve Akciğer kanamalarında kullanılır. Spazmları giderir. Hazmı kolaylaştırır. Fazla kullanıldığı takdirde zararlıdır. Bilinci uyuşturur. Adaleleri zayıflatır ve ishal yapar. Ökseotu, yani yapraklar ve saplar hiçbir biçimde zehirli değildir, ama meyveleri, ağız yoluyla kullanılırsa zehirlidir! İçyağı ile karıştırılarak merhem haline getirildiğinde, donuklarda, dıştan başarıyla kullanılır. Ökseotu, salgı sistemini en iyi biçimde etkileyebildiği için, yetkin bir ****bolizma etkileyici bitki olma özelliğine de sahiptir. Hormon dengesinin bozuk olduğu hallerde bitki çok başarılı olur. Bu durumlarda, günde en azından 2 bardak çay, sabahları ve akşamları olmak üzere içilebilir. Atar damar sertliğinde ökseotu oldukça etkili olabilir . Kalp krizi riskine karşı da önerilecek bir şifalı bitkidir ve önceden, aksatmadan bitki çayı içildiğinde, bu tür bir problemle hiçbir zaman karşılaşılmayabilir. Eğer bir kalp krizi atlatılmışsa, 6 hafta boyunca günde 3 bardak, 3 hafta boyunca günde 2 bardak ve 2 hafta boyunca günde 1 bardak bitki çayı içilebilir.

Ama bu kürün uygulanışı, ilk bardak kahvaltıdan önce ve sonra, ikinci bardak öğle yemeğinden önce ve sonra, olmak üzere, hep yarım bardak olarak içilmelidir. Bitki çayı, kan durdurucu olarak da kullanılır. Soğuk olarak buruna çekildiğinde, burun kanamasını durdurur. Bitkide, bünye düzenini normalleştiren maddeler bulunduğu için, yüksek tansiyon aşağı çekilirken, alçak tansiyon da yükseltiliyor. Böylece, rahatsız olan kalp rahatlar ve görevini rahatça yapabilecek bir ortam oluşur. Kanın kafaya basıncı, kulakların uğuldaması ve görme bozuklukları biçiminde kendini gösteren anormal kan basıncı (yüksek tansiyon) halleri de düzene girebilir. Kişinin pek çok görevi üstlenmek zorunda olduğu günümüzün hızlı yaşam biçiminde, insanlığın bu tür yardımcılara gerçekten ihtiyacı var.

Günde 2-3 bardak bitki çayını yudumlayarak içtiğinizde, sizin kalbiniz ve kan dolaşımınız da normale dönecek ve çalışma gücünüzü tam anlamıyla kazanabileceksiniz. Ne olursa olsun, yılda bir kere 6 hafta süreli bir ökseotu çay kürü uygulanmalıdır. Kan dolaşımı ve tansiyon, bu 6 hafta içinde normale dönecektir. Bu durumun değişmemesini sağlamak için, yıl boyunca, bir bardak bitki çayı sabahları içilmelidir. Kadınlar da ökseotu çayı içmelidirler! Normale dönen tansiyon sayesinde, dölyatağı (rahim) ve adet görme düzensizlikleri önlenmiş olur. Özellikle aşırı olan adet kanamaları ve loğusalık kanamaları böylece kontrol altına alınmış olur. Menopoz döneminde, kalp çarpıntısı ve düzensizlikleri, duygu coşkunlukları, korku ve soluk alma zorluklarına karşı, birkaç ay boyunca bitki çayı içilmelidir. Böylece tüm bu rahatsızlıklar ve düzensizlikler sona erecek ve kişi, menopoz döneminde olduğunu duyumsamayacaktır bile. Taze bitki özsuyu, kadının kısırlığına da yardımcı olabilir.

Taze Ökseotu sap ve yaprakları güzelce yıkanarak, ince kıyılır ve nemli durumdayken mikserde suyu sıkılır. Bu özsudan 25 damla, biraz suyun içinde, kahvaltıdan yarım saat önce ve yatmadan önce alınır. Son zamanlarda, ökseotu, kanserden koruyucu ve kansere karşı etkili ilaçlarda kullanılmaya başlandı. Deneyimler, şifalı bitkilerin her zaman nasıl temizleyici ve hastalıkları iyileştirici özelliklere sahip olduklarını kanıtlıyor.

Ökseotu meyvelerinin yakı sakızı ile ezilmesi sonucu elde edilen karışım,Gaziantep, Urfa ve Van yöresinde yakı halinde romatizma ağrılarının giderilmesinde kullanılmaktadır. Ayrıca ezilmiş meyveler çıban üzerine konarak; çıbanın açılması ve cerahatin dışarı çıkması sağlanır.

UYARILAR: Ökseotunun meyveleri insanlar için zehirlidir ve kesinlikle içten (dahilen) kullanılmamalıdır.

Kullanım Biçimleri:

Çay Hazırlamak: Ökseotu çayı yalnızca soğuk suda hazırlanır! İnce kıyılmış yarım tatlı kaşığı bitki (yaprak ve sap), orta boy bir su bardağı dolusu soğuk suda gece boyunca bekletilir, sabahleyin hafifçe ısıtılır ve süzülür. Çay gün boyuna yayılarak yemeklerden önce ve yemek aralarında yudumlanarak yavaş yavaş içilir. Eğer gün boyunca fazlaca içilmesi gerekiyorsa, hazırlanan çay bir termosta saklanabilir.

Taze Bitki Özsuyu: Taze yapraklar ve ilk saplar yıkanır ve nemliyken mikserde sıkılır.

Merhem Hazırlamak: Taze beyaz meyveler ezilerek, içyağı veya tereyağı ile iyice karıştırılır ( Sadece dıştan kullanılır ).







Öksürükotu ( Tussilago Farfara )


Bileşikgiller familyasından; yurdumuzda gevşek topraklı ve nemli sırtlarda yetişen çok yıllık otsu bir bitkidir. Yaprakları dairemsi-köşeli, etlice ve alt yüzü sık tüylü, beyaz görünüştedir. Yapraklarında müsilaj, acı bir glikozit, tanen, inülin, şekerler ve fitosterol vardır. Çiçeklerinde de aynı maddeler

ve bunlara ilave olarak da uçucu bir yağ vardır. Ev ilaçlarında yaprakları ve çiçekleri kullanılır.

Faydası: Öksürüğü keser. Balgam söker. Diğer solunum yolu hastalıklarında da yumuşatıcı olarak faydası görülür.

Kullanım Biçimleri:

Çay Hazırlamak: Dolu bir tatlı kaşığı ince kıyılmış çiçek (sonraları yaprak-çiçek karışımı), orta boy bir su bardağı dolusu kaynar suyla haşlanır, 4-5 dakika demlendikten sonra süzülür. Yukarıda tarif edilen şekilde içilir.

Lapa Kompresi: Taze yapraklar, iyice kaynadıktan sonra merdane ile ezilir ve hasta bölgeye uygulanır. Sıcak kalması için, kompresin üstü iyice örtülmelidir.

Buğu Tedavisi: Bir yemek kaşığı dolusu çiçek yaprak haşlanır ve buğusu bir örtünün altında solunur. Gün boyunca yinelenmelidir.

Ayak Banyoları: İki avuç dolusu bitki yaprağı, yeteri kadar suda haşlanır ve demlenmesi için kısaca beklenir. Banyo süresi 20 dakikadır.

Taze Bitki Özsuyu: Yıkanmış taze yapraklar, ince kıyılarak, nemli durumdayken mikserde sıktırılır.

Öksürük Çayı: Eğer balgam söktürücü bir öksürük çayı hazırlamak istiyorsanız, öksürükotu yapraklarını ve çiçeklerini, sığırkuyruğu çiçekleri, ve dar yapraklı sinirli ot yaprakları ile, ince kıyılmış olarak, eşit oranda harmanlayınız. Bu karışımdan 1 tatlı kaşığı dolusu bitki, orta boy bir su bardağı dolusu kaynar suyla haşlanır ve 4-5 dakika demlendikten sonra süzülür. Bu çaydan günde 3 bardak, balla tatlandırılarak, sıcak sıcak ve yudumlanarak içilir.




P







Pamuk ( Gossypium )


Ebegümecigiller familyasından, lif ve yağ elde etmek maksadıyla ekilen otsu veya odunsu bir bitkidir. Gövdesi dik, dallanmış ve çok tüylüdür. Yaprakları uzun saplıdır. Meyvesi 3-5 gözlü bir kapsüldür. Her gözün içinde siyahımsı renkli, oval ve üzeri, uzun, sık ve beyaz tüylerle örtülü 5-10 tane tohum vardır.

Birçok türü vardır. Yurdumuzda koza veya yerli türü yetiştirilir. Yerli pamuk 75-80 santimetre boyunda, yan dalları, kısa, gövde ve yaprak sapları siyah benekli bir türdür. Haziran-Temmuz aylarında sarı çiçekler açar. Çiçekleri çabuk solar ve ceviz iriliğinde koza yapar. Kozalar olgunlaştıktan sonra hasat yapılır. Tohumlarının

çevresinde meydana gelen ince, yumuşak teller işlenerek hidrofil pamuk yapılır. Çiğit denilen pamuk tohumlarından pamukyağı elde edilir. Hekimlikte kök kabukları ve yaprakları kullanılır.

Faydası: Kabızlığı giderir. Ateşi düşürür. Aybaşı yokluğunu giderir. Adet kanı söktürür.
__________________
Hayatım, bir yıldır anlamlı!

Damla çevrimdışı   Alıntıyla Yanıtla
Okunmamış 08 Mart 2011, 16:35   #20 (permalink)
Admin

Aşk, her şeye değer
 
Damla Kullanıcısının Avatarı
 
Giriş Tarihi: 29 Ağustos 2010
Yer: Regex'in ♥`∂єη
İletiler: 908
IRC: ~
Web: www.IRCKaynak.Com
Teşekkürler: 266
108 iletisine, 139 kez teşekkür edildi.
Mentioned: 0 Post(s)
Tagged: 0 Thread(s)
Rep Gücü: 93
Rep Puanı: 1780
Rep Düzeyi: Damla geleceği parlak!Damla geleceği parlak!Damla geleceği parlak!Damla geleceği parlak!Damla geleceği parlak!Damla geleceği parlak!Damla geleceği parlak!Damla geleceği parlak!Damla geleceği parlak!Damla geleceği parlak!Damla geleceği parlak!
Varsayılan Yanıt: Şifalı Bitkiler Sözlüğü



Pancar ( Beta Vulgaris )


Ispanakgiller familyasından; ince köklü, bir veya iki yıllık otsu bir bitkidir. Yem pancarı, sebzelik pancar ve şeker pancarı gibi çeşitleri vardır.Kırmızı pancarın kökleri toparlak bir yumru şeklindedir. Sebze olarak kullanılır. Şeker pancarının kökleri toparlak bir yumru şeklindedir. İçeriğinde sakaroz

vardır.

Faydası: Kırmızı pancar, Karaciğer’in muntazam çalışmasını sağlar. İdrar söktürür. Kansızlığı giderir. Şeker hastalığı ve vereme karşı korur. Mide ve bağırsakları kuvvetlendirir. Sinirleri yatıştırır. Vücudu kuvvetlendirir.







Papatya ( Matricaria Chamomilla )


Bileşikgiller familyasından; Nisan-Eylül aylarında çiçek açan, 25 cm kadar boyunda, bir yıllık otsu bir bitkidir. Yaprakları ince parçalı olup, sapsızdır. Çiçeğinin orta kısmı sarıdır. Kenarlarında 12-20 tane dil biçiminde beyaz renkli çiçek vardır. Çiçeklerin içeriğinde acı madde, tanen ve

glikozitler vardır. Meyvesi sarımtırak esmer renkli bir uçucu yağ taşır. Yaz aylarında toplanıp, kurutulur.

Faydası: Ateşi düşürür. Ağrıları keser. Spazm çözer. Terletir. Sinirleri yatıştırır. Bağırsak gazlarını giderir. Vücuda rahatlık verir. Boğaz bademcik ve diş etlerinin iltihaplarını giderir. Bel ve baş ağrılarını geçirir. Saçları sarartmak için de kullanılır. Papatya yağı spazm giderir. Ağrıları dindirir. Mikropları öldürür. Sinirleri yatıştırır.

Kullanım Biçimleri:

Çay Hazırlamak: Yarım veya bir tatlı kaşığı dolusu çiçek, orta boy bir su bardağı dolusu kaynar suyla haşlanır (Kaynatılmaz), 8-10 dakika demlendikten sonra süzülür.

Banyo Katkısı: Tam banyo için dört avuç dolusu, yüz veya saç yıkamak için bir avuç dolusu papatya çayı haşlanır, 10 dakika demlendikten sonra banyo suyuna eklenir.

Kompresler: Bir bardak kaynar süt, bir yemek kaşığı dolusu çiçeğin üstüne dökülür, demlenmesi için 8-10 dakika beklenir ve posası süzüldükten sonra sıcak sütle kompresler yapılır.

Bitki Yastığı: Keten bezinden yapılmış bir yastık, kurutulmuş çiçeklerle doldurulur ve ağzı dikilir. Kuru bir tavda iyice ısıtılır ve hasta organın üstüne koyulur.

Papatya Yağı: Güneşli havada toplanmış çiçekler, bir şişenin içine gevşekçe doldurulur ve üstüne sızma zeytinyağı, çiçekleri örtecek kadar eklenir. Şişe 14 gün boyunca, arada bir çalkalanarak ve kapağı açılarak, güneşte bekletilir. süre sonunda tülbentten süzülür ve koyu renkli şişelerde, serin bir yerde saklanır.

Papatya Merhemi: 250g içyağı ( veya margarin ) tavada iyice kızdırılır ve iki avuç dolusu taze çiçek içine eklenir. Tavadakiler köpüklenmeye başlayınca karıştırılır, ağzı kapanarak serin bir yere bırakılır. Ertesi gün yeniden ısıtılır, tülbentten geçirilerek süzülür ve cam veya porselen merhem kaplarına aktarılır. Buzdolabında saklanmalıdır.

Papatya Buğusu: İçinde su kaynayan bir kabın üstüne yerleştirilen süzgecin içine, taze veya kurutulmuş bitkiler konduktan sonra, süzgecin üstü kapanır. Bir süre sonra , yumuşamış olan bu sıcak bitkiler çıkan buhar genize çekilir.








Papaya ( Carica Papaya L. )


Yapraklarını dökmeyen, tropikal bölgelerde yetişen büyük bir çalı veya küçük bir ağaçtır. Meyveleri kavuna benzediği için ona kavun ağacı da denir. Güneşli, sıcak, humuslu ve bol sulu topraklarda yetişir. Dişi ve erkek papaya bitkileri ayrı ayrı olup (nadiren birlikte); meyve üretmek için her ikisine de ihtiyaç vardır. Meyveleri yaz aylarında iyice olgunlaştıktan sonra toplanır. Bitkinin boyu türlerine göre 1,2 – 3,6 m. arasında olabilir.Olgunlaşmamış papaya meyveleri; bazı ülkelerde (Güney Amerika) sebze olarak pişirilmekte veya salatası yapılmaktadır.

Papaya meyvesi; demir, kalsiyum, potasyum, fosfor mineralleri ile A, B1, B2, C vitaminleri ve karoten (carotene – kansere karşı koruyucu bir madde) açısından oldukça zengindir. Fakat modern kullanımı, içerdiği bu vitamin ve minerallerin yanı sıra, meyvelerinde bulunan bol miktardaki proteolitik enzimlerden (Proteinleri eriten ve sindiren enzimler: Papain, Papaya peptidase-A ) kaynaklanmaktadır. Bu doğal enzimlerden en etkilisi olan papain’ dir. Papain’ e, mide tarafından salgılanan ve proteinleri sindiren-parçalayan enzim olan pepsin’ e benzerliği nedeniyle “Bitkisel Pepsin” adı da verilir. Papaya bitkisi ile ilgili araştırmalar; tropikal bölgelerde yaşayan bazı yerli halkın eti pişirmeden önce bu bitkinin yapraklarına sarmaları ve böylece etin daha iyi pişeceği ve sindirileceği yönündeki inançlarının bazı bilim adamlarının dikkatini çekmesi sonucu başlamıştır.

Araştırmalar sonunda eti yumuşatan ve kolayca sindirilmesini sağlayan faktörün yapraklarda ve meyvelerde bulunan papain enzimi olduğu anlaşılmıştır. Fakat sanılanın aksine meyvelerde yapraklardan daha çok papain enzimi bulunmuştur. Papain, vücudumuzda karbonhidrat ve yağlar gibi diğer bileşikleri de etkileyerek tüm sindirim sistemini olumlu yönde düzenleme yeteneğine de sahiptir. Papaya Enzymes, papain’e ek olarak yine protein sindirici enzimlerden Protaz (protease), Bromelain (Ananas Meyvesinden), yağ sindirimine yardımcı bir enzim olan Lipaz (Lipase) ve karbonhidrat sindirimi için yardımcı bir enzim olan Alfa-Amilaz (Alpha-Amylase) ‘ı da içermektedir. Tüm bu özellikleri ile Papaya; sindirim sistemi için iyi bir destekleyici, hazmı kolaylaştırıcı, hazımsızlık ve benzeri rahatsızlıkların giderilmesi, yemek sonrası gaz, şişkinlik, mide ekşimesi ve özellikle ülser hastaları (Peptik ülser) için yiyeceklerin midede fazla asit üretimine gerek duyulmadan hızlı bir şekilde sindirimini sağlayan bir bitkisel üründür. Papaya’ ya ilave edilen nane ve klorofil ise güzel kokulu bir nefes oluşmasına yardımcı olmaktadır.








Patates ( Solanum Tuberosum )


Patlıcangiller familyasından; yer altındaki yer altındaki yumruları yenen otsu bir bitkidir. Yeşil kısımlarında, renksiz filizlerinde ve yeşilimsi yumrularında Solanin denilen bir madde vardır. İçeriğinde bol miktarda nişasta, B ve C vitaminleri bulunur.

Faydası : Şeker hastalarına faydalıdır. Susuzluğu giderir. Mide ve Onikiparmak ülserinde yararlıdır. Karaciğer şişliğini giderir. Safra akışını kolaylaştırır. Bağırsak solucanlarının düşürülmesine yardımcı olur. Damar sertliğine faydalıdır. Sert bir şey yutulduğunda yabancı maddenin zarar vermeden çıkmasını sağlar. El ve ayak

çatlaklarında faydalıdır. Skorbüt hastalığını önler. Kandaki şeker seviyesini düşürür. Kanı temizler. Kansere karşı korur.



Patlıcan


Patlıcangiller familyasından; kalın saplı, uzunca yapraklı, iri mor meyveli, bir yıllık otsu bir bitkidir. Birçok çeşidi vardır. İçeriğinde A vitamini, fosfor ve bazı esanslar vardır.

Faydası: Kansızlığı giderir. Karaciğer ve Pankreasın muntazam çalışmasını sağlar. İdrar söktürür. Kilo vermeye (zayıflamaya) yardımcı olur. Böbrek yanması ve ağrısını keser. Sinirleri yatıştırır. Kalp çarpıntısını giderir. Cilt hastalıkları, şeker, mide bağırsak ve karaciğer hastalıkları aşırı derecede olanlar patlıcan yememelidir.







Pazı (Yabani Ispanak)


Ispanakgiller familyasından; kırlarda kendiliğinden yetişen veya bahçelerde yetiştirilen otsu bir bitkidir. Yaprakları iri ve çok, kökleri dallı ve az etlidir. Yapraklarında bol miktarda A ve C vitamini vardır.

Faydası: İdrar söktürür. İdrar yollarında hissedilen yanmayı giderir. Haşlanmış yaprakların suyu kabızlığı giderir. Yaprakları yanık, apse, şişlikler ve basur memelerinden doğan şikayetleri giderir.








Pelin (Pelin Otu)


Bileşikgiller familyasından; boş arazilerde kendiliğinden yetişen, çok acı ve keskin kokulu otsu bir bitkidir. Saksılarda da yetiştirilir. Birçok türü vardır.

Faydası: Bağırsak solucanlarını düşürür. Adet söktürür. İştah açar. Mideyi kuvvetlendirir. Ateşi düşürür. Fazla miktarda alındığı takdirde zehirler.







Peygamberçiçeği (Mavi Kantoron)


Bileşikgiller familyasından; özellikle ılık bölgelerdeki tahıl tarlalarındayetişen bir bitkidir. Çiçekleri mavi veya menekşe rengindedir.

Faydası: İştah açar. İdrar söktürür. Nikris hastalığında faydalıdır. Böbreklerdeki kumun dökülmesine yardımcı olur. Bazı göz hastalıklarında kullanılır. Ağrıları keser. Vücutta biriken zehirli maddelerin atılmasını sağlar. Fazla miktarda kullanıldığı zaman kalbe zarar verir.







Pırasa ( Allium Porrum )


Zambakgiller familyasından; sebzelik bir bitkidir. Soğanı uzun ve göbeklidir. Yazın ürün almak için ilk baharda veya güz aylarında; kış mevsiminde ürün almak için ise yaz aylarında ekilir. Yurdumuzda kamış pırasası ve kara pırasa denilen çeşidi çok yetiştirilir.

Faydası: İdrar söktürür. Şurubu göğsü yumuşatır, öksürüğü keser. İştahsızlığı giderir. Mide rahatsızlıklarına iyi gelir. Romatizma, mafsal ağrıları, damar sertliği, böbrek hastalıkları, üremi ve idrar tutukluğunda faydalıdır. Böbreklerdeki kum ve taşların düşürülmesine yardımcı olur. Suyu yüzdeki sivilce ve lekelere faydalıdır. Sinirleri kuvvetlendirir. Kabızlığı giderir. Basur memeleri için faydalıdır. Arı sokmasında da kullanılır.








Pirinç ( Oryza Sativa )


Buğdaygiller familyasından; sıcak bölgelerde yetiştirilen bir bitkidir. Her başakçığında bir çiçek vardır. Tanesi burada meydana gelir. İçeriğinde bol miktarda nişasta ve vitaminler vardır. Pirinç kabuğundan tabii phytine elde edilir. Bu madde, gelişmeye yardımcı olur. Zihin açıklığı sağlar.

Faydası: Vücuda gerekli olan kaloriyi sağlar. Yüksek tansiyonu ve fazla üre miktarını düşürür. İshali keser. Kaynatılması ile elde edilen su ishal kesici olarak kullanılır. Unu, yaraları kurutmak maksadıyla kullanılır.








Portakal ( Citrus Aurantium Var )


Turunçgiller familyasından bir ağaçtır. Boyu 2-10 m arasında değişir. Yaprakları sert dayanıklı ve düz kenarlıdır. Meyvesi C vitamini bakımından zengindir. Kabuğunun altında sarımtırak, bazılarında ise kırmızı renkte sulu ve dilimli bir öz bulunur. Kabuklarından portakal esansı elde

edilir. Eczacılıkta ve gıda sanayinde kullanılır. Çiçeklerinden de portakal çiçeği esansı yapılır.

Faydası: Çiçeklerinin kaynatılmasıyla elde edilen su, spazm giderir. Kabuklarından yapılan şurup ise, mide hastalıklarında kullanılır. Damar sertleşmesini ve felci önler. Soğuk algınlığı, grip ve nezlede faydalıdır. Yorgunluğu ve sinir bozukluğunu giderir. Cildin güzel olmasını sağlar. Kansızlığı giderir. Hazmı kolaylaştırır.

Karaciğeri çalıştırır ve safra ifrazatını artırır. Ateşi düşürür. Nekahat devresini kısaltır. Vücuda enerji verir. Şeker hastalarına faydalıdır. Susuzluğu giderir. Zayıflatıcıdır. Mide hastalıklarından şikayet edenler portakal yememelidir.





R






Ratanya ( Krameria Triandra )


Baklagiller familyasından; Amerika’da yetişen ve birçok türü olan bir bitkidir. Kökü toz haline getirilip, kullanılır. Çiçekleri kırmızı; yaprakları uzun, ince ve uçları dilimlidir.

Faydası: Şurubu; ishali keser. Bağırsak iltihaplarını giderir. Basur memelerine karşı pomad ve fitil olarak kullanılır.



Ravend (Işgın)


Karabuğdaygiller familyasından; büyük yapraklı, çok yıllık bir bitki cinsidir. Sebze veya süs bitkisi olarak da yetiştirilen türleri vardır. Doğu Anadolu bölgesindeki yüksek yerlerde ışgın denilen türü yetişir. Boyu 150 cm kadardır. Mayıs - Haziran aylarında çiçek açar. Yaprakları dairemsi, kenarları ince dişli, yüzeyi

pürüzlü ve serttir. Kökleri ilaç yapımında kullanılır. Taze sürgünleri ve genç yapraklarından da sebze olarak faydalanılır. İçeriğinde Tanen vardır. Kokusu kendine hastır. Tadı acıdır.

Faydası: İştah açar, vücudu kuvvetlendirir. İshali keser. Mide ve bağırsak gazlarını giderir. İdrarın rengini sarıya boyar. Çok miktarda kullanılırsa ishal yapar.








REYHAN


Reyhan, Basilikum, Ocimum basilicum
Fesleğen
Fesliyen
Peslan

Familyası: Ballıbabagillerden, Lippenblütengewaikse, Lamiacase.
Drugları: Reyhan otu; Basilici herba
Reyhan yağı; Basilici aetheroleum
Reyhan otu Çay, Tentür, Natürel ilaç ve Eterik yağ (yağ) elde etmek için kullanılır.
Giriş: Reyhanın vatanı Hindistan olup oradan dünyaya yayılmıştır. Önce Mısırlılar sonra Romalılar tarafından kullanılan bitki günümüzde dünyanın hemen her yöresinde Kültür bitkisi olarak yetiştirilmektedir. Günümüzde takriben 150 çeşit Reyhan türü bulunur ve bunlarda beş önemli Kimyasal tiplere (= Chemotyp veya ırklara) ayrılır. Anasonsu Reyhan ırkı genellikle Anason gibi, Limonmonsu Reyhantürü Limon gibi, Kafur su Reyhan Kafur gibi, karanfilsi Reyhan Karanfil gibi, Kişnişsi Reyhan Kişniş gibi kokarlar.
Botanik: Reyhan 20 -60cm boyunda oldukça sık çatallaşan, tüylü, gövdesi çatallı ve piramidimsi yükselir ve dört köşelidir. Kökleri koyu esmerimsi veya siyahımsı renkte ve oldukça sık yan köklerden meydana gelir. Yaprakları Yumurta veya oval şeklinde uca doğru sivri, koyu yeşil renkli, kenarları bütün veya seyrek kertikli, kenarları hafif kalkık, ortası yer yer kabarık ve damarları derincedir.
Çiçeklerinin kupa yaprakları yeşil veya sarımsı yeşil renkte olup bunun altında gerisi boru şeklinde uçları yıldız gibi olan uzantısı ile Taçyapraklarını kavrar. Taçyaprakları iki dudaklı olup üst dudağı daire şeklinde, alt dudağı oval ve kenarları dişli, beyaz veya pembemsi renkte olup ortada 4 adet döllenme tozluğu bulunur.
Yetiştirilmesi: Humuslu ve taşlı topraklarda gür yetişir ve fazla azotlu toprakları sevmez. Mart ve Nisanda camlık, sera ve yastıklata tohumları ekilir ve fideleri Nisan veya Mayısta bahçe veya tarlalara dikilir.
Hasat Zamanı: Mayıstan – Eylüle kadar Reyhan sürgün yaprak çiçekleri toplanarak gölgede kurutulur, evde salata ve yemeklere tazesi katılır. Malesef şifalı bitkiler toplama, kurutma, paketleme ve depolama işlemleri sırasında çok yanlışlar yapılmaktadır. Bitkinin şifalı kısmı yaprak veya çiçekleri ise asla Güneş altında kurutulmaz ve mutlaka gölgede kurutulmalıdır. Ayrıca örneğin bitki 5 günde kurudu ise, 2 gün daha kurumada bırakmak mahzurludur, çünkü birleşimindeki eterik yağları kaybettiğinden kalitesi düşer. Sadece bitki kökleri Güneş’te kurutulur ve kurur kurumaz hemen paketlenip depolanması gerekir. Şifalı bitkilerin Aktarlar’da açıkta satılması kalitesini kısa sürede düşürür ve etkisini oldukca azaltır.
Kullanılması:
a) Komisyon E tarafından 18.03.1992 tarihli ve 54 nolu monografi bildirisi yayınlamış ve başta şişkinlik, tıkanma, İştahsızlık, Sindirim zafiyetine karşı ve idrar artırıcı olarak kullanılabileceği beyan edilmiştir.
b) Aroma tedavisinde; Reyhan yağı, Stres, hazımsızlık, bağırsaklarda kokuşma, şişkinlik, tıkanma ve iştahsızlık gibi rahatsızlıklara karşı kullanılır.
1) Halk arasında Sinirlilik, Stres, Depresyon, Korku, kolik, şişkinlik, tıkanma, boğaz ağrıları ve iltihapları, Sara ve boğmacaya karşı ve de kadınların cinsel arzularını artırıcı olarak kullanılmaktadır.
Yan tesirleri: Bilinen bir yan tesiri yoktur.







Raziyane (Rezene)


Maydanozgiller familyasından; Ege ve Akdeniz bölgesinde yetiştirilen 2 veya çok yıllık otsu bir bitkidir. Boyu 1-1,5 metre kadardır. Yaprakları saplı, almaşık dizilişli ve tüysüzdür. Gövdesi dik, silindir şekilli ve tüysüzdür. Sarı renkli çiçekleri şemsiye görünümündedir. Meyveleri silindirik, 11 milimetre kadar

boyunda ve 4 milimetre kadar kalınlıktadır. Renkleri yeşilimsi esmerdir. Meyveleri, müsilaj, şeker, nişasta, tanen sabit ve uçucu yağ taşır. İlaçlarda tohumları ve kökü kullanılır.

Faydası: Mide ve bağırsak gazlarını giderir. Sinirleri ve ağrıları yatıştırır. İştahi açar. İdrar söktürür. Anne sütünü artırır. Boğmaca, dalak hastalıkları ve idrar zorluğunda faydalıdır. Kansızlığı giderir. Kan çıbanı ve göz zafiyetinde de kullanılır. Kalp hastalıkları, romatizma ve üremide faydalıdır. Bronşları boşaltır.








Roka ( Eruca Sative )


Turpgiller familyasından; sapı tüylü, 40 cm kadar boyunda bir bitkidir. Çiçekleri sapın ucundadır. Rengi beyaza çalar, üzeri mor damarlıdır. Çok kokuludur. Yaprakları almaşık dizilişlidir.

Faydası: İdrar söktürür. Karında biriken suyu boşaltır. Kanın temizlenmesine yardımcı olur. Sıtma ateşini düşürür. Mafsal iltihaplarını giderir. Karaciğer ve dalak hastalıklarında faydalıdır. Safrayı boşaltır. Sarılığı keser. Karaciğer ağrısını giderir. İştah açar, hazmı kolaylaştırır. Cinsel gücü arttırır.
__________________
Hayatım, bir yıldır anlamlı!

Damla çevrimdışı   Alıntıyla Yanıtla
Yanıtla

Yer İmleri

Etiketler
bitkiler, sözlüğü, Şifalı

Başlık Araçları
Görünüm Modları

İleti Gönderme Kuralları
Yeni başlık açma etkin değil
İletileri yanıtlama etkin değil
Eklenti gönderme etkin değil
İleti düzenleme etkin değil

BB kodu etkin
[IMG] kodu etkin
HTML kodu etkin değil
Refbacks etkin

Foruma Geç

Benzer Başlıklar
Başlık Başlığı Açan Forum Yanıtlar Son İleti
Şifalı bitkiler oo7 Site Tanıtımları 0 19 Ekim 2013 22:19
Şifalı Bitkiler velidurmaz Sağlıklı Yaşam 0 10 Temmuz 2013 13:22
Şifalı Bitkiler ve Faydaları nullsix Site Tanıtımları 0 28 Nisan 2012 23:12
şifalı bitkiler deha13 Site Tanıtımları 0 22 Ağustos 2011 20:02
Şifalı Bitkiler garipwm Site Tanıtımları 0 08 Haziran 2011 18:51


Saat ayarı: GMT +3. Şu an saat: 13:32.


"IRCKaynak.Com" vBulletin® yazılımının 3.8.5 sürümünü, lisanslı olarak kullanmaktadır.
"IRCKaynak.Com" Türkiye'deki sayılı yasal ve özgün IRC forum sitelerinden bir tanesidir. Bu bağlamda, teknik çalışmalarından yönetimce yapılan bildirilerine kadar her materyali özgündür. Alıntı içeriğe kullanıcılarının paylaşımı dışında yer vermez, illegal bir yazılım kullanmaz. Böylece fark yaratır!
"IRCKaynak.Com"'un telif hakları, Copyright © 2000-2014. Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.2.0 şirketine aittir.
"IRCKaynak.Com" hiçbir IRC forumuyla rakip değildir, kendi alanında bir ekol olma amacındadır. Genel bildirisinde ve tüm duyurularında, buna özellikle değinilir.
*"IRCKaynak.Com" geneli ilgilendiren tüm yönetimsel uygulamalarda, kullanıcının sesine de kulak vermektedir; çoğulcu yönetim politikasını benimsemiştir.
*"IRCKaynak.Com" bitmeye yüz tuttuğu söylenen IRC protokolü için hiçbir maddî çıkar beklemeksizin çalışmak amaçlı kurulmuş olup, IRC kullanıcılarının düşüncelerini bildirebileceği ve IRC dışı, genel konularda da bilgi alışverişinde bulunabileceği bir merkezdir.
Site açıklaması: IRCd ve mIRC Scripting yardımı alınabilen, sunucu ve site tanıtılabilen; webmasterlık, genel konular ve eğlence üzerine de içerikler barındıran forum.

kadıköy escort
YASAL UYARI!
5651 sayılı yasanın 8. maddesi ve Türk Ceza Kanununun 125. maddesi uyarınca, foruma eklenen içeriklerden ilgili içeriği ekleyen kullanıcılar sorumludur. Yasalarımıza uygun olmadığını düşündüğünüz içerikler için IRCKaynak yönetimine, iletisim[at]irckaynak[dot]com e-posta adresini kullanarak bildirimde bulunabilirsiniz. Şikâyetleriniz, en geç bir hafta içerisinde işleme alınacaktır.

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490 491 492 493 494 495 496 497 498 499 500 501 502 503 504 505 506 507 508 509 510 511 512 513 514 515 516 517 518 519 520 521 522 523 524 525 526 527 528 529 530 531 532 533 534 535 536 537 538 539 540 541 542 543 544 545 546 547 548 549 550 551 552 553 554 555 556 557 558 559 560 561 562 563 564 565 566 567 568 569 570 571 572 573 574 575 576 577 578 579 580 581 582 583 584 585 586 587 588 589 590 591 592 593 594 595 596 597 598 599 600 601 602 603 604 605 606 607 608 609 610 611 612 613 614 615 616 617 618 619 620 621 622 623 624 625 626 627 628 629 630 631 632 633 634 635 636 637 638 639 640 641 642 643 644 645 646 647 648 649 650 651 652 653 654 655 656 657 658 659 660 661 662 663 664 665 666 667 668 669 670 671 672 673 674 675 676 677 678 679 680 681 682 683 684 685